X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Silivri cezaevi fabrika gibi...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Silivri cezaevi fabrika gibi...

  • Giriş Tarihi: 22.5.2016
Silivri cezaevi fabrika gibi...
Silivri cezaevi fabrika gibi...

Pazar SABAH, Türkiye’nin en büyük ve son yılların en çok konuşulan cezaevi Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları’na girdi, bütün özel bölümleri gezip fotoğrafladı. Burada her gün 15 bin kişilik yemek hazırlanıyor, fırından çıkan ürünler dışarıya da satılıyor. Ayakkabı atölyesi yurt dışına üretim yapıyor. Tüm atölyelerden elde edilen gelir 856 bin lira, hedefleri ise 1 milyon liraya ulaşmak

Adı Balyoz ve Ergenekon davaları sürecinde sıkça gündeme gelen ve o günden bu yana ününü her daim koruyan Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları'nın neredeyse bütün bölümlerini aldığımız özel bir izinle gezmek için sabahın erken saatlerinde ulaşıyoruz bu kapalı şehre. Şehir diyorum zira burası hem sekiz bine yakın mahkum ile iki bine yakın çalışanın bulunduğu, 7/24 yaşayan bir yer. Kahvaltımızı günlük yevmiyeyle çalışan mahkumların çalıştığı ve her gün olan restoranda yapıp yola koyuluyoruz. Açık cezaevi bölümünün önünde kafeste iki muhabbet kuşuyla oynayan İbrahim Ö.'yü görüyorum. 14 yaşındaki İbrahim iki ay önce hapse giren babasını ziyarete gelmiş. Kuşları da çıkarken babası hediye etmiş. Babası çıkana kadar kuşlara çok iyi bakacağını söylüyor İbrahim. Gerçi kuşlar için fark eden bir şey yok. İçeride iken de kafesteydiler, dışardayken de kafeste olacaklar...

İÇERİSİ FABRİKA GİBİ
Güvenlik oldukça sıkı ve kurallar net. İçeriye cep telefonu, sim kart vb. cihazların sokulması kesinlikle yasak. Bırakın gazeteci olarak bizi, infaz koruma memurlarının, personelin ve hatta cezaevi müdürünün bile cep telefonuna asla izin verilmiyor. 1'i açık, 8'i L tipi kapalı ve 1'i yüksek güvenlikli kapalı olmak üzere toplam 10 cezaevinin bulunduğu bu kampüsün mutfak kısmı oldukça büyük. Devasa tencerelerin başındaki mahkumlar harıl harıl öğle yemeği hazırlıyor. Kurum müdürü Yusuf Altun, her gün üç öğün olmak üzere gıda mühendisinin denetiminde 15 bin kişilik yemeğin hazırlandığı mutfakta günlük 130 hükümlünün çalıştığını belirtiyor. "Çalışan hükümlülerin hem iş sigortaları yapılıyor hem de günlük yevmiye alıyorlar. Hijyen ve sağlığa çok önem veriyoruz. Ayrıca diyet raporu olan hükümlü ve tutuklular için de diyet yemeği hazırlıyoruz" diyen Altun ile birlikte günde 16 bin ekmeğin çıkarıldığı fırına yöneliyoruz. Burada üretilen her çeşit ekmek sadece kampüste değil dışarıya da satılıyor. Her gün 500 paket kuru pasta, bin muffin kek, 2 bin 200 simit, poğaça ve hamburger ekmeğinin mahkumlar tarafından üretildiği fırından Antalya'daki fuar için yapılan kurabiyelerin kokusunu içimize çekerek ayrılıyoruz.
SİLİVRİ CEZAEVİ FABRİKA GİBİ...
"MAHKUM DEĞİL, İŞÇİ GİBİYİM"
Mahkumların hem para kazanıp hem de meslek icra ettikleri ayakkabı atölyesinde kesim işiyle uğraşan Ahmet K. Konya'da yer olmadığı için sevkle gelmiş Silivri'ye. 3 yıldır bu atölyede çalışan Ahmet K. meslek sahibi olduğunu anlatıyor. "Kendimi burada mahkum gibi hissetmiyorum, normal iş yerinde çalışan bir işçi gibiyim" diyerek hapisten çıktıktan sonra da bu işi devam ettireceğini söylüyor. Atölyede üretilen günlük 300 civarındaki ayakkabının tamamı yurt dışına gidiyor. Üretici firma tüm ekipman ve malzeme desteği sağlayan bir tesis kurmuş buraya. Çırak, kalfa ve ustalar yevmiye alıyor. Mesai saat 8.30'da başlıyor ve 17.00'ye kadar mahkumlar normal bir işyerindeymişçesine çalışıp, odalarına dönüyor. Silivri Cezaevi'nin kapalı bölümünde 60 standart oda mevcut. Her bölümünde 7 oda var ve burada kalan mahkum sayısı toplamda 28'er kişiyi geçemiyor. Her odanın kendisine ait ortak yaşam alanı ve gökyüzü manzaralı avlusu var. Buradaki mahkumlar kendi aralarında para toplayıp televizyon ve buzdolabı alabiliyorlar. Cezaevi kantininden de her tür ihtiyaçlarını karşılayıp yemeklerini yapıyor ve çaylarını demleyebiliyorlar. Odada kalan Mustafa T. iki muhabbet kuşu besliyor. Mustafa için bu kuşlar dert ortağı. Onlara türküler söylüyor, konuşuyor ve arkadaşlık ediyor.

856 BİN LİRA KAR ELDE ETTİLER
Labirenti andıran cezaevi koridorlarından tekstil atölyesi bölümüne müdür Mustafa Öztürk ile birlikte giriyoruz. Çanta, cüzdan, bavul ve tekstil atölyelerinde mahkumların hem meslek öğrendiklerini hem de para kazandıklarını belirten Öztürk, bu sayede geçen yıl cezaevi olarak 856 bin lira kar elde ettiklerini, bu yıl ise hedeflerinin 1 milyon liraya ulaşmak olduğunu aktarıyor. Cezaevinde kuaförlük, iş güveniği, bilgisayar, muhasebe, sıhhi tesisat bölümleri de var. Hem Silivri'de hem de Türkiye'deki tüm cezaevlerinde üretilen ürünlerin ucuz fiyata satıldığı bir de satış mağazası bulunuyor dışarıda. Buradan mont, ayakkabı ya da hediyelik eşya almak mümkün... Sigortalı olarak çalışan mahkum işçiler hayatından memnun şekilde çalışmaya devam ediyorlar. Tek engelleri ise özgürlük...

Cezaevinde resim yeteneğini keşfetti
5 nolu L tipi cezaevine girişler ise daha sıkı güvenlik kontrolüne tabii. Önce kimlik kartlarımızı veriyor ardından da optik göz taramasından geçerek içeri alınıyoruz. İçeriye girmek için tanımlanmış olan gözünüzü bir ekrana tutarak kapının açılmasını sağlıyorsunuz. Bu bölümde sanat ve mesleki eğitime ağırlık verilmiş. Kütüphaneden tiyatro salonuna kadar her imkan mevcut mahkumlar için. Koridorlarda elindeki kurşun kalem ve silgisiyle duvara resim yapan Nusret B. ile karşılaşıyoruz. Gasp suçundan 9,5 yıla mahkum olan ve beş yıldır Silivri'de bulunan Nusret B. buradaki kurslara katılarak içindeki resim yeteneğini keşfetmiş. Her gün beş saat boyunca duvarlara devasa tablolar yapıyor. Duvarlarda Türk bayrağının doğuşu, Malazgirt Zaferi, İstanbul'un Fethi, Zaferi, İzmir'in Kurtuluşu, Cumhuriyetin İlanı, Kardeşlik- Birlik-Dirlik ve Hoşgörü köşelerinin hepsini o resmetmiş. "Dışarıda işsizdim. Burada resim yeteneğimi keşfettim. Artık profesyonelleşmeye başladım. Eski yaptığım resimleri beğenmiyorum" diyen Mustafa B. özgürlüğüne kavuşana kadar cezaevinin bütün duvarlarına resim yapmaya niyetli.

