YAZARA MAİL GÖNDER Sıfır kilometredeki beyinlerle bugün anlaşılamaz ki...

YAZARLAR

Eğer 1930'lu yıllarda yaşasaydınız ve 1940'larda neler olacağını tahmin edemeseydiniz, belki siz de Türkiye'deki "Rejim"i "Nazizm"e ya da "Faşizm"e benzetip övünürdünüz.
Adalet Bakanı olduğu dönemde Medeni Kanun'u Türkiye'ye getiren (1926) ve bu kanunun gerekçesini yazan, 1930'larda bakanlıktan ayrıldıktan sonra Atatürk'ün emri ile gençliğe "İhtilal'in Hukuk Tarihi"ni üniversitede ders olarak öğreten Mahmut Esat Bozkurt'un (1892-1943) bir değerlendirmesini hatırlayalım mı?

Demokrasi nedir?
"- Zamanımızın bir Alman tarihçisi gerek Nasyonal Sosyalizmin, gerekse Faşizmin Mustafa Kemal Rejiminin çok az değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadıklarını söylüyor. Çok doğrudur. Çok doğru bir görüştür. Kemalizm otoriter bir demokrasidir ki, kökleri halktır, Türk milletidir. Piramide benzer; temelleri halk, tepesi yine halktan gelen baştır ki bizde buna Şef denilir.
Şef otoritesini yine halktan alır.
Demokrasi de bundan başka bir şey değildir.
"(Atatürk İhtilali/, M. E. Bozkurt/ Kaynak Yayınları, Sayfa 88)
Ama eğer 21'inci yüzyılda yaşamaktaysanız...
Ve 1930'ları Cumhuriyet'in "Devr-i Saadet"i olarak gösteren söylemleri seslendiriyorsanız... Ve "AK Parti iktidarında rejim elden gitti" diyerek feryat ediyorsanız, beyin fonksiyonlarınızda bir aksaklık olduğu ihtimali fazladır.

Durgun beyinler

Neticede doğanın en mucizevi ürünü olan insan beyni, öyle de böyle de kullanılabilir.
Eğer beyninizi "Nerede o eski güzel günler" felsefesinin şartlanması içinde ezberlerle dondurur ve klişelerle doldurursanız, belki yorulmazsınız. Ama sonunda yaşlı bitkin ya da genç dinamik farkı olmaksızın, kafalardaki hiç çalıştırılmamış, sıfır kilometrede beyinlerle dolu olur toplumunuz.
Bu beyinlerin sahiplerinden bazıları Atatürk'ü güncel siyasetin bir aktörü gibi sunmaya çalışırlar. Daha ileri geri zekâlılar ise "Laiklik" ilkesini çarpıtarak "Kemalizm"i İslam'ın anti-tezi biçiminde sunarlar ve Atatürk imajını günlük siyaset polemikleri arasında istismar ederler.

Yıl 2015

Oysa artık bu farkları öğrenmiş olmamız gerekiyor. "Laiklik" din ile devletin ayrılmasıdır. "Jakoben laiklik"te, devlet dinin egemenidir... Bunun tersi olan "Teokratik sistem"de ise din devletin egemenidir. Bu konuda olduğu gibi dünün ezberleri ile ve "Resmi ideoloji" olarak sunulan klişelerle, evrensel ve güncel gerçekler arasında o kadar çok fark var ki...
Kısacası artık her kesim için beyinlerin çalıştırılması zamanı gelmiştir.
Yaşanan zaman 2015 yılını işaret etmektedir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.