YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye ve ABD: Çatışan çıkarlar

YAZARLAR

Sizce ABD petrol ihtiyacını hangi dış kaynaklardan sağlıyor? Bunu sorarken kesin bir cevap beklemiyorum. Sadece algınızı, intibaınızı ortaya koyacaksınız.
Okurlarımızın büyük çoğunluğunun "Suudi Arabistan" veya "Körfez Ülkeleri" dediğini duyar gibiyim.
Halbuki verilere göre ABD en çok petrolü Kanada'dan alıyor. Onu Venezüella ve Meksika takip ediyor. Ardından gelen Suudi Arabistan'ın ABD'ye sattığı petrolün miktarı yaklaşık Meksika kadar... Onları Nijerya, Rusya ve birçok başka ülke takip ediyor.
Öte yandan, yeni geliştirilen teknikler sayesinde, ABD'nin yakında kendine yetecek kadar petrol üreteceğini... Yani petrol ithal etmesine gerek kalmayacağını söylemiştik. Hatta bu sebeple ABD'ye "Suudi Amerika" diyenler bile vardı. (Bakınız: 29 Ağustos 2013 tarihli yazım.)
Buradan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: ABD'nin Ortadoğu'ya olan ilgisinin bir numaralı nedeni, petrol açlığını doyurmak değil. O işi başka yollarla hallediyor zaten. ABD "siyasi" bir amaçla; petrolü "kontrol etmek" üzere Ortadoğu'da bulunuyor. Bu sayede, Avrupa ve Çin başta olmak üzere, bölgeden dünyaya dağılan petrol, onun zımni onayından geçiyor.
Elbette İsrail'in güvenliği de ABD için önemli. Ancak o konu, nihayetinde petrol meselesinin bir türevi...
Gün gelip Ortadoğu'da petrol bittiğinde, İsrail'in ABD için bir değeri kalmayacak. Ama zaten o gün geldiğinde, ABD hâlâ zengin ve güçlüyse; bütün İsraillileri alıp götürür.

Alternatif stratejiler

Peki, Eylül 2011'e kadar süren Kemalist Vesayet Dönemi boyunca Ortadoğu'dan mümkün olduğunca uzak duran... Ancak son yıllarda yoğun biçimde Ortadoğu ile ilgilenmeye başlayan Türkiye'nin durumu nasıl?
Bana öyle geliyor ki Ankara'daki strateji uzmanları şöyle bir değerlendirme yaptı:
"Türkiye'nin petrolü (ve doğalgazı) yok... Olan da çok pahalıya çıkıyor... Bu yüzden petrole devasa bir para ödüyoruz... Ekonomiyi doğrudan etkileyen bu şartlar değişmezse, Türkiye'nin büyük ülkeler ligine katılması mümkün olamaz..."
"O halde bizim bu petrol işiyle ilgilenmemiz, bunun için de Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırmamız gerekiyor..." Türkiye bölgedeki etkisini nasıl artırabilir? Tabii ki kendine müttefikler bularak... Ortadoğu'da iki büyük müttefik öbeği var:
1) Kürtler... Eğer Türkiye, Kürtlerle, bir federasyon kurarsa, sözünü ettiğim güce sahip olabilir. ("Barzani yönetimi böyle bir şey ister mi? ABD ne der? İran'ın tavrı ne olur" gibi soruları geçiyorum. O ayrı bir tartışma konusu.)
2) Sünni kitleler... İran nasıl Şiilik üzerinden oynuyorsa... Türkiye de bir benzerini Sünni kitleler üzerinden yapabilir.
Bu yolda en önemli engeli Esat rejimi oluşturuyor. Esat var olduğu sürece Sünni stratejisi çalışmayacaktır.
Tezkerenin açık veya kapalı dille söylediklerine baktığımızda; Ankara'da ikinci şıkkın tercih edildiğini görüyoruz. Örneğin Suriye'nin ortalarındaki Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan vurgu, bunun bir göstergesi.
Özetle: Türkiye'nin öncelikleriyle, ABD'nin öncelikleri giderek daha fazla çatışmakta.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.