X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Onun adı ölüm meleği
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Onun adı ölüm meleği

  • Giriş Tarihi: 22.10.2014 10:32 Güncelleme Tarihi: 22.10.2014 13:11
Onun adı ölüm meleği
Onun adı ölüm meleği

Balıkesir'de yol kenarında bulduğu mantarı yiyince karaciğeri iflas eden ve organ nakliyle hayata tutunan 7 yaşındaki Davut Ünal'ın durumu, Türkiye'de mantar zehirlenmelerine dikkat çekti. Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi olan mikoloji (mantar bilimi) uzmanı Doç. Dr. Ilgaz Akata, Türkiye'de tanımlanan 110 tür zehirli mantarın 10'unun ölümcül olduğunu söyledi. Mantar zehirlenmelerine bağlı ölümlerin yüzde 90'ının halk arasında Ölüm Meleği adıyla bilinen Köygöçüren mantarı yüzünden olduğunu belirten Akata, "Bu mantar, birçok yenilebilir mantar türüyle kolayca karıştırılabilir. Doğada birbirine ikiz kardeş gibi benzeyen zehirli-zehirsiz mantarları bir arada görmek mümkündür" dedi. Yabani mantarların doğadan toplanıp tüketilmesinin riskli olduğuna dikkat çeken Akata, "Yabani mantarları tüketilmeden mutlak suretle uzman kişilere danışılmalı. Birçok defa çeşitli bölgelerde kurulan yerel halk pazarlarında sindirim bozukluğuna yol açan bazı zehirli mantarların satıldığına şahit oldum. Maalesef kurulan yerel halk pazarlarına gelen ürünler herhangi bir denetimden geçmemektedir. Bu bağlamda halkımızın yerel halk pazarları ve yol kenarlarında satılan mantarları satın alıp tüketmelerini kesinlikle önermiyorum" dedi.

Geçen hafta Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde yol kenarında bulduğu mantarı yiyince zehirlenen 7 yaşındaki Davut Ünal, karaciğerini kaybetti. Ünal, önceki gün yapılan karaciğer nakli sayesinde hayata tutundu. Sağlık durumunun iyiye gittiği belirtilen Davut Ünal'ın başına gelen olay, Türkiye'deki mantar zehirlenmelerine dikkat çekti.

Yaklaşık 10 yıldır mikoloji (mantar bilimi) alanında çalışan Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ilgaz Akata, vatandaşları yabani mantarları doğadan toplayıp tüketimi konusunda uyardı.

İKİZ KARDEŞ GİBİ

Zehirli mantarların tüketildikleri zaman hafif veya ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme neden olabileceğini belirten Akata, "Doğada birbirine ikiz kardeş gibi benzeyen zehirli-zehirsiz mantarları bir arada görmek mümkündür" dedi.

Asıl tehlikeli olan mantar zehirlenmelerinin geç belirti gösterenler olduğunu kaydeden Akata, "Belirtiler mantarı yedikten sonra genellikle 6-24 saat sonra bazen daha geç sürede belirtiler ortaya çıkar. Belirtilerin geç ortaya çıkması zehirli bileşiklerin özellikle karaciğer ve böbrekler üzerinde etkili olmasından kaynaklanır. Bu tip zehirlenmelerde ölüm oranı yüksektir. Genellikle yüksek ateş, nabız artışı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, karaciğer ve böbrek bozuklukları şeklinde ortaya çıkabilir ve bu durum son olarak koma ve ölümle sonuçlanabilir. Ancak bu belirtiler mantarın türüne, mantarı tüketen kişinin kilosuna ve tüketilen mantar miktarına göre değişiklik gösterebilir. Herhangi bir mantar zehirlenmesinden şüpheleniyorsak, bir an önce en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıyız. Bu sırada herhangi bir yiyecek veya içecek hastaya verilmemelidir. Eğer mümkünse tüketilen mantar örneklerinden bir kaçını yanımızda numune olarak sağlık kuruluşuna götürmeniz zehirlenmeye yol açan mantar türünün tespiti için yararlı olacaktır" diye konuştu.

110 ZEHİRLİ MANTARIN 10'U ÖLÜMCÜL

Türkiye'de tespit edilen 2 bin 200 mantar türünün 110'unun zehirli, bunların 10'un ise ölümcül etkili olduğunu anlatan Akata, " Zehirli mantarlardan biri olan sinek mantarı, az miktarda tüketildiği zaman halüsinojenik bir etki gösterir. Sinek mantarına bağlı zehirlenmelerde ölüm oranının diğer zehirli mantarlara göre daha nadir olmasına rağmen özellikle küçük çocuklarda ve mantarı yüksek miktarda tüketen yetişkinlerde tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Mantar zehirlenmelerinin ve bu zehirlemelere bağlı ölümlerin yüzde 90'ından halk arasında Evcikıran ve Ölüm Meleği isimleriyle de bilinen Köygöçüren mantarı sorumludur. Birçok yenilebilir mantar türüyle kolayca karıştırılabilir. Köygöçüren mantarına bağlı zehirlenmeler özellikle iklim şartlarının mantarların gelişmesi için uygun olduğu sonbahar aylarında sıklıkla görülür ve ülkemizde yaygındır" dedi.

Türkiye'nin mantarların yetişmesi bakımından oldukça elverişli doğal ortamlara sahip olduğunu belirten Akata, "Yabani mantarların doğadan toplanıp tüketilmesinin oldukça riskli bir duruma yol açtığını görmekteyiz. Zehirli mantarların uzman olmayan kişiler tarafından yenilebilir özellikteki bazı mantarlarla karıştırılma olasılığı oldukça yüksektir. Her yıl pek çok mantar zehirlenme vakasının kayıtlara geçtiği ülkemizde halkımızın bu konuda daha dikkatli olması, yabani mantarları tüketmeden mutlak suretle uzman kişilere danışması sonu felaketle sonuçlanabilecek olası trajik olayların engellenmesinde önemli bir adım olacaktır" dedi.

SEMT PAZARINDA ZEHİRLİ MANTAR

İlkbahar ve sonbahar aylarında arazi çalışmaları yaptığını söyleyen Akata, "Her arazi çalışmamdan sonra bölgede bulunan yerel halk pazarlarını ziyaret ederim. Birçok defa çeşitli bölgelerde kurulan yerel halk pazarlarında sindirim bozukluğuna yol açan bazı zehirli mantarların satıldığına şahit oldum. Maalesef kurulan yerel halk pazarlarına gelen ürünler herhangi bir denetimden geçmemektedir. Bu bağlamda halkımızın yerel halk pazarları ve yol kenarlarında satılan mantarları satın alıp tüketmelerini kesinlikle önermiyorum" diye konuştu.

BELÇİİKA VE YUNANİSTAN'DA MANTAR ÇALIŞMASI YAPTI

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümünden 2000 yılında mezun olan Akata, 2004'te Ankara Üniversitesi'nde mikoloji (mantar bilimi) alanında yüksek lisansını, 2010'da yine aynı alanda doktora eğitimini tamamladı. 2006'da Belçika, 2008'de Yunanistan'da mikoloji alanında çalıştı. 2013 yılında mikoloji alanında doçent unvanı aldı. Halen Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Akata, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Marmara bölgelerinde mantarlar üzerinde çalıştı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.