Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Hadi yürüyün

Doğan'ın askerleri ve "şimdilik" Demirören'e çalışan ama aslında gönlü Aydın Bey'in kesesinde olan uşaklar, CHP'yi, ne yapıp edip, öyle ya da böyle, bir koalisyona sokmak için yırtınıyorlar, çatlıyorlar, çırpınıyorlar, didiniyorlar...
Şununla da olur bununla da, yeter ki önceleri yerden yere vurdukları Kılıçdaroğlu kapağı bir şekilde bir hükümete atsın.
Daha doğrusu, öyle ya da böyle bir koalisyon kurulsun ki AKP'nin eli kolu bağlansın. Bu arada İstanbul sermayesi rahat bir nefes alsın, bizim patron da ticaretine baksın, elbette bir çorba parası da bize düşer.
Eh, hele bir de "zinde kuvvetler" ortaya çıkıp "karşıdevrimci gidişe dur demeye" kalksalardı...
Vallahi "Atatürkçü reformlar" bile "sür'atle tahakkuk" ettirilebilirdi!
Devlet Bahçeli, çok kimse sevmez ama, onların (muhalif gazetecilerin) toplamından çok daha aklı başında bir adam.
Bir kere, Kılıçdaroğlu ve tayfasının "ne olur elimizden tutun, kurtarın bizi" çığlıklarına "höt" dedi.
Sonra bakın lafın arkasını nasıl getirdi:
"Birinci koalisyon modeli AKP-HDP... Bu hükümete güven oyu vermem ama millet iradesinin getirmiş olduğu tablodan bir koalisyon çıkarmak istiyorsanız, koalisyonların uyumlu olması lazım. Ortak hedefler noktasında buluşabilecekleri bir görüş çoğunluğu olması lazım.
Bu oyunu AKP ile HDP oynuyor."
Evet, biz de öyle demiştik.
AKP ile HDP'nin koltuk toplamı hükümet kurmaya da yetiyordu, çözüm sürecini başarıya ulaştırmaya da, yeni bir anayasa yapmaya da...
Hem böylece Kürt seçmenin "HDP meclise girsin ama AKP yönetimde kalsın" temennisi de gerçekleşmiş sayılabilirdi!
Kandil Dağı'nın haydutları istemediler.
Bu gidişle yakında Selahattin Demirtaş'ın da başını yiyecekler.
Ufukta "tekrar seçim" var.
22 Kasım telaffuz edilmişti ama 15 Kasım diyen de var. Bakınız Devlet Bahçeli lafını nasıl bitirmiş:
"İlle de bir koalisyon oluşsun diye Türkiye'yi bir başka darboğaza sokmaya gerek yok. En makulu erken seçimdir.
Erken seçim bize kaybettirebilir, kazandırabilir de. Eğer ülkede hükümet krizi yaşanırsa, millet iradesine başvurmak en sağlıklı yoldur. Böyle birşey düşünüyorsanız 15 Kasım bunun için uygun tarihtir. Eğer herkes istiyorsa biz de istiyoruz."

***
Bu arada biz de tatilimizi yapıp gelelim bari. Bir hafta izin rica ediyorum, sizlerle burada 1 Temmuz Çarşamba günü tekrar buluşalım.
Bu bir hafta nasıl olsa lagalugayla geçecek, tam tatil zamanı... Deniz Baykal'ın meclis başkanlığı hevesini alması, saatler sürecek ve halkı hiç ilgilendirmeyen yemin töreni, sonunda cumhurbaşkanının görevi birisine vermesi...
Hay Allah, kime verecek acaba?
Siz heyecanlanadurun, bendeniz de 1 Temmuz'da görevimin başında olacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER