X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Canan Karatay’a büyük şok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Canan Karatay’a büyük şok

  • Giriş Tarihi: 10.3.2015 10:07 Güncelleme Tarihi: 10.3.2015 10:08
Canan Karatay’a büyük şok
Canan Karatay’a büyük şok

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Prof. Dr. Canan Karatay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Başvuru ile ilgili detaylar:

1- Türk Tabipler Birliğine Merkez Konseyi'ne 25.02.2015 tarihinde 442-015 Evrak kayıt numarası ile elden şikayet başvurusu yapılmış olup;

TTB den 27.02.2015 itibari ile gelen yazı cevabında ilgili şikayetimizin tıbbi deontoloji ve hekimlik meslek etiği kuralları ışığında disiplin işlemleri yönünden değerlendirilmek üzere İstanbul Tabip Odası'na gönderildiği bilgisi verilmiştir.

2- Prof. Dr. Canan Karatay hakkında ikinci şikayet dilekçesi tarafımızca ayrıca İstanbul Tabip Odası'na 25.02.2015 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderilmiştir.

3- Prof. Dr. Canan Karatay hakkında 3. şikayet İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanalı ile 25.02.2015 tarihinde 2015/2753 ( İç Muh. ) kaydı ile gönderilmiştir.

4- Prof. Dr. Canan Karatay hakkında 4. şikayet Ankara Cumhuriyet Baş Savcılığı'na hitaben 26.02.2015 itibari ile yapılmış Savcılık dosyayı Basın Suçlarına göndermiştir. Basın Suçlarından takip edilecektir.

5- Prof. Dr. Canan Karatay hakkında 5. şikayet dilekçesi de Sağlık Bakanlığı 25.02.2015 tarih 27065 evrak kayıt numarası ile elden teslim edilmiştir.

İddia:

Gerçek:

"Gebelik şekeri tanısını koyabilmek için illa birkaç kez şeker yüklemesi yapmak gerekli değildir."

Bazı meslektaşlarımız, geçmişte olduğu gibi, günün herhangi bir saatinde, gebenin aç ya da tok olduğuna bakmaksızın; önce 50 gram glukozlu tarama testi yaptırıyor. Eğer 1 saat sonraki kan glukoz seviyesi 140 mg/dL'nin altında ise gebelik diyabeti olmadığı kabul ediliyor. Eğer kan glukozu 180 mg/dL veya üzerinde bulunursa "gebelik diyabeti" olduğu kabul ediliyor ve bu durumda ikinci bir teste gerek duyulmuyor. Sadece 1. saat kan glukozu 140-179 mg/dL arasında bulunan gebelerde birkaç gün sonra sabah aç karna 75 veya 100 gram glukozlu OGTT isteniyor. Çünkü bu durumdaki gebe kadınların %80'inde sorun olabileceği düşünülerek kesin tanı koymak gerekiyor. İki aşamalı test ile gestasyonel diyabet tanısı halen geniş kabul gören bir yaklaşımdır. Ama ikinci aşamaya gereksinim çok sık değildir.

Dünya Sağlık Örgütü ve Diyabet Uzmanlar Grubu önerileri ile "Gestasyonel Diyabet" ayrı bir diyabet formu olarak kabul edilmektedir. Çünkü bu kadınlarda önlem alınmazsa bir sonraki gebelikte diyabetin tekrarlama olasılığı %50-80 arasındadır. Ayrıca gestasyonel diyabet öyküsü olan kadınlarda 50'li yaşlara doğru kalıcı tip 2 diyabet gelişme riskinin %50 civarında olduğu bildirilmiştir. Bu sebeple diyabet koruma progamlarına öncelikli olarak bu kadınların dahil edilmesi önerilmektedir.

Gestasyonel diyabet tanısı alan gebelerin yaklaşık olarak kadarı, aslında gebelik öncesinden başlamış, fakat daha önce tanısı konulamamış "tip 2 diyabet" vakalarıdır. Bu hastaların, diyet ve egzersizin yanı sıra, tanı anında ya da tanıyı izleyen birkaç hafta içinde insülin ile de tedavi edilmeleri gerekecektir.

Bir kısım (%1-2 civarında) gestasyonel diyabet gibi başlayan hastada ise aslında ilk kez gebelite ortaya çıkan "tip 1 diyabet" vardır. Bu sebeple hiç vakit geçirmeden insülin tedavisine başlanması hem anne hem de bebeği için yaşamsal öneme haizdir.

Gebelik diyabeti taraması yapılması, bu iki tip hastaya da tanı konulmasını ve vakit kaybetmeden tedaviye başlanmasını sağlayacaktır.

"Pankreas insülin üretemez" bilgisi doğru değildir.

Gebeliğe bağlı değişen hormon profili nedeniyle ikinci trimesterdan (ikinci üç ay) itibaren insülin direnci ve bunu yenmek için hiperinsülinemi (kanda aşırı insülin olması) ortaya çıkmaktadır. Burada insülinin dokulardaki etkileri yeterli değildir, dolayısıyla "göreceli insülin eksikliği" söz konusudur.

Annenin karbonhidratlardan uzak kalarak sadece doğal proteinler ve yağlarla beslenmesi önerisi anne ve bebeğine zarar verebilir.

Gebelerin sadece doğal proteinler ve yağlalarla beslenmesi, tüm karbonhidratlardan uzak durması vücudumuzun temel ihtiyaçlarının, vitamin ve minerallerin doğal kaynaklardan karşılanamamasına yol açar. Böyle bir beslenme gebelerin sebze, meyve ve tam tahıllı gıdaları tüketmesine engel olmaktadır. Bu şekilde karbonhidratları tümü ile dışlayarak beslenme 21. yüzyılda yeniden C ve B vitamini eksikliği, magnezyum ve kalsiyum eksikliği gibi sorunların yeniden ortaya çıkmasına yol açacaktır. Güncel kılavuzlara göre sağlıklı bir yetişkin kadının günlük karbonhidrat ihtiyacı 130 gramdır ve bu gereksinim gebelikte 175 gram, emzirme döneminde (laktasyonda) 210 gram olarak önerilmektedir.

Günümüzde pregestasyonel veya gestasyonel diyabet tanısı koyduğumuz gebelere zaten, karbonhidratları günlük enerjinin %35-40'ını karşılayacak şekilde kısıtlı olarak verilmektedir. Özellikle de sabah hepatik insülin direncinden kaynaklanan hiperglisemiyi önlemek için kahvaltıda karbonhidrat miktarının azaltılarak tüketilmesi önerilmektedir.

Proteinler, gebelikte artan protein gereksiniminin karşılanabilmesi için zaten yüksek (1.1 gr/kg/gün) olarak verilmektedir. Ancak daha da yüksek miktarda protein alınmasının, böbrekler üzerinde zararlı etkileri olabilir. Örneğin bu önerileri ciddiye alan bir pregestasyonel diyabetli kadın gebeliği sırasında proteinden aşırı zengin beslenirse proteinüri artacağı için nefropati riski artar ya da mevcut nefropati daha hızlı ilerleyebilir.

Bunun yanı sıra doğal kaynaklardan da olsa alınacak doymuş yağların kilo alımını arttırması, yetersiz karbonhidrat alımı nedeniyle yağların glukoneogenezde kullanılması hiperglisemiyi daha da arttırarak metabolik tabloyu daha da olumsuz etkileyebilir.

Nasıl tanı konulur? "Gebelik şekeri var mı yok mu diye gebelere ŞEKER YÜKLEMESİ YAPILMASI gerekir mi?

İddia:

…."Gebelik şekeri var mı yok mu diye gebelere ŞEKER YÜKLEMESİ YAPILMASI gerekir mi? Kelimenin tam manasıyla gerekmez! Kesinlikle yanlış bir uygulamadır! Yukarıda da açıklamış olduğum gibi, her gebede değişik düzeylerde, gebelik hormonlarına bağlı olarak insülin yüksekliği ve direnci oluşuyor." …….. "Hiç yoktan, acaba insulin direnci var mı yok mu diye, zaten insulin direnci gelişmiş olan bir anneye, şeker yüklemedi yapılması, anne karnındaki bebeğe de ciddi zarar vermektedir! Hamile abir anneye şeker yüklemesi yapmak,yangına körükle gitmeye eş değerdir! Yaranın üzerine tuz ekmek ile eş değerdir."……

Gerçek:

Dünya Sağlık Örgütü, Uluslalararası Diyabet Federasyonu, Amerikan Diyabet Cemiyeti, Amerikan Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Amerikan Endokrin Derneği, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri, Avrupa Endokrin Derneği; İngiliz, Alman, Fransız, İsveç, Finlandiya, Kanada, Hollanda, Avustralya ve Türkiye'nin Diyabet, Endokrin ve Kadın-Doğum otoriteleri, Sağlık Bakanlıkları dahil, tüm kurumlar "Gebelik Şekeri" diye bir olguyu kabul ediyor, mutlaka tanı konulması gerektiğini söylüyor, tanı için de "ŞEKER YÜKLEME TESTİ (OGTT)" yapılmasının şart olduğunu bildiriyor. Gebelik diyabeti tanısını alan gebe kadına uygun beslenme programı düzenleniyor ve fizik aktivitesini arttıması öneriliyor. Ancak buna rağmen ilerleyen haftalarda gebelerin %20-25'inde kan glukoz düzeyini kontrol altına almak mümkün olamıyor. İşte bu kadınlarda ve bebeklerinde çok ciddi sağlık sorunları olabiliyor. Tanı almamış böyle bir hasta, doğal olarak bu sorunlarla karşılacaktır.

Gebelikte Gestasyonel Diyabet taraması için günümüzde 75 gram glukoz içirilerek OGTT yapılması öneriliyor. Bu test sadece bir kez (tek aşamalı olarak) yapılıyor.

GLUKOZUN GLISEMİK İNDEKSİ PATATES, KAHVALTILIK MISIR GERVREĞİ, BAGET EKMEK VEYA PIRINÇ ILE AYNI !…
75 GRAM GLUKOZUN GLİSEMİK İNDEKSİ VE GLİSEMİK YÜKÜ YAKLAŞIK 8-10 KAŞIK PİRİNÇ PILAVI İLE EŞDEĞER!….
75 GRAM GLUKOZ, İKİ KUTU NORMAL KOLADAN DAHA AZ KALORI İÇERİYOR !…..

Hamilelikte 24-28. hafta arasında bir kez yapılan şeker yükleme testinin gestasyonel diyabet tanısında güvenilir ve yararlı olduğu daha once bir çok daha küçük araştırma ile anlaşılmış olsa da, en son dokuz ülkeden daha önceden şeker hastalığı olmayan 25000 hamile kadının katıldığı HAPO isimli bir araştırma ile de net bir şekilde ortaya konmuştur. Bu araştırma tüm dünyada bilim insanları ve sağlık alanine ilgi duyanların okuduğu "New England Journal of Medicine" dergisinin 8 Mayıs 2008 tarihli sayısında yayınlanmıştır (N Engl J Med 2008; 358:1991-2002May 8, 2008).

Hamilelik şekeri nedir, neden önemlidir?

Halk arasında bilinen adıyla hamilelik veya gebelik şekeri "Gebelik diyabeti" (Gestasyonel diyabet), ilk kez gebelik sırasında ortaya çıkan ve doğumla birlikte düzelen ancak insülin direnci doğum sonrasında da devam eden bir hastalıktır. Erken zamanda fark edilerek İyi kontrol edilen gestasyonel diyabeti olan hamile kadınlar diğer hamilelik şekeri olmayan hamile kadınlardan farksız olarak doğum yapar ve sağlıklı bebek dünyaya getirirler. Ancak gebelik diyabetine bağlı kan şekeri yüksekliği fark edilmez ve tedavi edilmezse hem anne adayı için hem de bebeği için olumsuzluklara yol açabilir. Beklenenden daha ağır, daha büyük tosuncuk(makrozomik) bebek doğurmalarına, buna bağlı olarak da hem anne hem de bebeği için doğum esnasında ilerleyen yaşamlarını etkileyecek hasarların oluşmasına yol açabilir. Erken doğum, doğum sonrası yenidoğanda solunum zorlukları, şeker düşüklüğü, uzayan sarılıklar, gözlenebilir, bu nedenlerle yeni doğan yoğun bakım tedavisi gerekebilir. Anne de gebelik hipertansiyonu (pre-eklampsi) görülebilir, bu durum hem bebeğin hem de annenin hayatını tehdit edebilir.

Gebelik diyabeti sıklığı %2-20 arasındadır, bu oran toplumdaki diyabet sıklığına göre değişkenlik göstermektedir. Türk toplumundaki sıklığının civarında olduğu tahmin edilmektedir. Diyabet sıklığının çok yüksek olduğu diğer toplumlarda olduğu gibi, bizim toplumumuzda da tüm gebelere, gebeliğinin 24.-28. haftalarında gestasyonel diyabet taraması yapılması önerilmektedir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.