Diyarbakır'ın
Ofis Semti, bir nevi bu kentin 'Beyoğlu'sudur. Gün boyu cıvıl cıvıl, hareketli, rengârenk bir bölgedir Ofis. Kafeteryalar, seyyar satıcı, vitrin önü tezgâh pişiricileri falan derken devingen karakterli bir muhit çıkmıştır ortaya. Sanat Sokağı işte bu menşur Ofis semtinin '1 numarasıdır'. 18-25 arası kadroların her an dinlencede, eğlencede, merkez ettiği mebzul mekân vardır orada. Bizim gazetenin Diyarbakır bürosu da işte o sokağın tam baş köşesinde. Ne zaman büroya gitsem hem zorunlu hem de keyifli hallerde geçerim Sanat Sokağı'ndan. Önceki gün yine öyle oldu. Adım başı "Gel abi çay iç", çağrıları alarak yürüyordum ki eski bir ahbaba rastladım. Israrlayınca hemen önünde durduğumuz kafeteryaya girdik. Daha oturmamla öteye beriye asılı kâğıtları gördüm. "Kürt kahvesi denediniz mi?" yazıyordu üzerlerinde.
GÜZEL BİR KARIŞIM
Merakıma yenildim, içtim. Normal kahve fincanlarından biraz daha irice kapta getirdiler. Tadına baktım hoşuma da gitti açıkçası. Karışımmış. Türk kahvesi, espresso, süt tozu, cappucino ve özel kremayı karıştırıp yapıyorlarmış. "Güzelmiş" dedim. Arkadaş sohbetime devam ettim.