YAZARA MAİL GÖNDER Hiç kimsenin şiddetten rahatsız olma lüksü yok

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Kapitalist düzeni eleştiren 'Bira Fabrikası' oyununun başarılı oyuncularından Onur Ünsal, "Gerçekleri yüzümüze çarpan bu oyunda sahnedeki şiddetten kimse rahatsız olmasın" diyor

Fildişi Sahilleri doğumlu Koffi Kwahule'nin, doğduğu topraklarda yaşanan katliamlardan ve buna sebep olan kapitalist düzenden etkilenerek yazdığı 'Bira Fabrikası' adlı eser, Moda Sahnesi'nde hayat buldu.

MEMİLİ AYAKTA ALKIŞLANIYOR

Ezgi Coşkun'un çevirdiği, Kemal Aydoğan'ın yönettiği oyun; faaliyeti durmuş bir bira fabrikası üzerinden kapitalist düzenden eğlence kültürüne, savaş ve şiddet eğiliminden kadın-erkek ilişkilerine kadar her şeyi ele alarak kara mizah örneği sunuyor izleyiciye. Oyun bol göndermeli konusunun yanı sıra Necip Memili, Onur Ünsal, Gürsu Gür ve Melis Birkan'dan oluşan oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. ATV'de yayınlanan 'Bedel' dizisinde de rol alan Necip Memili, oyunda 'Yüzbaşı Ölümsüz' rolüyle ayakta alkışlanıyor. 3.5 ayda 12 kitap okuduklarını ve bu oyunun sadece bir metinden daha fazlası olduğunu söyleyen Memili, "Dizi para kazanmak için yaptığım bir şey. Tiyatro yapmak benim için çok büyük bir açlık. Bunu doyurduğumuz bir yer burası" diyor.

BİRA PARAYI TEMSİL EDİYOR

Oyunda Moda Sahnesi'nin kadrolu elemanı Onur Ünsal da 'Asalak Onbaşı' rolünde başarılı bir performans ortaya koyuyor. Oyunun adı 'Bira Fabrikası' olunca, 'Acaba alkolle alakalı bir eleştiri mi yapılıyor?' diye düşünüyor insan. Ekibin hiç öyle bir derdi yok. Ünsal, bu durumu şöyle izah ediyor: "Dünyada para savaşları yaşanıyor. Para da soyut bir şey. Likit yani. Biranın sıvı olmasının ve sıvının her yere çok kolay şekilde zerk etmesinin parayla çok güzel bir metaforu var. Oyunda alkol tüketimini eleştirmiyoruz. Eğlence kültüründen finans sistemine, savaşlardan kadın-erkek ilişkilerine kadar birçok konuya gönderme var. Hepsinin kesişim noktası para. Vahşet, eğlence, para, şiddet; hepsi bir arada toplanıyor bu oyunda."

'HAYATİ KONULARA DEĞİNİYORUZ'
Peki, bu şiddet seyirciyi rahatsız etmiyor mu? Ünsal, bunu şöyle anlatıyor: "Oyun çok hayati konulara değiniyor. Gerçekleri yüzümüze çarpan bu oyunda kimsenin sahnedeki şiddetten rahatsız olma lüksü yok! Yazarın ülkesinde, 20 yılda 8 milyon işçi ürettikleri çikolatanın tadını bile bilmeden ölüyor. Elmas için yapılan katliamlar da aynı şekilde. Yazar bu katliamlardan etkilenmiş. O yüzden biraz da ambole olalım yani." Necip Memili de; "Oyunda üstümüz başımız kan içerisinde ama kimseyi öldürmüyoruz. Sadece anlatıyoruz. Bu bir savaş; ve adam, onu çok güzel anlatıyor. Savaşı harp meydanlarında yapılan bir şey sanıyorlar. Ancak artık savaş şehirde, sokakta. Kartopu oynadı diye insan öldürülüyor burada" diyor.

BİRKAN 'BEYAZ BÜYÜ' İLE SAHNEDE
İlk kez tiyatroda oynayan Melis Birkan, 'Bira Fabrikası'nın eski sahibi, hamile ama şov dünyasının baş dansçısı 'Beyaz Büyü' karakterine hayat verirken güzelliğiyle izleyiciyi mest ediyor.

HAMİLE DANSÇI

Bale kökenli oyuncu, rolünü şöyle anlatıyor: "Beyaz Büyü' hamile olmasına rağmen şov dünyasından vazgeçmeyen bir kadın. Gelmiş fabrikayı kurmuş, herkesi kategorize etmiş. Savaş ve kıyım başlayınca kaçmış Moulin Rouge'da baş dansçı olarak şov yapıyor. Rolün içinde bir sürü açılımları var. Seksi çağrıştırdığı tarafı da var. Herkesin birbiri üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı güç savaşında büyük mücadele veriyor. Kadınlığını da kullanıyor, aklını da. Aslında oyunu yöneten o."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.