X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cevat Şakir Kabaağaçlı neden tutuklandı? İşte ilginç yaşam öyküsü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

neden tutuklandı? İşte ilginç yaşam öyküsü

  • Giriş Tarihi: 17.4.2015 15:59 Güncelleme Tarihi: 17.4.2015 16:33
Cevat Şakir Kabaağaçlı neden tutuklandı? İşte ilginç yaşam öyküsü
Cevat Şakir Kabaağaçlı neden tutuklandı? İşte ilginç yaşam öyküsü

kimdir? İlk romanını nerde yazmıştır? Hangi eseri yüzünden yargılanmıştır? hangi cezaevinde yatmıştır? Çocuklarının ismi nedir? İşte ilginç yaşam öyküsü

'nın bugün doğumgünü. 1886 yılında dünyaya gelen Şakir Kabaağaçlı büyük bir Bodrum sevdalısıdır. Yazdığı hikaye ve romanlarla gönüllerde adeta taht kurmuş Cevat Şakit Kabaağaçlı'nın 125. doğumgününde sanat ve edebiyat geçmişi hakkında bilgilere haberimizde ulaşabilirsiniz.

'nın bilinmeyen kimliği

Fethiye'de yaşayan araştırmacı yazar 85 yaşındaki Makbule Necdet Uyar, 1965 yılında Tercüman Gazetesi'nde muhabirlik yaptığı dönemde tanıştığı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın kendisine armağan ettiği belgeyi gün ışığına çıkardı.

Bu belgeyi bugüne kadar kimseyle paylaşmadığını belirten Uyar, "Ancak artık sevenlerinin de onun kendi el yazısıyla hazırladığı bu ilginç kimliği görmesini istedim" dedi. Uyar, "Kendisinin hazırladığı bu fotoğraflı kimliği bastırmak istemiş ama matbaacı reddetmiş. Kendi kimliğine sembolik imza atıp bir de mühür basmış" diye konuştu.

Makbule Necdet Uyar, Tercüman Gazetesi'nde çalışırken Kabaağaçlı'nın gazeteyi sürekli ziyaret ettiğini belirtti. Uyar şunları kaydetti:

"Kimlik oldukça hoşuma gitmişti. Bu yüzden yıllarca sakladım. İzmir'de vefat ettiğini duyunca çok üzüldüm. Ara sıra fotoğraflarına bakıp anarım. Sürgüne geldiği bir kentte mavi yolculuğu, doğayı, tabiatı, insan sevgisini, denizin ne derece sevilebileceğini yıllar öncesinde yazdığı kitaplarla anlatan Kabaağaçlı, nüktedan ve ince esprileriyle de insanları her zaman şaşırtırdı. Kimliğin iş bölümündeki, 'Pezevenklikten başka her işi yapar' ibaresi de onun tepki vermek istediği bazı konulara en güzel cevap olarak algılanmalı."
Uyar, Kabaağaçlı'nın 13 Ekim 2010'da Bodrum'da mezarı ve müzesi başında yapılacak törenlere katılarak, elindeki belgeyi müzeye bağışlayacağını söyledi. (aa)

Cevat Şakir Kabaağaçlı Girit'te dünyaya geldi ancak doğduğu yer tarihi tam olarak bilinmiyor.

Babası Atina'da elçilik yapan Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın çocukluğu da orada geçmiştir. Daha sonraları 1904 yılında Robert Koleji'nin bitirip, öğretim hayatını Oxford Üniversitesi'nde tamamladı.

Cevat Şakir Kabaağaçlı babasını neden öldürdü?

Babasını tabancayla öldüren 'Halikarnas Balıkçısı' 7 yıl boyunca hapis yattı. Birçok kaynakta kaza ile olduğu söylense de tam sebebine ulaşılamadı.

1913 yılında İtalyan bir kızla tanışıp evlendi ve bir süre İtalya'da yaşadı.

Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın ölümü

Kemik kanseri olan Halikarnas balıkçısı 1973 yılında İzmir'de hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti üzerine Bodrum'da manevi oğlu Şadan Gökovalı ile birlikte seçtiği yerde gömüldü.

Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın sanat hayatı

1926'dan sonra deniz hikayeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikaye ve romana geçirdi.

Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da Kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Balıkçı'ya Kültür Bakanlığı'nca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir.

Geniş bibliyografyası Yeni Yayınlar dergisinin Ekim 1974 sayısındadır. Bütün Eserleri Bilgi Yayınevi'nce toplanmaktadır.

Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Eserleri

Hikaye kitapları

Ege Kıyılarından (1939)

Merhaba Akdeniz (1947)

Ege'nin Dibi (1952)

Yaşasın Deniz (1954)

Gülen Ada (1957)

Ege'den (1972)

Gençlik Denizlerinde (1973)

Parmak Damgası (1986)

Dalgıçlar (1991)

Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Romanları

Aganta Burina Burinata (1945)

Ötelerin Çocuğu (1956)

Uluç Reis (1962)

Turgut Reis (1966)

Deniz Gurbetçileri (1969)


Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın deneme kitapları

Anadolu Efsaneleri (1954)

Anadolu Tanrıları (1955)

Mavi Sürgün (Anıları, 1961)

Anadolu'nun Sesi (inceleme, 1971)

Hey Koca Yurt (1972)

Merhaba Anadolu (1980)

Düşün Yazıları (1981)

Altıncı Kıta Akdeniz (1982)

Sonsuzluk Sessiz Büyür (1983)

Çiçeklerin Düğünü (1991)

Arşipel (1993)

Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın en çok bilinen eseri ilk yazdığı Aganta Burina Burinata'dır.

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI - HALİKARNAS BALIKÇISI BODRUM'DA ANILDI

Cevat Şakir Kabaağaçlı! Diğer adıyla Halikarnas Balıkçısı. Mavi Yolculuğu başlatan, doğa ve Bodrum aşığı olan, Bodrum'da dikmiş olduğu çeşitli türden ağaçlarla da adından söz ettiren Halikarnas Balıkçısı lakaplı; şair, gazeteci ve yazar bugün Bodrum'da anıldı.
Bodrum Belediyesi, Halikarnas Balıkçısı Forumu ve Tohum Takas Derneği tarafından düzenlenen ana teması "Tohum" olarak belirlenen "125. Yıl Halikarnas Balıkçısını Anma Etkinlikleri"nde 125 adet tohum toprakla buluşturulacak.

Mavi Yolculuğu başlatan, doğa ve Bodrum aşığı olan, Bodrum'da dikmiş olduğu çeşitli türden ağaçlarla da adından söz ettiren Halikarnas Balıkçısı lakaplı; şair, gazeteci ve yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın (1890-1973) 125. doğum yıl dönümünde sivil toplum kuruluşu üyeleri ve öğrencilerle birlikte Bodrum'da anma etkinliği yapılacak. Bodrum Belediyesi, Halikarnas Balıkçısı Forumu, Tohum Takas Derneği ve Tema Vakfı Bodrum Gönüllüleri işbirliğiyle düzenlenen etkinlikler kapsamında Halikarnas Balıkçısı, "Tohumda bir güzellik uyuyordu…" sözü ile doğduğu gün olan 17 Nisan'da 125 tohum, fide ve çiçeklerle anılacak.

Etkinlik kapsamında saat 12.00'de Bodrum Belediyesi önünde hazır bekleyecek olan araç, Yahşi Özel İlkokulu Mutlu Keçi'ye gitmek üzere hareket edecek. Saat 13.00'te Yahşi Mutlu Keçi İlkokulu öğrencileri ile beraber Balıkçı'nın sözü "Tohumda Bir Güzellik Uyuyordu" teması ile Balıkçı 125 yaşında, tohumları ekme ve tohum ile ilgili Balıkçı'dan alıntılar okuma gibi etkinlikler ile Balıkçı anılacak.

'HALİKARNAS BALIKÇISI' NEREDEN GELİYOR?

Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum'da yazdı.
İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım'la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının ortaöğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir'e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi.
13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabiri Bodrum-Gümbetteki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunmaktadır.


HALİKARNAS BALIKÇISI'NIN BODRUM'DAKİ BÜSTÜ

Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak Hüseyin Kenan takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. 'Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak' tan suçlu bulundu. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. 3 yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı.

Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamadı ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı.

Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum'da yazdı. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım'la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının ortaöğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir'e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabiri Bodrum-Gümbetteki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunmaktadır.

AGANTA BURİNA BURİNATA ÖZETİ VE ÖNEMİ:

Halikarnas Balıkçısı - Cevat Şakir KabaağaçlıKardeşi Davut'u denize açıldıkları fırtınalı bir günde kaybeden Süleyman Kaptan, denize karşı derin bir nefret duymakta ve onu kardeşinin ölümünün sebebi olarak görmektedir. Bu yüzden oğlu Mahmut'un denizci olmasını kesinlikle istememektedir.

Süleyman Kaptan oğlunu Kirpi Halil'in dükkanına çırak olarak verir. Mahmut burada herkesle dost olur. Kirpi Halil ona denizcilik terimleri öğretir ve durmadan denizden bahseder. Okulu hiç sevmeyen Mahmut, sınıf arkadaşı Fatma'nın babasıyla balığa çıkar. Denizin tadına alışan Mahmut, okulu bırakır ve babasının uzun bir sefere çıkmasından yararlanarak amcasının teknesine yazılır. Burada çok zor günler yaşar. Bir gün annesinden babasının öldüğüne dair bir mektup alır. Evi geçindirmek zorunda olan Mahmut bir süre farklı gemilerde çalışır. Annesi de ölünce denizin acımasız yüzünden sıkılıp köyüne döner. Çocukluk arkadaşı Fatma'yı bulur. Fatma'nın yüzüne kurşun gelmiş ve suratının bir tarafı tanınmaz haldedir. Mahmut yine de Fatma'yla evlenmek ister. Fatma, onun hayatını mahvetmemek için köyden ayrılır. Mahmut, denizi unutmak şartıyla Zeynel Ağa'nın kızı Ayşe'yle evlenir. Çift, çocukları olmasa da sebze meyve yetiştirerek bir süre mutlu yaşar. Ancak çiftçi olamayacağını anlayan Mahmut, ailesini ve zenginliklerini geride bırakıp bir daha dönmemek üzere denize açılır.


Mavi Yolculuğuna Girit'te başladı

17 Nisan 1890 tarihinde, Osmanlı'nın son köklü ailelerinden Kabaağaçlızade Şakir ailesine mensup olan babasının görev yaptığı Girit'te dünyaya gelir. Babası Girit ve Atina'da elçilik, valilik görevlerinde bulunan Mehmet Şakir Paşa, annesi ise Giritli Sâre İsmet Hanım'dır.

Paşa amcanın ismi

II. Abdülhamit devri sadrazamlarından olan amcası Cevat Şakir Paşa'nın iki evliliğinden de çocuğu olmadığından ve doğacak çocuğu kendi çocuğu gibi benimsediğinden, kendisine amcasının ismi verilir.

Sanatçı bir aile

Cevat Şakir, altı çocuklu ailenin en büyük çocuğudur. Kendisi gibi diğer kardeşleri de sanatta çok yeteneklidirler. Kardeşlerinden Fahrelnisa Zeyd resim alanında, Aliye gravür alanında üne kavuşur; Hakkiye'nin kızı Füreya Koral, ilk Türk kadın seramikçi olurken, Fahrelnisa'nın çocukları Nejad Devrim ressam; Şirin Devrim ise tiyatrocu olur.

