YAZARA MAİL GÖNDER Mahkemelerin varlığı adaletin varlığının kanıtı değildir
kapat

YAZARLAR

Bir ülkede mahkemelerin var olması, adaletin de var olduğunun kanıtı değildir. Mahkemelerin varlığı adaletin tecelli etmesine bir şans tanır...
Bir gazeteci olarak Can Dündar ile Erdem Gül'ün yargı kararı ile tahliye edilmelerinden mutluluk duymamak tabii ki mümkün değil. Ama Anayasa Mahkemesi'nin tahliyeyi sağlayan kararının, adaletin tecellisine sadece bir şans tanıdığını da unutmayalım. Bu iki gazetecinin tutuklanmasına da dayanan dava, esasta devam ediyor. Bu nedenle, söz konusu davanın sonucu belli olana kadar, büyük konuşmaktan kaçınmak daha doğru olacaktır.

Farklı yaklaşımlar

Aslında siyasi konumlara göre yurttaki ve dünyadaki gelişmelere de, hukuki anlaşmazlıklara da yorum getirmek, galiba insanlığın kötü alışkanlıkları arasında. Örneğin Çin'deki ekonomik gelişmeye bakıp "Eyvah, bu ülke sonunda dünyanın başına bela olacak" da diyebilirsiniz, "Ne mutlu ki bir büyük insan topluluğu daha gelişmişlik sürecine girdi" demeniz de mümkündür.
Bunun bir benzerini Türkiye'nin terörle mücadelesine ilişkin farklı yorumlarda da görmüyor muyuz? Yani insanları alışkanlıklarından, önyargılarından, saplantılarından, nefretlerinden veya ezberlerinden arındırmak pek mümkün değil.

Yeni bir dünya

Oysa Türkiye de, dünya da eskisinden daha gelişmiş, daha fazla ümitlerle dolu dönemde... Yakın geçmişte sadece bir avuç imtiyazlı ülkenin ve aydın elitin tekelinde bulunan "Bilgi" internet aracılığı ile tüm dünyanın erişebileceği yakınlıkta. "Sermaye" sınır tanımaz şekilde dünyada yatırım alanları aramakta. "Kitle turizmi" her yıl bir milyara yakın insana kıtalar ötesi ülkelerle tanışma fırsatı yaratıyor. Üretimdeki artış ve tüketimdeki yaygınlık, insanların uygarlığın ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmaları konusunda global bir sosyal adalete kapı araladı. Teknolojide inanılmaz buluşlar, tıpta her biri çağ dönümü sayılacak aşamalar var.

Dünyalı olmak
İnsan beyni, kendisinden milyon kere hızlı düşünen elektronik beyin yaratabiliyor. Gen mühendisliği hayatın şifresini çözmek ve yaşlanmayı bir hastalık olmaktan çıkartmanın eşiğinde... Nano-teknoloji, alyuvarların yerine robot-yuvarlar yerleştirmenin projeleri üzerinde çalışıyor.
Ama hâlâ "Dünyalı" olmayı tehlikeli bulan toplumlar var. Kendi halklarını sömüren ve ezen oligarşiler egemenliği ve bağımsızlığı, dünyaya açılmanın engelleri biçiminde kullanmakta değiller mi? Çağı yakalayamamış fanatikler için de terörizm hâlâ kendi varlığını kanıtlamanın bir yöntemi değil mi? Bu noktada her bireyin, her toplumun ve her devletin önünde bir temel tercih yapmak zorunluluğu var.

Tehlikeli durumlar

Kısacası mahkemelerin varlığının adalete şans tanıması gibi, demokrasi, çok seslilik, serbest rekabet, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, temel hak ve hürriyetler gibi kavramların varlığı tercihlerini sağlıklı yapmaları için toplumlara şans tanır. Ama bunların varlığı, doğru tercihin yapılacağının kesin teminatı da değildir. Önyargıların, alışkanlıkların, sloganların, saplantıların, aklın önünü kapatması tehlikesi ise, her toplumun önündeki tehlikedir.
Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliyelerinden duyulan mutluluğu, ezberlerle, nefret söylemleri ile ve önyargılı yaklaşımlarla karartmamalıyız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.