Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'de her alanda şaşırtıcı gelişmelerle karşılaşmak mümkündür. Ama bu durumun istisnası siyaset alanı için söz konusudur... Antep ağzındaki "Adamın ağzını büzmesinden Ömer diyeceği belliydi" söylemindeki gibi, her durumda kimin ne söyleyeceğini ağzını büzmesine bakarak kestirebilirsiniz.

Savaş suçuymuş

Diyelim ki devletin güvenlik güçleri Güneydoğu kentlerinde eylem koyan teröristlere müdahale etti. Cizre'yi, Sur'u kana ve dehşete boğan teröristlere karşı, başarılı bir operasyon yaptı. Bu noktada HDP Eş Başkanı Demirtaş, teröristler yerine güvenlik güçlerine karşı sözler söyler ve mesela "Orada tam bir savaş suçu hali var. Hükümet zannediyor ki bunların üzerini örtmek kolay olacak" derse şaşırır mısınız? Ankara'da bombalar patladığında da "Devlet suçludur" diyen bu ağızdan şimdi neden farklı sözler çıksın ki?

Beklenen şarkı

Ya da CHP'lilerin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndan Başkanlık Sistemi önerisini bahane ederek çekilmeleri sizin için sürpriz midir? Bunun gibi Deniz Baykal Suriye toprakları içindeki Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden durumlar konusunda doğru şeyler söylediyse, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Türkiye'nin iflas eden dış politikasına bundan büyük destek bulunabilir miydi? Baykal'ın AK Parti'nin can simidi olmasının anlamı yoktu" diyerek bu sözlere karşı çıkması sizi şaşırtır mı?

Sürpriz hasreti

Bu tür alışılmış tutumların tekrarlanmasını kanıksadığımız için siyaset dünyasında "Sürpriz hasreti" çekmiyor muyuz? İktidara muhalefet etmekle Türkiye'nin ulusal çıkarlarına, güvenliğine, istikrarına karşı olmak arasındaki farkı görmezden gelenler ağızlarını her büzdüklerinde, bazen Esad, bazen Putin, bazen de Karayılan gibi konuşmuyorlar mı?
Strateji ortağımız, kadim müttefikimiz Amerika'nın bazen öyle bazen de böyle tutumlar alması da bizi artık şaşırtmıyor... Rusya'nın gelip Suriye'ye yerleşmesine bile alışmadık mı? Ama Birleşmiş Milletler'in Suriye topraklarında sahnelenen insanlık suçları karşısında seyirci kalması, yine de şaşırtıcıdır.

Biraz da şaşırsak

Ama sonuçta Nasrettin Hoca'nın torunlarıyız ve bugünün dünyasına onun gözleriyle bakabiliyoruz. Suriye'de sahnelenen insanlık suçlarını veya Güneydoğu kentlerini kana ve şiddete boğan terör eylemlerini görmek yerine, Türkiye'yi ve iktidarı suçlayanlara Nasrettin Hoca'nın "Hırsızın hiç mi suçu yok yani" fıkrası ile yaklaşmak belki de en doğru davranış olacaktır.
Yine de bazen şaşırmak istiyoruz... Seçilip Ankara'ya gelenlerin, Kandil veya Moskova ağzıyla konuşmadıkları günler de herhalde gelecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER