X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cahil cesareti sendrom mu tercih mi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cahil cesareti sendrom mu tercih mi?

  • Giriş Tarihi: 23.10.2016
Cahil cesareti sendrom mu tercih mi?
Cahil cesareti sendrom mu tercih mi?

Geçtiğimiz haftaya damgasını vurdu. Ama hangi ? Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı... Bu tartışma gösterdi ki cahillik sadece bugünün değil, insanlık tarihinin sorunuymuş. Cahil kimdir, nedir, ne değildir, uzmanına sorduk... İşte uzman psikolog Emre Konuk’un anlattıkları

Justin Kruger ve David Dunning isimli iki ABD'li psikiyatr, 2000 yılında Harvard Üniversitesi'nin IG Nobel'ini Türkiye'nin gündemine cuk diye oturan bir teoriyle aldı. Neydi o teori; "Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" diyordu iki uzman. Aradan geçen 16 yılda teoriyi ispatlayacak onlarca örnek yaşadık. Bunlardan biri de geçen hafta magazin basınının gündemine bomba gibi düştü. Bir televizyon yorumcusu Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu kitabındaki 'yı pop yıldızı olanla karıştırınca ve kitabı okuduğunda ısrar edince ortalık karıştı. Kruger ve Dunning bu duruma nasıl bir yorum yapar bilemiyorum ama teorinin alt metnini hatırlatmakta fayda görüyorum. Teori şöyle diyor özetle; Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır. Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Niteliklerini abartma eğilimindedirler. Gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan acizdirler. Şimdi iyi hoş da, kim cahil, kim değil noktasında, herkes durduğu yerden karşısındakini cahil görmez mi diye bir soru takılıyor insanın aklına... Kürk Mantolu Madonna'nın Madonna'sını bilmeyen cahil de, Hermes'in son model çantasını bilmeyen değil mi? Ya da tarlasını süren, tohuma bakınca ne olacağını bilen ama modayla ilgilenmeyen birini hangi kategoriye sokacağız? Bu bir paradoks, işin içinden çık çıkabilirsen... Galiba modern hayat hepimizi potansiyel cahil yaptı. Bilgi o kadar hızlı ve her yerden akıyor ki cahil olmamak mümkün değil. Düşünsenize, eskiden bir yazabilmek ve onu basabilmek için aylar, yıllar geçmesi gerekirdi. Şimdi aklınıza geleni yazıp, onu amazon'da tek tuşla okuyucuya ulaştırabilirsiniz. Üstelik bu sadece size değil dünyadaki 7 milyar insana bahşedilmiş bir ayrıcalık. İyi de, her aklına gelen fikrini beyan eder, her fikri olan kitap yazarsa, bu bilgi yığınının arasından nasıl sıyrılacağız. Aslına bakarsanız mesele cahil olmak da değil... Hem cahil hem cesur olanlarda sıkıntı. Çünkü tarih boyunca toplumun büyük bölümü cahildi, geri kalanı değil... Ama cahiller hiç bu kadar cesur olmamıştı... Derin bir nefes alarak konuya sosyolojik ve psikolojik açıdan bakmakta fayda var. Kim bakacak bu açıdan, tabii ki benim gibi fani bir cahil değil... Psikolog Emre Konuk Osmanlı'dan günümüze dört ayrı cahillik dönemi yaşadığımız söylüyor. Dedim ya benim zihnim açıldı, buyrun sizin de açılsın:

- Cahillik bir sendrom mu?
- Cahilliği bir sendrom olarak tanımlamak mümkün değil. Çünkü bir hastalık değil! Depresyon ya da tüberküloz gibi değil. Cahilliği ve etrafında dönen tartışmayı sosyal bir fenomen olarak ele alırsak daha verimli bir tartışma yaratırız. Ayrıca cahillik aşağılama içeren bir kavram. Bir şeye hem hastalık deyip hem de aşağılayamayız!

- Her dönemin cahili kendine göre değil mi?
- Tarih boyunca cahiller vardır. Bilgeler varlıklarını cahillere borçludur. Ama donanımlı insanlar, cahillerle uğraşmazlar. Bir araya gelmezler. 13. yüzyılda bilgi almak istiyorsan bir eşeğe binip, Konya'ya gidip Mevlana'nın kapısını çalardın. O her ne kadar, "Ne olursan ol gel" demişse de, bu işin marketing kısmıydı... Her geleni içeriye almazdı. Alsaydı Taptuk Emre 10 yıl boyunca dergaha odun taşıyarak kabulünü beklemezdi. Bilge, donanımlı kişi, öğretmen yetiştirebileceği kişiyi böyle seçer.

- Cahil olmayan kimdir peki?
- Tarih boyunca toplumlara katma değer katan takımlar vardır, kimdir bunlar; sanatçılar, bilim adamları, felsefeciler, siyasetçiler, hatta işadamları... Bu insanlar hep öğreten oldular. Cahiller hep bunlardan öğrendiler. Çok isteyeni, çok uğraştı "Köyümde Oxford yoktu" demedi, Oxford'a girdi, haliyle bu takımın arasına girdi.

Birinci cahillik dönemi
HALDIR HALDIR TERCÜME YAPILDI

- Bugün topluma yayılmış cahilliği geçmişimizle açıklayabilir miyiz?
- Cumhuriyetin kurucuları, yeni sistemi kurarken çok büyük bir hata yaptı. Maalesef sosyolojiye önem vermediler. Muasır medeniyet seviyesine ulaşacağız derken bir şeyi yanlış anladılar. Bizim Batı medeniyetiyle aramızdaki farkı bilgi açığı diye gördüler. Değildi! Bilgimiz azdı, doğru... Ama bir açık vardı ki, hiç görülmedi ve konuşulmadı. O hâlâ büyük dert!

- Neydi o açık?
- Batı'daki bilim adamları, felsefeciler, edebiyatçılar vs. sadece bilgili değildi. Einstein sadece bilgili değildi, bilgi üretirdi. Olmayan bilgiyi üretirdi. Batı'nın en önemli özelliği bu; bilgi üretir. Bizim de en önemli özelliğimiz, hadi hiç demeyelim ama neredeyse hiç üretmeyiz! Hele bilgiyi hiç üretmeyiz! Biz klişeler üzerinden ilerleriz. Bu yakın zamana kadar dikkati çekmiyordu. Bizim eğitim sistemimiz de bilgi almak üzerine kurulmuştur, bilgi üretmek üzerine değil. Cahil tayfası çok yakın zamanlara kadar bilgiye ulaşmak için hocayı bulmak zorundaydı. Ondan da bilgi alacağı için saygı duyardı. Bilgiyi alır, ezberlerdi. Ama internet oyunu bozdu.

- Bilgi çok kolay ulaşılır bir hale geldi bunu mu kast ediyorsunuz?
- Evet. Artık Oxford'a gitmek zorunda değilim! Çok kafayı takarsan Standford'daki derslere uzaktan girebilirsin. Yakın tarihimize bakarsanız, bilgiyi ezberlemek zannederek geçen bir 100 senemiz var. Cumhuriyet'in kurucuları haldır haldır kitap tercüme ettirdi. Çok da iyi yaptılar. Ama okulda ezberlemeyi öğrettiler. Okukuduğunu sorgulayanı 'iğdiş' ettiler. Bir cumhuriyet nesli böyle büyüdü. Bilginin peşindeki insanlar olarak öğrencilik dönemimizde ne kadar yorulduğumuzu anlatamam. Yurtdışından bir kitap elde edebilmek için, yayınevine çeviri yapmayı teklif ettiğimi bilirim.

İkinci cahillik dönemi
OKUNAN TEK KİTAP FELSEFENİN TEMEL İLKELERİ'YDİ

- Türkiye tarihinde dönem dönem farklı cahillikler yaşanmış anladığım kadarıyla... Yanılıyor muyum?
- Kesinlikle yanılmıyorsun. Menderes iktidara geldi... Halkın seçimiyle bir başbakan vardı. Daha bir özgürleştik. Ama özgürlük geldi dendiği anda, en bağnaz hal de geldi. Şöyle ki; tartışılmayan ve yasak olan şeyler tartışılmaya başlandı. Ama tartışmaya alışık değildik, Osmanlı'da da yok bu, Cumhuriyet'te de yoktu. İstişare geleneği var ama tartışma geleneği yoktu! 1960 darbesi, bu gelenekten gelen gençlerin kafa yapısının sonucudur.

- Özgürlük iyidir hocam... Neden cahillik olarak yansıdı topluma?
- Çünkü özgürlük adına iki uç seçildi, sol ve sağ... 1960- 1980 arası, düşünmeden sadece eylem dönemi başladı. O dönemden solda yer alan ne kadar aktör varsa yakından tanıdım. Ben de yine o dönem ben Nietzsche'nin bir kitabıyla yakalandım ve sorgulandım kimim diye... Okunan tek kitap, Felsefenin Temel İlkeleri'ydi... Bir kuşak genç sol bu klişelerle büyüdü. Okunması gereken bir liste vardı, onların okunması gerekiyordu. Solcusu da, sağcısı da o dönem cahillik içindeydi ve hiçbiri de demokrat değildi! "Düşünürsen eylem yapamazsın" düşüncesi hakimdi! Bunlar 50 sene öncesinin durumu. Oradan bugünlere uzanıyor cahillik. Bir kuşak üniversitelerde, sağ, sol meselesiyle heba oldu. Edebiyata bakın; başka hiçbir kitap yayınlanamazdı. Ya seks filmi yapılırdı, ya sağ sol filmi... Tarık Akan genç kızla tanışır, elinde kitap vardır. Tarık Akan Felsefe'nin Temel İlkeleri kitabını kızın önüne atar, kamera da zoom yapar! Klişelere hapsolmuş bir dönemdi o...

Üçüncü cahillik dönemi
BİZİM AYDINIMIZ DEMOKRAT OLAMADI

- Zaman hızla akıyor, giderek daha cahil oluyoruz sanki...
- Özal liberal ekonomiyi getirdi. Bu çok köklü bir paradigma değişikliğiydi. Özal'la birlikte enformasyon giriş çıkışı serbest hale geldi. Bırakınız yapsınlar, bırakınız gezsinler dönemi... Düşüncelerini söyleyebilirsin, girişimci olabilirsin... Tabii zihniyet bu kadar kolay değişmiyor. Bu değişim nedeniyle sol da, sağ da Özal'dan fena halde nefret etti. Ağızları köpürerek öfkelendiler... Unutuyoruz bunları, zannediyoruz ki bu tepkiler tarihte bir tek Tayyip Erdoğan'a yapılıyor. Değil halbuki... Çünkü bizdeki demokratik sol, demokratik değildi. Klişelerle hareket ederdi, hâlâ da öyle hareket ediyor. Onu da eleştirirlerdi, en doğru şeyleri bile eleştirirlerdi, bugün yaptıkları gibi... Onlara göre kötü bir adam iyi bir şey yapıyorsa, kabul edemezlerdi. Cahillik bu işte. Eleştirel düşünce yok, yaratıcı düşünce yok, farklı bakış açısı yok. Özal'ın dönemi de böyle geçti. Ama duvarda da ışığın sızması için bir delik açıldı. Bob Dylan bir şarkısında, "Duvarda bir çatlak var ama oradan bir ışık sızıyor" der... Özal'ın hatası, etik değerlere önem vermemesiydi. Birey hakları öne çıktıkça, bizdekiler bireyselleşmeden zenginleşmeyi anladılar. Batı hak ve özgürlüklerle uğraşırken, bizimkiler para peşine düştü. Her türlü yolsuzluk ortaya çıktı.

Dördüncü cahillik dönemi
CAHİL VE CESUR
- Cahilliğin son döneminden söz edeceğiz. Epey endişeliyim... Bu dönemi nasıl yorumluyorsunuz?

- Recep Tayyip Erdoğan, Özal döneminin antitezini oluşturmaya çalıştı, işin içine ahlakı ve dini kattı. Dinle, liberal ekonomiyi harman etmek dünyanın en kolay işe değildir. Hâlâ bunun sancısını çekiyoruz. Mesela kültürümüzde dergahlar kişisel gelişim merkezleridir, amaçları da budur. Bu geleneğin dinin emredici, kural koyucu, yasaklayıcı yanıyla liberal düşüncenin serbest bırakan, özgür düşünmeyi ve eleştirmeyi destekleyen sentezi yaratma kavgasını yaşıyoruz. Eski gelenek bunu hazmedemiyor. Bir hükümet düşün ki, 15 sene liberal ekonomiyi savunuyor. Okullara tablet sokuyor, interneti hızlandırmak için uğraşıyor, okullara İngilizce dersi koyuyor. Bu hükümet 15 senedir vatandaşlarının, gençlerinin dışarıyla ilişkilerini destekliyor. Kapalı bir kültür olmak istemiyor. Bunun için hiç zorlanmıyor, çünkü vatandaş da bunu istiyor. Kültürünü dışarıya açmak için elinden geleni yapan bir hükümet var, 15 yılda Avrupa muktesebatına uymayan tek madde meclisten geçmemiş, teklif dahi edilmemiş ama biz bu hükümetin başındaki adamı diktatör diye suçlamaya gittik. Liberal ekonomiyi sonuna kadar savunup aynı zamanda nasıl diktatör olunur, bu paradoksun içine girdiğimizi hiç düşünmedik. Yani sosyolojiyi yine unuttuk. Bir toplumun, bir adamın gidişiyle değişebileceğini düşünmekle yine cahillik yaptık! Bunlar cahillik değil mi? Bizim aydınımız demokrat olamadı. Gezi olaylarında bir ruh vardı, ona anlamak yerine Gezi'nin bütününe sahip çıktı. Gezi'nin bütününde 300 otomobil yakıldı, onlarca işyeri yakıldı. Bu desteklenir mi? Batı'da gördüğün bu mudur? Bunu sorgulayamadılar.

