YAZARA MAİL GÖNDER Selam Sana Ey Ramazan

YAZARLAR

Bu mübarek ayda sıhhati yerinde olanlar oruç tutmalı, namazlarını aksatmamalılar. İftarda fakirleri, yoksulları çocukları ve yaşlıları sofralarına misafir etmeliler

Bugün ömrümüzü güzelliklerle dolduracak bir fırsat dönemine giriyoruz. Ramazan ayı bütün bereketi, güzelliği, rahmeti, affı ve güler yüzüyle evlerimize konuk oldu. "Ben geldim. Tâ Hz. Resul döneminden kalktım ve geldim" diyecek. Sefa getirdi, hoş geldi.
Bu yıl da sıcak, bir ramazan ile yüzleşeceğiz. Zor olacak belki. Özellikle de yoğun şekilde çalışacaklar için. Ama büyük nimetler ve rahmetler zorluktan sonra nasip oluyor değil mi?
İmtihandayız. Belki bir kısmınız iyi başlayacak ama iyi götüremeyecek. Belki zaman sinirlerimiz gerilecek. Her ne kadar bu ayda şeytanlar zincirlenip kontrol altında tutulsa da varlıklarını hissedebileceğiz. Bu mübarek mevsimde sıhhati yerinde olanlar oruç tutmaya gayret etmeliler. Namazlarını aksatmamalılar. İftarda imkân elverdiğince fakirleri, yoksulları, çocukları, yaşlıları sofralarına konuk etmeliler. Orucu tutarken kimseye karışmamalı, kimsenin çirkin sözüne de aldırmamalıyız. Elimiz, gözümüz, kalbimizle oruç tutmalıyız.
Teravih namazları bu ayın en güzel ibadetlerindendir. Farz veya vacip olmamasına rağmen Müslümanların ibadet hayatında önemli bir yer tutmaktadır teravih namazı. Camiler teravihle, salat ve selamlarla daha da güzelleşecek. Sahurlara kalkmaya çalışmalıyız. nin bereketi sahurla tamamlanır. Sahur vakti, sabaha en yakın andır ki, meleklerin 'âmin' demek için fırsat kolladıkları dakikalardır seher vakitleri. Sahurda evdeki hanımların yükünü hafifletelim. Bu anda Kuran'la ahdimizi, yakınlığımızı yineleyelim. Kutsal vahyi meal ve tefsirinden okuyalım. Rabbimizin bizden ne istediğini daha iyi anlayalım.
Ramazan boyunca daha nazik olalım. Patronumuzdan fabrikatörümüze, politikacımızdan gazetecimize, işçimizden memurumuza kadar herkes birbirine daha da iyi ve anlayışlı olmalı bu ayda. Daha sevecen olmalı. İmkânı olan işverenler işçisine, çalışanına ramazan hediyesi olarak biraz daha fazla yardım edebilse keşke. Lüks otellerde değil, yoksulların yanında iftarımızı açabilsek keşke. Birbirimizi gördüğümüzde gülümseyebilsek keşke.
Göreceksiniz, ramazanda her şey daha da güzel olacak. İnanıyorum ki, suçlar daha da azalacak. Birbirimizin hata ve günahını daha az göreceğiz. Birbirimize daha da merhametli olacağız. Unutmayalım ki, yaratılanlar birbirlerine merhametle muamele ederlerse Allah da onlara merhamet eder.
Bu günde sözü sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) mesajlarına bırakalım. Efendimiz (s.a.v.) bir seferinde şöyle buyurdular: "Ümmetime ramazan ayında beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiçbir peygambere verilmemiştir:
1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah azze ve celle-ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa, ona ebedi olarak azap etmez.
2- Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Temiz tutun ama bundan dolayı da üzülmeyin.
3- Melekler her gün ve gece oruç tutanlara istiğfar ederler, bağışlanmalarını dilerler,
4- Allah azze ve celle-cennetine emredip, "Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı" buyurur. Ki insan ahirette cennete girebilsin.
5- Gecenin sonu olunca, Allah bütün tecelli ettiklerini, hepsini bağışlar."

HER GIYBET İFTİRADIR

Yüce Kuran, gıybet ve iftiradan sakındırmıştır. Bunu tanıtmayı ve belirlemeyi de Efendimize bırakır.
Bir gün Hz. Aişe, kuması olan Hz. Safiye hakkında "kısa boylu kadın" tarzında bir tarif kullanır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu tanımlamadan rahatsız olur. Şöyle buyurur: "Aişe! Sen öyle bir söz söyledin ki şayet bu söz denize karışsaydı, onun suyunu bile bozardı." Hz. Aişe, merakla, "Ama ben iftira atmadım. Onun fiziğini tarif ettim" dese de Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu kabul etmez ve şöyle açıklar: "Onun yüzüne karşı söylediğinde onu rahatsız edecek olan şeyi onun arkasından söylersen, buna gıybet denir. Sen onda olmayan bir şeyi söyleseydin bunun adı iftira olurdu."
Hz. Peygamber (s.a.v.) Miraç'ta gördüğü şu manzarayı aktarır: "Ben Miraç'a çıktığımda bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan insanlar gördüm. "Bunlar da kim?" diye sordum. 'Bunlar, insanların namus ve şereflerini arkalarından çekiştiren insanlardır' diye bana bilgi verdiler." Ramazan ayında özellikle sosyal medyada yaygın olan boş sözlere, lakırdılara, dedikodulara, boş boğazlıklara itibar etmeyin. Kendinize yazık etmeyin. Ramazanınızı bozmayın. İftardan önce iftar etmeyin. Bilmediğinizin peşine takılmayın. Tuzağa düşmeyin.

SORU - CEVAP

Kötü söz söylemek, gıybet, küfür etmek orucu bozar mı?
Bu sayılanların hepsi kötü ahlakın çeşitleridir. Oruçlu olana veya olmayana haram kılınmıştır. Mümine yakışmaz. Peygamberimiz 'Gıybeti ve yalanı bırakmayan kişinin orucuna Allah'ın ihtiyacı yoktur' buyurur. Bütün bunlarla beraber saydıklarınızın hiçbiri orucu bozmaz.

Namaz kılmayan bir kişi oruç tutabilir mi?
Namaz ve oruç ayrı iki farzdır. Elbette ki Müslüman'ın beş vakit namazını kılması ve orucunu tutması gerekir. Bu farzdır. Ancak namaz kılmayan veya kılamayan bir kişiye "oruç tutamazsın" deme hakkına sahip değiliz. Kişi neyi yapabilirse o onun için iyidir. Tümünü yapamayana, tümünü terk et demek doğru değildir.

Nazardan korunmak için "Maşallah" demek yeterli olur mu?
Maşallah, "'Allah'ın dilediği olur' anlamına gelir. Bu söz, güzel ve beğenilen şeyler karşısında Allah'ın büyüklüğünü hatırlamak ve hayranlık belirtmek için kullanılır. Hz. Peygamber (s.a.v.) nazar ve göz değmesine karşı Ayet-el Kürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini öğütlemiştir.

BİR AYET
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran'ın kendisinde indirildiği ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bakara-185)

BİR HADİS
"Rabbiniz buyuruyor ki; her iyiliğe on katından başlayarak yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Oruç ise böyle bir değerlendirmeye tabi olmayıp onun mükâfatı bana aittir, onu ben mükâfatlandıracağım. Oruç ateşe karşı koruyucu bir kalkandır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Bilgisiz biri siz oruçlu iken size sataşırsa 'ben oruçluyum' desin başka cevap vermesin." (Buhârî, Savm: 2; Müslim, Sıyam: 30)

BİR SEVAP
"Sabah namazının iki rekât sünneti dünyadan ve içindekilerden hayırlıdır." "Kim sabah namazını kılarsa Allah'ın zimmetindedir." Sabah namazı meleklerin hazır olduğu meşhud -şahitli- namazdır. Aman ihmal etmeyiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.