X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kapadokya'da lezzet yolculuğu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kapadokya'da lezzet yolculuğu

  • Giriş Tarihi: 13.3.2016
Kapadokya'da lezzet yolculuğu
Kapadokya'da lezzet yolculuğu

Kapadokya denince aklımıza ilk olarak peri bacaları ve balon turu gelse de, bölge yöresel tatlarıyla da keşfedilmesi gereken önemli bir lezzet durağı. Her köşesi damak tadına düşkün olanlar için ayrı bir lezzet vaat ediyor

Pers dilinde 'Güzel Atlar Diyarı' anlamına gelen Kapadokya, dünyanın dikkatini çeken önemli bir destinasyon. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi ayrı bir hikaye... Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar ve Aynalı Kilisesi ayrı bir yolculuk... Ihlara Vadisi ve diğer tüm unsurlarıyla Kapadokya mutlaka görülmesi gereken bir bölge. Kapadokya denince aklımıza ilk etapta peri bacaları, balon turu gelse de, bu özel yer tabii ki sadece bunlarla sınırlı değil. Mutfağı, yöresel tatlarıyla da keşfedilmeye değer. Bu tatların detaylarına geçmeden önce çarpıcı bir görsellik şöleni sunan peri bacalarına dönmeye ne dersiniz? Bu doğaüstü şekillerin 60 milyon yıl önce püsküren lavlarla oluştuğunu düşünürsek ne kadar olağanüstü bir yerde olduğumuzu bir kere daha anlayabiliriz. Lavlarla ortaya çıkan çeşitli görsellikteki kayalıklar insanların yaşam alanı da olmuş. Bu lavları oyarak içlerine yaptıkları ev ve ibadethanelerde yaşamlar sürdürülmüş. Burada ilk yaşam kalıntıları yaklaşık iki milyon yıl öncesine ait. O döneme ait bilgiler elbette net olmamakla birlikte bilinen tarih boyunca böylesine muazzam bir geçmişe sahip bu topraklarda, Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar iz bırakmış.

İPEK YOLU'NUN DURAĞI
Burada hüküm süren bu uygarlıklar, peri bacalarının içlerinde oluşturdukları ev, kilise ve manastırları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık medeniyetlerinin izlerini günümüze de miras bırakmışlar. Tarihler boyunca çeşitli medeniyetleri bağrında kucaklayan bu yollar aynı zamanda İpek Yolu'nun da kavşak noktalarından biri olmuş. Gelelim, o sıra dışı evlerin nasıl yapıldığına... Evlerin yapımında çıkarıldığı ilk anda yumuşak olan taşlar kullanılmış. Çünkü taşların yumuşaklığı, oyma ve yontma işlemlerini kolaylaştırmış. Bu taşların özelliği; hava ile temas etmesiyle giderek sertliğe kavuşması... Bölgedeki taşın bolluğu ise bu yöreye ait bir taş mimarisinin gelişmesinde en büyük etken olmuş. Evler sofa ve etrafında bulunan odalardan oluşuyor. Ayrıca evlerin içlerinde mutfak, depo, tandır, kiler, şaraphane de bulunuyor. Şömine, taş merdiven, dekoratif nişler, sedir, yöresel halılar, toprak testi ve kaplar ev içinde kullanılan malzemeler. Evlerin kemerli kapıları ise genellikle ahşaptan. Bu bölgeye ait genel bilgilerden sonra yörenin lezzetlerinden bahsetmezsek olmaz. Kapadokya bölgesi, Nevşehir başta olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayıldığı için her bölgenin kendine özgü yöresel tatları da çeşitli ve çokça. Nevşehir dendiğinde ise akla ilk gelen patates ve kabak çekirdeği. Derinkuyu Yeraltı şehrine gittiğinizde çıkışta sizi hoş bir sürpriz karşılar. Rulo şeklinde kesilmiş, çıtır patates cipsini kızartıp elinize tutuşturuverirler. Patatesi tattığınız anda ikincisinin de siparişini vereceğinizden emin olabilirsiniz.

ÖĞLEN ÇÖMLEK KEBABI
Sabah güneşin doğuşuyla yapılan balon turunun ardından bölgeyi gezmeye devam edip, öğlen yemeğinizde Çömlek Kebabı'nı demenizi öneririm. Üstüne de bir Türk kahvesi... Tabii yörenin lezzetleri bunlarla sınırlı değil; hamur ve et ağırlıklı Göreme yöresel yemeklerinin tadına da bakabilirsiniz. Çünkü oldukça lezzetliler. Çömlek peyniri, düğün çorbası, sütlü çorba, nohutlu yahni, kayısı dolması, gendime, dıvıl, ayva dolması ile dolaz da yöreye has lezzetlerden sadece bir kaçı.

BİNBİR ÇEŞİT KURUYEMİŞ
Çarşı, kuruyemişlerin binbir çeşidiyle dolu. Üstelik yöre esnafı oldukça bonkör. Size tatmanız için o kadar çok şey sunuyorlar ki, daha tadarken doyuyorsunuz. Çarşısından yöreye özgü yemişlerden almanızı tavsiye ederim. Hatta akşamüstü saatlerinde ufacık kahvehanelerden birine girip sıcacık yanan sobaların üstünde kestane pişirme keyfini de denemeden dönmeyin derim. Yolculuğunuzu eylül ayının sonuna denk getirebilirseniz, Göreme Unutulan Tatlar Yemek Festivali'ni görme fırsatınız da olur.