X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sevgilerin en yücesi: Anne sevgisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sevgilerin en yücesi: Anne sevgisi

  • Giriş Tarihi: 7.5.2015 10:55
Sevgilerin en yücesi: Anne sevgisi
Sevgilerin en yücesi: Anne sevgisi

Annelik, dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri olarak biliniyor ve anneler aldıkları tüm övgüleri, fazlasıyla hak ediyor. Çünkü çocuklar anneleriyle kurdukları güvenli ilişkilerle kendilerine ve çevrelerine güvenmeyi ya da kurulan yetersiz temaslarla kendilerine ve çevrelerine güvenmemeyi öğreniyorlar. Bu da onların ileride çevreleriyle kuracakları ilişkilerin temelini belirliyor.

Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanan anneler günü, anneleri onurlandıran çok ama çok özel bir gün. İstanbul Florence Nightingale Hastanesinden uzman psikolog Emrah Polat çocuk gelişiminde annenin rolüne dikkat çekiyor…

ÇÜNKÜ HERKESİN BİR TANE ANNESİ VAR!


"Bizleri doğuran, doyuran, sağlıklı bir şekilde büyüten, evlatları uğruna canını bile hiçe sayan, dünyadaki en iyi ve vefalı" diye başlayan cümleler asla yetmiyor, bir annenin ve anneliğin gerçek değerini anlatmaya… Bir annenin varlığı, en büyüktür aşktır çocuğuna…
Çünkü hayatta değerli ve güzel olan şeylerden yüzlerce hatta binlerce olabiliyor, pek çok çiçek, yıldız, gökkuşağı, kardeş, teyze, hala, kuzen, arkadaş hatta can yoldaşı ama dünyada herkesin bir tane annesi oluyor.

ÇOCUK GELİŞİMİNDE ANNENİN ROLÜ


Annenin kalbi ve koşulsuz sevgisi her çocuğun okuludur adeta… Bambaşka duygular içeren bu eşsiz okul, ilk andan itibaren çocuğun yaşamında büyük etkilere sahip... Dolayısıyla, anne olmak sadece çocuk doğurmak değil, aynı zamanda onu hayata hazırlamak olarak da biliniyor.
Çocukların gelecekte özellikle ruhsal açıdan başarılı ve sağlıklı olabilmeleri için anneleriyle olan iletişimlerinin süreklilik içerisinde dengeli, sevgi dolu ve uyumlu devam edebilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca türlü değişimlere açık olduğunu belirtse de, bireyin kişilik yapılanmasının temeli anne karnında başlayıp, çocukluk döneminde atılıyor. Annenin çocuk üzerindeki ilk etkileri hamilelik sürecinde başlayıp, bir hayli önem arz ediyor. Bu nedenle, bir annenin bebeği ile olan iletişimi anne karnında başlıyor. Çünkü işitme duyusu anatomik yapısı sayesinde diğer duyu organlarından daha önce oluşuyor ve bu nedenle "ses işitme ve tepki verme fonksiyonları" yoluyla annenin çocuğunun üzerindeki etkisi bir kat daha artıyor.

Annenin ruhsal durumu, yakın, sıcak ve duyarlı sosyal çevrenin varlığı, aile ve eş ilişkileri; çocuğun annesi ve sosyal çevresiyle güvenli bir bağ oluşturmasına ön ayak oluyor. Çocuğun kendini güvende hissetmesi, duygularını doğru duygusal işaretlerle ifade edebilmesi, gerekli becerileri kazanabilmesi, özgüven, öz değer ve öz yetkinliğin oluşumu, toplumsal yeterliliği gibi pek çok psikolojik yapı, özellikle 0-6 yaş çocukluk döneminde, anne-çocuk iletişimiyle gerçekleşiyor.

Çocuklar gelecekte anneleri onları ne yaptıysa o oluyorlar, mantığı hayata geçiyor. Dolayısıyla, ilk günden itibaren çocuk ile karşılıklı etkileşimde bulunmak, bakımını, beslenmesini, korunmasını ve sevgi ihtiyaçlarını karşılamak için bir annenin gösterdiği olağanüstü çabaları, sadece anneler gününde hatırlamak yerine, hiç ama hiç unutmamak gerekiyor.

İçtenlikle diyebiliriz ki, anne her ailenin güneşidir, bir ailede anne olmazsa, o ailede büyüyen çocuklar gölgede kalmış meyveler gibi olgunlaşamazlar, naçar kalırlar ...

Ruhsal gelişim, bilişsel ve sosyal yönleriyle yaşam boyu devam eden bir süreç...
Gelişim süreci içinde anneler, çocuklarının, bilişsel ve sosyal alanlarda edindikleri bilgileri içselleştirmelerinde aktif rol oynuyorlar. Bu süreç içinde çocuklar; bağımlılıktan özerkliğe, ben-merkezcilikten paylaşmaya, sabırsızlıktan, isteklerini ertelemeye ve beklemeyi öğrenmeye, tutarsız davranışlardan tutarlılıklara, duyguları ani değişmelerden daha dengeli bir duygu durumuna, düşünceleri ise somut düşünceden soyut ve mantıklı düşünmeye doğru bir gelişim ve değişim gösteriyorlar. Bu süreçte annenin sevgisini dengeli, sürekli ve tutarlı bir biçimde vermesi, en az çocuğun beslenmesi için gerekli olan besin maddeleri kadar önem arz ediyor. Diğer en önemli şey, annenin çocuğuna verdiği bakım ve çocuğu ile geçirdiği süre değil, geçirilen sürenin niteliği, annenin duyarlılığı, koşulsuz sevgisi, ilgisi ve cesaretlendirmesi...