YAZARA MAİL GÖNDER Türbenin kaderi

YAZARLAR

Her kafadan bir değil birkaç sesin çıktığı bir dönemdeyiz. Soğukkanlı bir üslup ve nesnel bir bakış açısıyla olayların değerlendirilmesi fevkalade güç hale geldi.
Örneğin... IŞİD tehdidi altındaki Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yerden kaldırılıp, bir süre sonra Türkiye sınırına yakın bir yere getirilebilmesi amacıyla düzenlenen Şah Fırat Operasyonu...
Bu olay üzerine muhalefet anında Hükümeti eleştiri yağmuruna tuttu:
"Nasıl olur da, vatan toprağı korunamaz. Türkiye, Cumhuriyet kurulduğundan beri ilk kez toprak kaybediyor... Buna olsa olsa Şah değil mat operasyonu denir... Küçücük bir toprağı dahi korumayanlar, Türkiye'yi nasıl koruyacak?"

Gerçek fikirleri hangisi?

Ancak bu eleştirilerde bariz bir çelişki var: IŞİD, Musul Konsolosumuz dahil, elliye yakın vatandaşımızı rehine aldığında... Aynı kişiler, "Diğer devletler konsolosluklarını boşaltırken, biz niye orada kaldık" diye veryansın etmişlerdi.
Muhalefetin gerçek bakış açısını hangisi yansıtıyor? Bugün türbe operasyonu için söyledikleri mi? Yoksa yine o Türkiye toprağı sayılan konsolosluğumuz için yaptıkları eleştiriler mi? (Bence türbenin boşaltılması doğru karardır. Konsolosluğu boşaltmamanın yanlış olduğunu ise rehine olayı zaten gösterdi.)
Basit bir soru: Türbe taşındı diye söz konusu 10 dönümlük arazi, Türkiye toprağı olmaktan çıktı mı? Yoo... Onun antlaşması önce 1921'de Fransızlarla ve daha sonra 1923'te Lozan'da yapılmış. Yani antlaşma yürürlükte kaldığı sürece, tekrar dönme imkânı var.
Zaten Başbakan Davutoğlu da bunu söyledi: "Bu geçici bir nakil. Şartlar düzelince eski yerine döner..." Daha sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan bu noktanın altını çizdi.
Benim önce tuhafıma giden... Türbenin, yani sanduka, örtüler ve diğer eşyaların yine Suriye toprağına, sınırımıza 180 metre uzakta bir yere taşınacak olması.
Madem Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu arazi, antlaşmalar gereği zaten Türkiye'ye ait... O halde Türkiye'ye yakın bir yere (Eşme köyünün Suriye tarafı) geçici türbe yapmaya ne gerek var?

Bayrak inmemesi önemli
İlk akla gelen, Suriye'ye, "Türbeyi boşalttık diye arazimizi size bıraktığımızı sanmayın" mesajını vermek.
Ancak Suriye de, "Size ait olan arazi orası değil ki... Ya geri dönün ya da tamamen gidin... Eşme'de size verecek toprağımız yok" diyebilir. (Ki zaten Şam'ın protestosu bu anlama da geliyor ama şu şartlarda gereğini yapamaz, o da ayrı konu.)
İkinci nokta ise "Bayrağı indirmedik... Oradan aldık, benzeri bir başka yere diktik" mesajı ki buradaki esas amaç topluma güven verirken, muhalefete de bahane sunmamak olsa gerek.
Bunlara şunu da ekleyebiliriz: Bayrak konusunda asker çok hassastır. Bayrak indirmeyi yenilgi sayar. Eşme formülü askeri de tatmin eden bir çözüm olsa gerek.
Son olarak: Olay, sembollerin hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Niye sembolik?
Çünkü... 1) O türbenin Osman Gazi'nin dedesine ait olduğuna dair eldeki bilgiler hiçbir kesinliğe sahip değil; olabilir de, olmayabilir de... 2) Türbe aslında daha önce iki kere taşınmıştı: Önce 1939'da, sonra da 1975'te...
Ancak üçüncü taşınmanın, son taşınma olmayacağı şimdiden belli oldu. Taşınmak bu türbenin kaderinde varmış.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.