Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir komşu klasiği: Sakız

Giriş Tarihi: 11.9.2016
Bir komşu klasiği: Sakız

Çeşme’den feribotla 20 dakikada ulaşıyorsunuz Sakız Adası’na... Lezzetli yemekleri, ıssız koyları ve en çok da Ortaçağ köyleriyle insanı cezbediyor. Yanı başımızdaki Sakız Adası keşfedilmeyi bekliyor...

Antik Yunan şairi Homeros'un ve gerçek sakızın adası... Adı üstünde Sakız Adası... Çeşme Limanı'ndan 20 dakika mesafede keşfedilmeyi bekliyor. Peki ama kaçımız gidiyor? Üstelik kapıda vize rahatlığı ve bir konaklama imkanı da sunuyor. O halde ufak bir çanta yapalım ve Sakız Adası'nı keşfe çıkalım. Adaya ulaşım feribotlarla sağlanıyor. Çeşme Limanı'ndan saat 09.30'da normal feribot, 09.00'da ise hızlı feribot kalkıyor. 20 dakikada adaya ulaşan hızlı feribotun fiyatı 28 .

KAPIDA VİZE RAHATLIĞI

Limana ulaştığınızda gördüğünüz kalabalık sizi şaşırtmasın. Kapıdaki kuyruk upuzun... Her iki feribotun yolcuları birbirine karışmış şekilde bekliyor. Ama biletiniz varsa feribot sizi almadan kalkmıyor. "Eyvah geç kaldım" diye endişelenmeyin geçin yolun karşısındaki kafeye bir tost söyleyin... Bu arada kapıdaki pasaport kuyruğunda SGK kaydı görmek istiyorlar. Onu da hemen yan taraftaki bürodan çıkartabiliyorsunuz. Tüm bu prosedür işlemleri bittikten sonra ver elini Sakız Adası... Vizesi olmayanlar bir gece konaklamalı kapı vizesi alabiliyor. Bunun bedeli de 30 . Yalnız size bir tavsiye. Vizeniz yoksa vapurdan erken inin ve hemencecik sıraya girin. Zira işlemler biraz uzun sürebiliyor.

ARAÇ KİRALAYIN

Çıktınız ve sonunda adaya ayak bastınız. İlk yapmanız gereken şey araç kiralamak. Ortaçağ köylerini, bakir koylarını, sakız hasadını başka türlü göremezsiniz. Üstelik fiyatlar oldukça makul. Keşfettikçe Sakız'ı daha çok seveceğinize şüphe yok. Limanda ilerlerken yan yana dizili kafeler, butikler ve hediyelik eşya dükkanları karşınıza çıkıyor. Dünyanın dört bir yanında gelen turistler ve adalılar bu kafelerde oturup frappe içiyor. Yunanlıların soğuk kahve alışkanlıkları Sakız'da da devam ediyor. Frappe yazın iyi gidiyor ama size tavsiyem sakızlı Türk kahvesini denemeniz. Birçok mekanda duble olarak servis ediliyor. Türkiye'de içtiklerinize de hiç benzemiyor. Sakızın aroması o kadar güzel ki günde iki-üç fincan içiliyor.

48 SAATTE SAKIZ

48 saat Sakız'ı keşfetmek için hiç de fena bir zaman dilimi değil. Eğer vizeniz varsa daha uzun da konaklayabilirsiniz. Zira Sakız Müzesi ve irili ufaklı onlarca köyü var. Mesta, Sakız Adası'nın en ünlü köyü. Buradaki Arnavut kaldırımlı sokaklarda dolaşırken kendinizi daha çok bir film setinde sanıyorsunuz. Ortaçağ köyünde sokaklar labirent gibi ama kaybolması epey eğlenceli... Karnınız acıkırsa köyün meydanındaki O Meseonas Taverna'da lezziz yemekler yiyebilirsiniz. "Ben bu Ortaçağ'a ışınlanma işini çok sevdim" derseniz de eski taş evleri otele çeviren Mesta Suits'te konaklayın. Özellikle suit odaları çok güzel. Adanın güney tarafında görülmesi gereken birbirinden etkileyici köyler var. Bunlar arasında Pyrgi, Armolia, Vessa bizim gezdiklerimiz. Vessa'daki Monoulas Cafe'de mutlaka bir frappe molası verin...