Deniz ve tarihe olan merak

Cevat Şakir, çocukluk hayatının ilk yıllarını babası Şakir Paşa'nın elçi olarak bulunduğu Atina'da geçirir. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi 1907'de Robert Kolej'de tamamlar. İngilizceden tercüme olan ilk yazısı aynı yıl İkdam Gazetesi'nde yayımlanır. Lise öğreniminden sonra İngiltere'de denizcilik öğrenimi yapmak ister ama ailesinin ısrarı ile Oxford Üniversitesi'nde tarih öğrenimi görür. 1913'te İtalyan bir hanımla evlenerek bir müddet İtalya'da kalır ve burada resim öğrenimi görür.

Baba katili ve kürek cezası

İstanbul'a döndüğünde gazete ve dergilerde yazılarını yayınlamaya başlar. Bir müddet sonra (1914 yılında) maddi sıkıntı içine girdiğinden, Afyon'a giderek babası Mehmet Şakir Paşa'nın Kabaağaçlı Çiftliği'ne yerleşir. Burada bir süre yaşayan Cevat Şakir, çiftlikte babasıyla yaşadığı bir tartışma anında silahla babasını vurarak öldürür. Bu olaydan sonra cinayet iddiasıyla yargılanarak 15 yıl kürek cezasına çarptırılır. Cezasının yedi yılını çektikten sonra, baş gösteren verem hastalığı nedeniyle tahliye edilir.

Hayatını yazarak ve çizerek devam ettirir

1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak temin eder. Türk basınında kapakçılığın gelişmesinde katkısı vardır.

Bir öykü yazar İstiklal Mahkemesi'nde yargılanır

Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak Hüseyin Kenan takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılanır. "Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak" tan suçlu bulunur. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istenirse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürülür ve üç yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamlar.

Bodrum sevdalısı bir mahkum

Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, doğal güzelliklerine hayran kalarak çok sevdiği ve halkıyla kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamaz ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık yirmi beş yıl kalır burada.

O artık Halikarnas Balıkçısı'dır

Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalışır. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum'da yazar. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım'la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu olur. Çocukları ortaöğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesi ile İzmir'e taşınır. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği yaparak sürdürür, rehberlik kurslarında da dersler verir. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat eder. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömülür. Kabri Bodrum Gümbetteki Türbe Tepesi'nde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerdedir ve burada bir de adına Halikarnas Balıkçısı Müzesi kurulmuştur.

Deniz ve denizcilerin yazıncısı

Cevat Şakir özellikle 1926'dan sonra deniz hikâyeleriyle tanınır. Konularını Ege ve Akdeniz Bölgesi kıyıları ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkarır. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitoloji hazinesinden ilham alarak, denize karşı sonsuz bir hayranlıkla şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirir.

Devlet Kültür Armağanı'na layık görüldü

Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı'na Kültür Bakanlığı tarafından 1971 yılında Devlet Kültür Armağanı verilir.

Mavi Yolculuk'la dünyadan kaçmak

Cevat Şakir Bodrum'da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikirini ve uygulamasını gerçekleştirir. Bu Mavi Yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve rakıdır. Mavi yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemekti. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysa ki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.
Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın ölmeden önce söylediği son sözler:

Halikarnas Balıkçısının Bodrum için yazdığı şiiri:

Bodrum'da
Yokuş başına geldiğinde
Bodrum'u göreceksin,
Sanma ki sen
Geldiğin gibi gideceksin
Senden öncekiler de
Böyleydiler
Akıllarını hep Bodrum'da
Bırakıp gittiler…
Yapıtın Özellikleri ve Önemi
Anı biçiminde yazılan eser, Halikarnas Balıkçısı'nın tüm romanları gibi deniz merkezlidir. Deniz tutkusu ve denizcilerin yaşadığı zorluklar, akıcı bir dille anlatılmıştır. Deniz, eserdeki kahramanlardan biri gibidir.