YAZARA MAİL GÖNDER 20'nci yüzyıl bile uzak tarihe karışırken

YAZARLAR

Şevket Süreyya Aydemir Cumhuriyet'in ilk yıllarında Doğu Anadolu'da köylülerle sohbet ederken "Devletin başında kim var" diye sorduğunda "Sultan Abdülhamid" cevabını alır. Tabii şimdi durum çok farklı... Bugün herkes bu soruya "Tayyip Erdoğan" diye cevap verir. Ama "Dün" yazılı hafızası olmayanlar için genellikle "Geçen hafta"dan öteye bir anlam taşımıyor. Bu yüzden bu coğrafyada defalarca yaşanmış olaylar ve krizler, ilk kez yaşanırmışçasına şaşkınlıkla karşılanıyor.

Geçen yüzyıl

Düşünün ki Turgut Özal'ın, Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanlığı dönemleri "Geçen yüzyıl"ın gelişmeleri arasındaydı. Son darbe olan "28 Şubat" da 1997'de kaldı... 1912'nin ocak ayında yaşayan bilinci yerinde, siyasete aşina bir Osmanlı- Türk vatandaşı daha sonraki yıllarda olup bitenleri izlerken, acaba neler hissetmiştir? 1912'nin Ocak ayında biri kalkıp, "Selanik de, Rodos da, Halep de elimizden gidebilir" deseydi, herhalde ona "Bu adam meczup" diye bakılırdı... Fatih'ten, Yavuz Sultan Selim'den, Kanuni'den beri Türk olan bu coğrafyalar nasıl bizim elimizden alınabilirdi ki?

Ama ne yüzyılmış

Aynı yılın önce Balkan Savaşı'nda, iki yıl sonra da 1'inci Dünya Savaşı'nda bu coğrafyalar başka ülkelerin sınırları içine girdi. Gerçekten hareketli bir yüzyıldı "20'nci" diye numaraladığımız zaman dilimi... Üç ay sonra 16'ncı yılına gireceğimiz 21'inci yüzyıl ise, daha karmaşık, daha hızlı gelişmeler arasında ilerliyor. "Değişim" dünya savaşları ile gerçekleşmiyor bu yüzyılda... Çok boyutlu, çok etkenli ve çok bilinmeyenli bir global çatışmanın sancıları var her coğrafyada... Komünist Çin'in dünya kapitalizminin yıldızı olduğu, siyah derili bir Başkan Beyaz Saray'da otururken, Amerikan polislerinin siyah derilileri vurdukları bir dünyada yaşıyoruz.

Yeni bir anayasa

Ve bu yüzyılda Türkiye Cumhurbaşkanını halkın seçtiği, eskisinden daha şeffaf, her alanda dünya ile rekabete girilen ve tüm tabuların buharlaştığı bir yeni dönemi yaşamakta... Eğer önümüzdeki yıllarda hukukun üstünlüğünü ve temel insan hakları ile özgürlükleri üst değerler olarak kabul eden yeni bir anayasa yapabilirsek, bizim için 21'inci yüzyıl gerçekten eskisinden çok farklı olacaktır.

İyimser olalım
Bu hedefin dışında kalan günlük siyasi gelişmelerin ve polemiklerin eski yüzyıldakilerden çok farklı olmasını beklememeliyiz. İç ve dış barışımızın kıymetini bildiğimiz, çoğulcu demokrasiyi koruyabildiğimiz sürece, geçmişte de defalarca benzerlerini yaşadığımız krizleri ve kavgaları, gelecekte daha kolay aşacağız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.