Cehalet mi gaf mı?
Cahil kelimesiyle anılan ünlülerimiz var. Bunların hangisi cehalet hangisi gaf takdir sizin:
Hülya Avşar: Erol Kerim Aksoy Vakfı tarafından düzenlenen Fahr el Nissa Zeid resim sergisinde sarı kırmızı rengin ağırlıkta olduğu bir tablo önünde "Bu tablo Galatasaraylı. Ben ise Beşiktaşlı olduğum için bunu sevmedim" demesi üzerine, günlerce süren tartışma...
Elif Güvendik: "Bugün 10 Kasım Atatürk'ün ölüm yıldönümünü şölenlerle kutluyoruz."
Emrah: "Mozart dinlemiyorum ama Türkiye'ye gelirse konserine mutlaka giderim"
Sinem Güven: "Meme kanserine karşıyım!"
Ebru Gündeş: (Müzik yarışmasında Dersimli olduğunu söyleyen yarışmacıya) "Herkes Karadenizlilere olan hayranlığımı bilir. Bir Karadenizli yarışmacı ile çalışmayı çok isterim."
Nihat Doğan: "Atatürk ne demiş: Yurtta sulh barışta sulh."
Necati Şaşmaz: "Amerika'da bir filmde oynasam Oscar alırım. Ben almazsam o bana gelir."
Serdar Ortaç: "Topu topu 7 nota var kaç ayrı beste yapılabilir ki?"
Nil Karaibrahimgil: "Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa tek partili koalisyon oluyor..."
Milliyet gazetesi: Bu sene hac yine kurban bayramına denk geldi.

Bu 5 özelliğe dikkat
1
Özgüven sahibi görünür ama değildir. Özgüveni olan insanların bazı becerilerini kullanırlar ama özgüvenli değillerdir. Bir insan durmadan birilerini kötüleyip, durmadan ne kadar iyi olduğunu göstermeye çalışıyorsa, o insanda özgüven var denemez.
2 Kendini öne çıkaracak tüm unsurları kullanır. Başarmak diye düşündüğü şey bilgiye ulaşmak olmadığı için mesaisi kütüphanede geçmez! Mesaisi birinin üstüne nasıl basarım diye düşünerek geçer
3 Hep sahnede olmak ister. "Ben iyiyim, sen kötüsün" demek en yaygın eğilimleridir
4 Savunma mekanizmaları gelişmiştir. Belli savunma mekanizmalarını iyi kullanırlar. Mesela toplumun başarılı dediği kişiyi görüp, o kanalda yürümek. Bu kişiye yanaşabilir ya da bağımsız bir şekilde onun yolunu örnek alır.
5 Cesur ve saldırgandırlar ama mutlu değillerdir. Anlık doyum peşindedirler.

Hayat kurtaran iki tavsiye
"Cahilli cahil yapan sadece bilgisizliği değil. Bilgisi olmaz ama işine bakar bazı insan. Günümüzün konusu olan cahiller, hem cahil hem de pervasız olanlar" diyerek, cahilden ve cahillikten nasıl uzak kalacağımızı şöyle anlatıyor Psikolog Emre Konuk:
Cahillerin bir araya gelip sunduğu yaşam tarzı çok seksidir. Mümkünse bu cazibeden kendimizi korumamız gerekir. Cazibeler şunlardır; başarı, önemsenme, popülarite, onaylanma, el üstünde tutulma... Buralara kapılmamak gerekiyor.
Kendi türünüzden, hayattan keyif alan, doyum içindeki mutlu insanlarla bir arada olun.