YAZARA MAİL GÖNDER Aşk nedir hocam?

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Sağlık-güzellik köşemin bu haftaki konusu, ... Peki aşkın sağlığımız ve güzelliğimizle ne ilgisi var? Aaa, şaka yapıyorsunuz herhalde, yüzde 1000 ilgisi var! Aşık olunca parlayan cildimiz, uçuşan saçlarımız, 32 dişimizi sergilemeye doyamayan gülümsememiz, fazla kilolarımızdan kurtulmamız, görüntümüze özen göstermemiz, karşımıza ne çıkarsa çıksın üstesinden gelebileceğimiz hissi, işimize asılmamız, umutlanmamız, geleceğe korkmadan bakmamız, yükselişine engel olamadığımız devam etme ve başarma arzumuz...
Bir de aşkın bitişi var tabii. Onu kaybettikten sonra neler neler geliyor başımıza... Özgüven kaybı, umutsuzluk, depresyon, kilo alma veya aşırı kilo verme, iştah sorunları, korkular, gelecek kaygısı, bıkkınlık, kendini tanıyamama, tutarsız davranışlar vesaire...
Aşk bize öyle şeyler yapıyor ki... Aşkın bize ettiklerini gayet iyi bilen ve bildiklerimizi unutmamızı salık veren, biraz da aşkın cilasını söken biri var: Psikolog Dr. Zafer Akıncı. Çok yakında 'Aşk mı? Hadi Canım Sen de!' isimli bir kitabı çıkacak. Kendisi 40 binden fazla aşk hastasını incelemiş, terapiler vermiş bir doktor. Konunun bilimsel yanını didik didik etmiş. Ve bu kitapta, sizin romantik aşk dediğinize o hastalık diyor. Aşkınız tamamen hormonal; isterseniz kurtulmanın formülü var. Hadi buyrun bu pazartesi dosyamıza.

AL SANA İLK GÖRÜŞTE AŞK
Zafer Akıncı'ya ilk sorum, "Hocam aşk nedir?" oldu tabii ki. Aldım mı cevabı: "Aşkı, iki kişinin arasındaki inanılması güç, büyük bir sevgi olarak tanımlıyorlar ama aşk diye tarif edilen duygunun bununla hiç ilgisi yok!"
Aaaaa!!! Şimdi kaybolan yıllarımıza yanar mıyız sevgili okurlar? Yanarıııız! Aşk; beyindeki feniletilamin, oksitosin ve norepinefrin hormonlarının normalin dışında salgılanması sonucu oluşan bir duyguymuş. İşte bu kadar! Yani bunun Ahmet'le, Mehmet'le, Zeynep'le ilgisi yokmuş. Ee peki nasıl bu hormonlar bir kişide zıplıyor da diğerinde zıplamıyor? Zafer Akıncı şöyle diyor: "Antropolog Helen Fisher'ın 'Aşk Haritası' adlı bir çalışması var. Küçükken bize yakın olan annemiz, babamız, amcamız, halamız, komşumuz ile, bilinçaltımız bir aşk profili çıkartır. Birini gördüğümüzde, eğer o profile yüzde 80-90 uyuyorsa; işte o ilk görüşte aşk oluyor."
İlk görüşte aşk kontrol edilemiyor. Peşine köpek düşen bir adamın karanlıkta kaçarken yaşadığı hisle, aşık olmak aynı hormonları tetikliyor. Mantık devreden çıkıyor; aşık olunca kör olmak tam da bu işte. 'Kızım görmüyor musun; adam sahtekar, adam yalancı!' deseniz de, tabii ki görmüyor.
"Bize anlatılan aşk, tutkulu aşktır. Tutkulu aşk da nörobiyolojik açıdan kanıtlanmış bir hastalıktır. Eğer mesajına cevap vermiyorsa, kafasına bi' şey fırlatabilirsin. Karşılık alamazsan öfkelenirsin. Aşk bir hastalıktır; hastalıklı bir duygudur" diyor Zafer Akıncı. Aşkın üç şartını ise şöyle açıklıyor:
1. Sürekli onu düşünmek
2. Sürekli onu düşünmek
3. Sürekli onu düşünmek
Özet: Aşk eşittir; obsesif kompülsif bozukluk.

UYUŞTURUCU İLE AYNI
'Aşık olmak istiyoruuuuummm, Allah'ım bana aşk veeer!' diye yalvarırken, aslında hepimiz kafayı oynatmak istiyoruz. "İyi de hocam, biz deli miyiz, neden bile bile böylesine aşık olmak istiyoruz?" diye sordum elbet. Buyrun cevabı: "Çünkü aşk bize öyle satılıyor. Bakınız aşkı tarif edenlere; yazarlar, romancılar, filmciler, müzisyenler..."
Eğer ne yaptığımızı şaşırdığımız, kendimizi bile tanıyamadığımız, acılardan kavgalara, kıskançlıklardan ateşli barışmalara sürüklenen tutkulu aşkımız, şefkatli aşka dönüşmezse; üç yıl içinde trajik bir biçimde sona erermiş. Şefkatli aşk; onu mutlu etmek ister, iyiliğini düşünür, anlayışlıdır...
O zaman soralım: "Tutkulu aşkımız, nasıl şefkatli aşka dönüşür?" Zafer Akıncı, "Dozajı düşürmek gerekir. Hayatta kimse bu kadar aşırı sevilmemeli. Bazı çaylar içersiniz, rahatlarsınız" diyor. Bana çayı damardan versen, aşık oldum mu ortalık yanıyor! Ne çayı, çorbası Allah aşkına! Tutkulu aşklar güzel bitmez, bunu hepimiz biliyoruz. Prof. Dr. Semir Zeki'nin çalışmasında, uyuşturucu madde bağımlılarının ve tutkulu aşıkların beyin görüntüsü aynı çıkmıştı. Aşk, uyuşturucu ile aynı mı? Dibine kadar! Aman durduk yere yakmayın kendinizi sevgili okurlar; hem bakın hepsi hormonların suçu, gidin işinizle gücünüzle uğraşın. N'apacaksınız aşık olup!


Duygular bitmeye başlıyorsa...
1. Beraber paylaşacakları bi' şeyler bulmalılar. Bu, eşinin hatrı için maç izlemek değildir. İki kişinin aynı anda sevebileceği bi' şey yapmaktır.
2. Aynı anda, aynı davranışları uyguladığınız bir faaliyet yapmak. Fizyolojik rezonansa bağlı ayna uyumu denir buna. Mesela; beraber koşmak, tenis oynamak, yüzmek, dans etmek, dalmak...
3. Elbisesiz beden teması çok önemli. Cinsel içerikli olmasa bile omuz omuza, el ele, kol kola temas etmelisiniz.
4. Onun severek yaptığı şeye eşlik etmek ama bunu severek yapmak. Yemek pişirmek olur, maç ya da dizi izlemek olur.

Acıyı atlatabilmek için...
Onu hatırlatacak her şeyden uzak durun; arkadaşlar, ortamlar, şarkılar, mekanlar, eşyalar...
Yanılsamalı hatırlama sendromuna ! Ayrılınca hep pozitif sahneler insanın aklına gelir. Bunu atlatmak için mutlaka negatif olayları bilinçli olarak hatırlayıp bir kağıda yazın ve sık sık bakın.
Bilimsel çalışmalar da kanıtladı; asla yavaş, acıklı, duygusal şarkılar dinlemeyin. En az altı ay dinlemeyin. Sakın!
Davranışçı terapi tekniklerine başvurabilirsiniz.
Beyne samimi olarak ilgileneceği bir şey vermek lazım. Sizi içine alan bilgisayar oyunları gibi...
Çivi çiviyi sökmez! Sakın bir ilişkinin hasarlarını sarmadan diğerine geçmeyin. Çok daha kötü durumlara girersiniz, psikolojik hastalık büyür.
Yanlı arkadaş sendromuna dikkat! Sizi birleştirmeye çalışan arkadaşlardan uzak durun. Durduk yerde beyinde kriter değişimi olur. Hemen kaçın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.