HOMEROS'UN PEŞİNDEN

Adanın kuzey tarafında, merkeze 10 dakika mesafedeki Vrontados köyü ise turistlerin ve edebiyat meraklılarının uğrak yeri. Çünkü burada Homeros'un Taşı'nı görebiliyorsunuz. Evet taşı... Rivayete göre Homeros burada insanlara İlyada ve Odessa'yı okuyormuş. Bu köyün bir diğer özelliği de Paskalya zamanı havai fişek gösterilerine ev sahipliği yapması. Paskalya döneminde birçok turist buraya gösterileri izlemek için geliyormuş. Paskalya dönemine denk gelemedik ama sakız hasadı için eylül başı tam da doğru zaman. Bir eko-turizm acentasına gidip sakız hasadı yapmak istediğinizi söylediğinizde sizi araziye götürüp bir bir anlatıyorlar. Haziran ayında sakız ağaçlarının köklerinin çevresini tırpanla temizleyip kalsiyum karbonat serpiyorlar. Ardından da özel bir bıçakla gövdelerine çizikler atıyorlar. İşte o yemeklere muhteşem aromayı veren sakızlar da bu yarıklardan akıyor ve çiftçiler minik sakız tanelerini topluyorlar. Bir ağaçtan yılda sadece 150-200 gram sakız elde ediliyor. Kilosu ise 70 euro civarında satılıyor. Ve tüm bunlar yağmursuz bir sezon için geçerli. Sakız Adası'nda mutlaka sakız hasadına katılmanızı ve bu özenli sürece tanık olmanızı tavsiye ederim.

ALIŞVERİŞ ZAMANI

Çikolatası, kahvesi, lokumu... Elbette bu kadar saydıktan sonra biraz sakız alışverişi zamanı... Zaten Sakız Adası'ndan fotoğraf paylaşınca herkes size sipariş geçmeye başlıyor. Minik sakızlar paketlerde 2 euro'ya satılıyor. Ama mutlaka uğramanız gereken dükkan Mastihashop... Burada çikolatası, macunu, reçeli, kurabiyeleri... Hepsinden var. Sırf bu dükkan için yanınızda ekstradan bir çanta taşımanız gerekebilir.

DOĞAL VE LEZZETLİ

Yemek için alternatif o kadar çok ki... Üstelik hepsi doğal, adada yetişen ürünlerle hazırlanıyor ve lezzetli. Bir de adanın orta yaş üstü yerlileri de sohbete eklenince akşamlar bitmek bilmiyor. Buranın en ünlü lokantası Hotza's Taverna yani Hocanın Yeri... Sahile beş dakika mesafede. Eski bir taş evin avlusunda hizmet veriyor. Her şey ev yapımı. Siz sipariş vermeden onlar çıkan ürünleri masanıza getiriyorlar. Adada ne yenmesi gerektiğine baktığınızda deniz mahsulleri ön plana çıkıyor. Ama Hocanın Yeri'nde et yemekleri de başarılı. Bir de koca çanak içinde üzümlü, karışık yeşillikli bir salataları var ki müthiş lezzetli. Patlıcan kızartmayı burada farklı yapıyorlar. İri iri kesilip kızartılıyor patlıcanlar... Biraz fazla şekerli... Ama çok lezzetli... Sakız Adası'nın mutfağı ülkenin geri kalnından biraz daha farklı. Hamurişleri ön planda. Börekler genellikle otlu ve ıspanaklı oluyor. Tambura börekleri sarı balkabağıyla yapılıyor. Genelde yemeklere yeşil domatesler eşlik ediyor. Naneli patlıcan böreği ise adanın pek çok restoranında karşınıza çıkıyor. "Amma çok yedin Burcu" diyebilirsiniz ama Sakız'da iki günde iki kilo aldığımı söylersem durum netlik kazanır sanıyorum. Mutlaka tatmanız gerekenlerin başında ise her pastanede bulunan masuraki geliyor. Masuraki incecik baklava hamurunun içine sarılan bal ve bademle yapılan bir tatlı. Hafif... Çıtır çıtır ve az şekerli. İçinizi baymıyor ve kahvenin yanında çok güzel gidiyor. Pastanelerde masuraki dışında badem pastası, badem ezmesi, mandalinalı badem ezmesi gibi bademin onlarca farklı çeşidi de karşınıza çıkıyor.

DENİZİ ÇAKIL TAŞLI VE PIRIL PIRIL, KONAKLAMA SEÇENEĞİ BOL

Oz Cafe adanın en trendy mekanı. Kahvaltı servisiyle açılıyor ve gece eğlencesiyle devam ediyor. Modern bir kafe ama dekorasyonu çok değişik. Soğuk kahve menüsünün dışında iddialı bir sakızlı kokteyl menüsü var.
Adada denize girmek için birçok farklı seçenek var. Deniz pırıl pırıl ama genellikle çakıl taşlı. Issız plaj isterseniz kırmızı volkanik taşlarıyla ünlü Emporios koyuna gidebilirsiniz. Sonrasındaki koylarda ise siyah volkanik taşları görmek mümkün.
Adanın kuzeydoğusundaki Glari Beach ise bir plaj kulübü. Burada denize girdikten sonra Passas Taverna'da yemek yiyebilirsiniz.
Limandaki kafelerden birinde oturup mutlaka bir frappe keyfi yapın. Yanında da waffle ya da krep sipariş edebilirsiniz.
Biz limandaki Chandris Hotel'de kaldık, limana iki dakika yürüme mesafesinde olduğu için memnun ayrıldık. Üstelik otelin havuzu da var. Ama iç taraflarda çok daha şık ve lüks konaklama seçenekleri bulmak mümkün. To Mastix ise evcil hayvan dostu bir otel.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bir komşu klasiği: Sakız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz