YAZARA MAİL GÖNDER Seçim anketlerinin yerini şiirler alsaydı

YAZARLAR

Önceki akşam bir dostlar sofrasında Sadun Aksüt'le birlikte genç seslerin icralarını dinliyorduk. Derken Musa Eroğlu'ndan dinlemeye alışık olduğumuz "Mihriban" türküsüne geldi sıra... Abdurrahim Karakoç'un büyüleyici dizelerine kapılmış, sanki sonsuzluğa yelken açmış gibiydik...
"Yâr deyince, kalem elden düşüyor/ Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor/ Lâmbamda titreyen alev üşüyor/ Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban."
Sadun Aksüt "Alevin üşümesini bir düşünün" dedi bana... Ben de "İnsan şairse karlar bile köz olur" diye cevap verdim. Tam o sırada söylediğim kanıtlanıyordu türkünün sözlerinde...
"Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne/ Kar koysan köz olur aşkın külüne/ Şaştım kara bahtın tahammülüne/ Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban"

Seçim yasakları

Biliyorsunuz... Dün seçim yasakları başladı. Bu yasaklar arasında kamuoyunun nabzını yoklayan anketlerdeki siyasi eğilim sonuçlarının açıklanması da var. Bu yasakları gözden geçirirken "Yasakların yanında keşke bir de yapılması zorunlu şeyler olsa bu dönemde" diye düşündüm... Mesela anketlerin bıraktığı boşluğu, şiirlerle doldurmak mecburiyeti getirilseydi medyaya...
Herkesin kendine göre öngördüğü muhtemel seçim sonuçlarına ilişkin çeşitlemeler yerine Attila İlhan'ın "Ben Sana Mecburum"unu bir kez daha okusaydık gazete sütunlarından.

Ben sana mecburum
"Ben sana mecburum bilemezsin/ Adını mıh gibi aklımda tutuyorum/ Büyüdükçe büyüyor gözlerin/ Ben sana mecburum bilemezsin/ İçimi seninle ısıtıyorum./ Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor/ Bu şehir o eski İstanbul mudur/ Karanlıkta bulutlar parçalanıyor/ Sokak lambaları birden yanıyor/ Kaldırımlarda yağmur kokusu/ Ben sana mecburum sen yoksun."

Belleğin derinliklerinde

Japon ve Amerikalı araştırmacıların farelerin bellekleri üzerinde yaptıkları deneylerin haberleri vardı dünkü medyada. Buna göre farelerin beynine ışınlar göndererek belleklerini inceleyen araştırmacılar, unutulan bilgilerin yok olmadığını, sadece beyin tarafından ulaşılamadığını saptamışlar. Yani bilgiler beynimizde muhafaza edilmeye devam ediyormuş ama bu bilgilere nasıl ulaşılacağı bilinmiyormuş. Bu haberi okurken belleğimin derinlerine indim... Orada 1950'den bu yana yapılan seçimlerin sonuçlarının yanında Sezai Karakoç'un "Mona Roza"sı da vardı.

Mona Roza
"...Açma pencereni perdeleri çek/ Mona Roza seni görmemeliyim/ Bir bakışın ölmem için yetecek/ Anla Mona Roza, ben bir deliyim/ Açma pencereni perdeleri çek/ Zeytin ağaçları söğüt gölgesi/ Bende çıkar güneş aydınlığa/ Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi/ Seni hatırlatıyor her zaman bana/ Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.