YAZARA MAİL GÖNDER Giz plazaları değil Elgiz Müzesi’ni konuşalım!

YAZARLAR

Daha Türkiye'de yüksek katlı, plaza diye tabir ettiğimiz binalar yoktu; Levent ve Maslak'ta 'Giz' plazalar birer birer ortaya çıktığında. İTÜ'lü yüksek mimar mühendis Can Elgiz öylesine bir marka yaratmayı başarmıştı ki arazi sahipleri kat karşılığı hep onunla çalışmak istiyordu. Böylece Harmancı, Spring, Beybi, İz, Veko, Apa Giz'lerden oluşan bir plaza zinciri doğdu.
Bugüne kadar yolum Can Elgiz ile hiç kesişmemişti. Son yıllarda İtalya'da siyasal bilgiler okuyan eşi Sevda Elgiz ile sanat davetlerinde daha çok karşılaşmaya başlamış ama yolumu bir türlü Elgiz Müzesi'ne de düşürememiştim. Ta ki geçen hafta Sevda Elgiz'in müzeyi dolaştırmak ve sohbet etmek için davet ettiği güne kadar. Bir ara sohbete katılan Can Elgiz, sanattan söz ederken duyduğu heyecanı, marka yaptığı Giz plazaları anlatırken duymuyor.
İş dünyasının en sıkı butik plaza, gayrimenkul geliştirici şirketlerinden birinin sahibi Can Elgiz ve eşi Sevda Elgiz ile Maslak'ta Beybi Giz Plaza'nın 2 bin metrekarelik geniş bir alanında yer alan Elgiz Müzesi'nde buluştuk.
Türkiye'de henüz kimse çağdaş ve şimdilerde güncel sanatla ilgilenmezken, 1970'lerde ve 80'lerde eser toplamaya başlayan ikili, sanırım ilk yabancı eser alan Türk koleksiyonerler arasında. Bu nedenle de bir anda dünyanın önde gelen koleksiyonerlerinden oluşan listeye Türkiye'den ilk giren isimler olmuşlar. Dünyanın dört bir yanındaki ünlü koleksiyoner ailelerin özel davetlerinde Türkiye'yi temsil etmişler ama hiçbir zaman ön plana çıkmak gibi bir amaçları da olmamış.
Ellerindeki tüm parayı sanata yatırmış ve işin ilginç yanı satın aldıkları hiçbir eseri satmaya yanaşmamışlar. Çünkü bir yatırım amacı olarak bakmamışlar. Dolayısıyla yıllar önce ucuzken aldıkları ama şu anda paha biçilemez pek çok eserin sahibiler. Sevda Elgiz, "Belki torunlarımız için iyi bir yatırım olmuştur ama biz sahip olduğumuz eserleri herkesle paylaşmak istedik, o nedenle de müze kurduk" diyor. Üstelik devletten hiçbir destek almadıkları ücretsiz bir müze. Öyle bir müze ki dünyanın pek çok önemli sanatçısının eseri var içinde. Elgizler, bu önemli eserlerin yanına her zaman bir de Türkiye'de yetişmiş bir sanatçının eserini koymuşlar ki özellikle yurtdışından müzeyi ziyaret eden önemli koleksiyonerler, müze yöneticileri görsün ve ilgilensinler.
Gizliden gizliye yaptıkları sosyal sorumluluğun sanat dünyasına açtığı kapılar birçok Türk sanatçının hayatını değiştirmiş. Mesela Fikret Atay'ı burada gören bir galerici Batman'a gidip Atay'ı buluyor ve ona bir fotoğraf makinesi alarak, yaptığı sanata sahip çıkıyor. Sevda Elgiz'in, iki yıl önce Tate Modern'de Atay'ın Elgiz Müzesi'nde oynatılan videosunu görünce gözlerinin yaşarması bundan.
Özel koleksiyon müzeciliği Türkiye'de henüz bebeklik aşamasında. Elgizler, 2005'te koleksiyonlarını bir müzede sergilemeye başlamış. Müzenin teras katında da sanatlarını sergileyecek alan bulmakta en çok zorlanan grup olan heykeltıraşların eserleri sergileniyor. Yolunuz Maslak'a düşerse, çıplak gözlerle Cihat Burak, Nuri İyem, Julian Schnabel, Abdurrahman Öztoprak, Jan Fabre, Çağdaş Erçelik, Azade Köker, Burhan Doğançay, Eric Fischl, Tracey Emin, Sol LeWit, Christopher Wool, Andy Warhol, Louise Bourgeois gibi önemli sanatçılara ait eserleri görebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.