Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yere uzanın ve Brüksel'i dinleyin

Giriş Tarihi: 24.9.2014

Belçika'nın kozmopolit başkenti Brüksel'de günün her saati hareket var. İsterseniz küçük bir restoranda Belçika usulü midyenizi yiyin, isterseniz de meydana uzanıp kenti dinleyin

Belçika'nın tarif uygunsa 'yaşayan' şehri Brüksel'e yaklaştığınızı kalabalıktan ve trafikten anlayabilirsiniz. Trafik sıkışıklığını çekilir hale getirense, yol boyunca ulaşılması imkansız gibi görünen noktalara yapılan graffitilerdi. Graffiti bir haykırışın resmedilmesi ve sisteme bir nevi karşı çıkmanın en renkli yoludur. Rehberimiz Güray Bey bu güzel sokak sanatını yapanların bir kısmının sistem karşıtı gençler, bir kısmının da sanatçılar olduğunu söyledi. Sistem karşıtı demişken Belçika'da suç oranları bizden az ama genele göre orta seviyelerde. Hatta öyle ki, ülkedeki hapishanelerde yer kalmadığı için Hollanda'da hapishane kiralamış Belçika! Kentin merkezi noktası Brüksel Meydanı. Bu meydanda belediye binası, kentin pazarı, Tarihi Kent Müzesi ve birçok butik kafe bulunuyor. Araç girişi olmadığı için insanlar yerlere uzanarak dinleniyor. Yürüyen insanların arasında yere uzanmış kişileri görmek şaşırtıcı ama hepsinin keyfi yerindeydi. Hatta iki arkadaş uzandıkları yerde iskambil oynuyordu, etraflarındaki insanları hiç umursamadan. Nereden alışveriş yapabileceğimi seyyar çikolatacı bir kadına sordum ama bana Fransızca yanıt verince çareyi tekrar rehberimize danışmakta buldum. Ülkenin büyük bir kısmı Fransızca ve Felemenkçe konuşuyor. Bunların yanı sıra İngilizce, Arapça ve Türkçe konuşan insanlar da oldukça fazla. Çok dil konuşulması bazı sorunlara yol açıyor ülkede, örneğin geçen hafta büyük bir tren kazası yaşanmış. Bu büyük tren kazasının nedeni de karşılıklı yollarda ilerleyen makinistlerden birinin Fransızca diğerinin de Felemenkçe konuşması. Anlaşamayınca çarpışmışlar. Ülkedeki kaza ve kargaşanın çoğunlukla sebebi de dilden kaynaklanıyormuş.

BRÜKSEL'DE NEVİZADE'Yİ BULDUM
Rehberimiz Güray Bey her ne kadar sorularımı cevaplamaktan yorulmuş olsa da yine beni kırmadı ve turistlerin bilmediği, Brüksel'lilerin takıldığı bir mekana götürdü. İstanbul'daki Nevizade'ye çok benziyordu. Mekanlar çok canlı ve kalabalık. Genelde küçük mekanlarda self servis uygulaması var. Mekanların içinde sergi, konser ve çeşitli etkinliklerin broşürleri dağıtılıyor. Gelenler mutlaka birer tane almadan gitmiyor. Brüksel'de tek bir alışveriş merkezi var ki o da İstanbul'dakilerden oldukça küçük. Her ülkenin mutfağını bulabileceğiniz şehirde, bir de kocaman bir sinema var. Şehir merkezinde halkın vakit geçirebileceği kocaman tarihi bir alan var, gözlem yapmak, etrafı seyretmek için bire bir. Burada çeşitli müzik aletleri, satranç takımları, masa oyunları. İsteyen kullanıyor. Ve yine isteyenin katılabileceği ücretsiz workshoplar yapılıyor. Ülkede iki kişiye bir araba düşse de insanlar çoğunlukla bisiklet kullanmayı tercih ediyor. Toplu taşıma araçlarının sefer saatleri arasında çok fazla zaman olduğu için de genelde tren kullanılıyor. Belçikalıların zayıf kalmasının nedeni bisiklet olsa da her sokaktan kurabiye ve çikolata kokusu geliyor. Bir butikte dantellere bakarken alkış sesi duydum. Bir şeyler kaçırdığımı anlayınca aceleyle sese doğru koşmaya başladım. İyi ki de gitmişim! Brüksel Meydanı'ndaki bütün yapılar özel ışıklandırmalarla aydınlatılarak görsel bir şölen yapılıyordu. Kendimi müziğe bıraktım ve ışık şovunu izlemeye başladım. İnsanlar içeceklerini ve yiyeceklerini yanlarına almış ve yere uzanarak izliyordu. Öyle özendim ki hemen meydandaki kahveciden bir kahve kaptım ve sırt çantamı yastık yaparak uzandım. Yanıma Lady Gaga konseri için gelen İngiliz kızlar oturdu. Birden sohbet o kadar büyüdü ki, farklı ülkelerin gençlerinden oluşan kocaman bir daire oluşturmuş olduk. Brüksel'de geceyi hem görsel bir şovla hem de güzel dostluklarla kapatmış oldum.

ÇİKOLATA VE KAHVE
Belçika'nın genelinde evinizin dış cephesini istediğiniz renklere boyayamıyorsunuz. Böylece ülkenin mimari karakteristik özelliği korunuyor.
Belçika'da o kadar çok Türk var ki, adım başı döner, kebap ve Anadolu yemekleri yapan restoranlar bulabilirsiniz. Belçikalı esnaf Türkçe öğrenmeye başlamış bile.
Bira cenneti ülkenin en lezzetli biralarını manastırlar yapıyor. Manastır biraları Orval ve Chimay.
Ülkede en çok kazananlar dantel yapanlar, kuaförler ve marangozlar. Çok pahalı olduğu için kadın ve erkekler saç kesimlerini genellikle kendileri yapıyorlarmış. Evin erkekleri de marangozlara para vermemek için her işi bilirmiş.
Çarşamba günleri yarım gün çalışılan ülkede saat 18.00'dan sonra sadece kafeler açık.
Belçika çikolatası, kurabiyesi ve kahvesini denemelisiniz.
Brüksel'in saatler öncesinden yer ayırtmanız gereken lüks restoranı Belga Queen. Burası eskiden bir bankaymış. Mimari yapısına sadık kalınarak restore edilen mekanda servis edilen deniz ürünleri ve çikolatalı tatlılar çok meşhur.

İŞEYEN ÇOCUK HEYKELİ
Kimi hükümet çıplak heykellere tahammül edemediği için böyle bir heykel yapıldığını, kimi de bu heykelin Ortaçağ'da bir cadının evine işeyen bir çocuğa ait olduğunu söylüyor. Birçok efsane var ama heykelin bu kadar popüler olmasını kimse anlayamıyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Yere uzanın ve Brüksel'i dinleyin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz