X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Telefonu kaldırdığımda ulaşamayacağım kimse yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Telefonu kaldırdığımda ulaşamayacağım kimse yok

  • Giriş Tarihi: 11.10.2015
Telefonu kaldırdığımda ulaşamayacağım kimse yok
Telefonu kaldırdığımda ulaşamayacağım kimse yok

Canlandırdığı mafya lideri Çakır karakteri efsane oldu. Şimdilerde yine mafya karakteriyle, Hızır Çakırbeyli olarak izleyicinin karşısında... Oktay Kaynarca bu tür karakterleri öylesine başarıyla canlandırıyor ki rolü adeta üzerine yapışıyor. Oyuncu insana dair birçok şey biriktirdiğini söylüyor: "Birçok insanla masaya oturdum. Milletvekili de, bakan da, işçi emeklisi de tanırım, bu benim zenginliğim..."

Oktay Kaynarca takım elbiseyi giyip, racon kesmeye başlayınca reytingler altüst oluyor. Seyirci onu mafya reisi olarak kodlamış ve ekranda öyle görünce izlemelere doyamıyor. Tam da bu yüzden Hızır Çakırbeyli rolü efsanenin dönüşü olarak yorumlandı. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisindeki Hızır Çakırbeyli 10 yıl önce ölen, Kurtlar Vadisi'nin efsane karakteri Süleyman Çakır'ın amcasının oğlu gibi... Hızır Çakırbeyli Karadenizli bir mafya reisi. Çakır'dan tek farkı iki kadına birden âşık olması. Çakır dünya dertleriyle boğuşurdu, Hızır Çakırbeyli kadınlar arasında kaldı. Bir yanda karısı Meryem, diğer yanda hamile sevgilisi Nazlı.... Bu kez sanki işi daha zor... Hızır Çakırbeyli'den havadisler böyle... Gelelim Oktay Kaynarca'ya... O kendisinde şeytan tüyü olduğuna inananlardan, haklı da galiba... Kaynarca 50 yaşında, ardında birçok ilişki bırakmış. İçinde hiç pişmanlık yok, "Güzel yaşadım" diyor. Ama bir ukde var içinde... "Tek eksiğim çocuğumun olmaması" diye tarif ediyor durumunu... Kaynarca ile Park Bosphorous CVK Otel'inde buluştuk. Rolü gereği zayıflama telaşında, biz kahvelerimizi yudumlarken, o formülünü bizimle paylaşacağı içeceğinden yudumladı. Ne sorsak cevapladı, haliyle ortaya güzel bir sohbet çıktı:

- İki kadın arasında kalma hali nasıl hissetirir bir erkeğe?
- Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Mesela benim amcam bu hikayenin aynısını yaşadı. İki kadın arasında kaldı. Ölene kadar böyle yaşadı. Böyle bir adamdı. İki taraf da bu durumu kabul etti. Uzaktan yakından herkesin ailesinde bu tarz bir durum var, kimse bundan kaçmasın. Kabul ediyoruz anlamına gelmiyor ama yokmuş gibi de davranamayız. Elbette etik olan, biriyle yola çıktıysan o kişiyle yolculuğu tamamlamak ya da ayrılmaktır. Ama bunu yaşayan insanları dışlayacak mıyız? Hayır!

- Erkeğe ne oluyor da karar veremiyor?
- Bilmem. Senaristler bilir. İki kadınla yaşamadım ki... (Gülüyor). Sanırım birinde bulamadığı ya da kaybolan, eksilen ne varsa ona doğru başlarını çeviriyorlar. Bir ilişki de küçük bir boşluk varsa, o boşluğun başkaları tarafından doldurabilmesi her an gündeme gelebilir...

- Kadınlar güçten etkileniyor mu?
- Eee tabii. Bu doğal, güç çok seksi bir şeydir. Kadın için çok önemlidir, iktidar demek.

- Ekranda da güç konusu reyting getiriyor... Siz ne zaman güçlü bir adam oynasanız seyirci coşuyor.
- Onun dışında yaptığım işler de ilgi çekti aslında. Çünkü hayatın içinde böyle, bu normlara sahip birinin olması, bu gerçeklik insanların hoşuna gidiyor. Aslında geçmişte yaptığım işlere dönersek, neredeyse hepsi ilk üç bölüm hep ilk sıralarda yer almış. Yani seyirci merak etmiş, ne yapacağımı beklemiş, Ama bazılarının ivme kaybetmesinin sebebi hep senaryo zaafı olmuş. Belki de bu gerçeklik üzerime güzel oturuyor.

O DÜNYAYI İYİ TANIYORUM

- Niye acaba?
- O dünyayı iyi tanıyorum. İyi oyunculara bakın, mutlaka geçmişleri fazla engebelidir, bir yerlere dokunmuşlardır, bilirler hayatı. Çok insan biriktirmiştir, birçok insanı gözlemiştir onlar. Bilirler o insanları. Heybelerine attıklarının içinden bir insan yaratırlar ve gerçekçi olur. Sanırım benim sırrım bu.

- Basından bildiğimiz kadarıyla çok geniş bir çevreniz var, bunu mu kastediyorsunuz?
- Birçok insanla masaya oturdum. Tanımadığım insan sayısı azdır açıkcası. Milletvekili de, bakan da, işçi emeklisi de tanırım. Toplumun her kesiminden insana dokunmayı seviyorum. Onların benimle bir şey paylaşıyor olması, benim de onlarla bir şeyler paylaşıyor olmam tamamen eş dost ilişkisi. Oyuncu olarak da ilgimi çekiyorlar. Sokakta kağıt toplayan bir çocuk da değerli o anlamda. Zenginliğim o zaten. Onlara sadece bu gözle bakmıyorum elbette, dostluklarım da var. Telefonu kaldırdığımda ulaşamayacağım kimse yok. Bu büyük zenginlik. Ve insana güven veriyor.

- Güçlü bir adam olarak hissediyor musunuz kendinizi?
- İnsanın dostlarının olması güçlü hissettirir. Asıl gücü kendi içinizden almalısınız ama... O iç güç de karşı tarafa geçmeli ki, o güvenle masaya oturun.

KOMİĞİMDİR HATTA BEN!

- Siz nasıl birisiniz? Karşınızda ceket düğmeleri iliklenir mi?
- Normal bir adamım. Fazla açık sözlü biriyim. Çok paldır küldür konuşurum. Ve bunun ceremesini de çok çektik... Önümde biri düğmesini iliklemeye kalkışırsa, o kişinin sırtına vururum şefkatle. Normal bir vatandaş olduğumu hatırlatırım.

- Rol bile olsa böyle adamları oynamak bir hal getiriyor mu insanın üstüne?
- Hayır getirmemeli... Bu algıyla ilgili zamanında çok uğraştım. Rahmetli Duygu Asena bile arabasını değnekçilere vermiş ve sıkıntı yaşamış. Bir yazısında bu durumun suçunu bile benim üzerime atmıştı. Değnekçiler bana özeniyormuş! Bunun acısını çok çektim; öyle oturuyor, öyle kalkıyor, öyle davranıyor gibi çok eleştiri aldım... Oysa öyle değildi. Masada oturup gırgır yapmayı çok severim. Aklıma eseni yaparım. Komiğimdir hatta ben! Benden ziyade insanların etkilenmesinden kaynaklanan bir şey bu. Ama hiçbir zaman cıvık bir adam profilim de olmadı hayatta.

- Tutup da sokak ortasında dans etmem diyorsunuz yani...
- Yurtdışında yaparım. Bunun da bir örneğini yaşadık, Almanya'da bir yere girdik. Güzel bir diskoydu, çok şımardık ve eğlendik. "Ohh" dedik, kimse görmeden eğlendik. Sonra çıkışta sağlı sollu takım elbiseli adamlar sıraya dizilmiş. Biri çıktı, "Oktay bey sizi ağırlamaktan çok mutlu olduk" dedi. Diskonun güvenliğinin tamamı Türkmüş (gülüyor)...

- Türkiye bir baskı yaratıyor mu üzerinizde?
- Doğal olarak. İnsanların gözünün önündesiniz burada. Zil zurna sarhoş olup sokaklarda gezemezsiniz, bir sorumluluğunuz var. Zaten bu tarz bir hayatım olmadığı gibi otokontrolü hayatıma geçiriyorum.

- Çok eğlenmek istediğinizde ne yapıyorsunuz?
- Gidip türkü dinliyorum. Orada kafamı dağıtıyorum. Bizim memleketimizde dans edelim kültürü yok zaten. İnsanlar eğlenmeye giderler, bir kenara dikilip birbirlerini keserler. Benim de dans edesim yok açıkcası... Konservatuvarda bile başıma belaydı bu dans...