Cinayete teşebbüsten avukatlığa...
Marangozhaneye geçip 19 yıl hüküm giyen Talip K.'nin yaptığı büyük gemi maketlerini inceliyor, Karagümrüklü 24 yaşındaki Batuhan D.'nin bakır işlerinin önünde eğleşiyoruz. Cinayete teşebbüsten 17 yıl hüküm giyen Batuhan, beş yıldır burada ama liseyi burada aldığı eğitimlerle dışarıdan bitirmiş. İlk LYS sınavını kazanmış ve şimdi ikincisine hazırlanıyor. "Hukuk okumak, avukatlık yapmak istiyorum. Tabii hüküm giymiş olanlar avukatlık yapamıyor. Ama benim idealim bu. Burada kendime güven geldi" diyor heyecanla.

Terör suçluları burada
Silivri Cezaevi'nin en bilinen ve merak edilen kısmı ise hiç şüphesiz 'yüksek güvenlikli' diye tabir edilen kapalı kısmı. Son dönemde adı kamuoyunda sıkça duyulan Can Dündar, Erdem Gül, Hidayet Karaca, Mehmet Baransu, emniyet müdürleri ve teröre destek veren akademisyenlerin kaldığı bu bölüm, vatana karşı işlenen terör suçlarından tutuklu ya da hüküm giymiş olanları ağırlıyor. Kapalı Cezaevi'nin kurum müdürü Ali Demirtaş, 485 kişi kapasiteli cezaevinde şu an 272 hükümlünün bulunduğunu aktarıyor: "Burada devlete karşı işlenen suçlar, organize terör suçluları, ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar kalıyor." Sonra tek kişilik ve üç kişilik boş odaları ziyaret ediyoruz. Üç kişilik odaların üst katında yatak ve dolaplar, alt katta ise ortak yaşam alanı ve küçük bir avlu bulunuyor. Dileyen buraya televizyon ve buzdolabı koyabiliyor. Tek kişilikler ise avluya açılan bir odadan oluşuyor. Burada kalan hükümlü ve tutukluların birbirleriyle görüşmesi elbette yasak. Herkes kendilerine ayrılan bölümde yaşamını sürdürüyor. Ancak bu haliyle Avrupa'daki bir çok cezaevinin üzerinde bir yaşam standardına sahip oldukları kesin.

Cezaevi vaizi: Mahkumların kalplerine sesleniyoruz
Hasan Hüseyin Yılmaz cezaevinin vaizi. Mütebessim bir çehresi var ve oldukça da genç. İki sene ABD'de, 4,5 yıl Çanakkale'de ve bir yıl da Gaziantep'te görev yapan Yılmaz, iki yıldır Silivri'de. Burada göreve başladığında önyargıyla yaklaştığını ancak farklı bir ortam bulduğunu kaydeden Yılmaz, "Toplumun yitirdiği kardeşlerimize dini telkin ve hizmetlerde bulunuyor, akıllarına ve kalplerine hitap ediyoruz. Hatalarından dolayı pişmanlık duyan ve tekrar aynı hataları işlemeyeceğine söz veren çok kişi oldu. Her kurs döneminde ortalama 70-80 kişiye Elif-ba ve Kur'an dersleri veriyorum. Dini dersler yanında oda ziyaretlerinde bulunuyorum" diyor. Haftanın dört günü mahkumlara dini ve psikolojik yönden bireysel danışmanlık hizmeti de veren vaiz Yılmaz, mahkumların özel soruları için yönetime dilekçe verdiklerini ve bu şekilde onlarla konuştuğunu kaydediyor.

Tiyatro ve musiki grubu da var
Mahkumlardan 10 kişilik ilahi grubu da kuran Yılmaz, saz, ney ve def ile özel günlerde konser verdiklerini belirterek şöyle konuşuyor: "Cezaevi 2. müdürümüz Ferhat Ünal'ın senaryosunu yazdığı ve dekorunu yaptığı tiyatro oyunlarıyla da sanatsal yönümüzü ortaya çıkarıyoruz. Bugüne kadar Çanakkale Geçilmez, Herodot Cevdet, Seksenler, Yunus Emre, Veysel Karani ve Bilal-i Habeşi'yi oynadık."