YAZARA MAİL GÖNDER Neyiz, kimiz, neredeyiz?...

YAZARLAR

Kadir Has Üniversitesinde dört yıldır Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Anketi yapıyoruz. 2014 sonuçları çıktı. Rektör Prof. Mustafa Aydın basına açıkladı. O açıklamalarda ben de bulundum. Bazı sorular karşısında görüşlerimi dile getirdim. Bu yazıda da bazı noktalara değinmek istiyorum. Üç nokta üstünde duracağım.
Birincisi sorunlar. Türkiye, anlamlı yüzdeler aranırsa, işsizliği (%33), terörü (%14), ekonomik krizi (%13) sorun olarak görüyor. İşsizlik bir yana bırakılırsa kriz ve terör bile öyle aman aman bir sorun değil. Öte yandan, mesela gelir dağılımı eşitsizliği % 6.5'lik bir 'sorun', hayat pahalılığı %5.5'lik.
Niye böyledir, bunun anlamı nedir derseniz iki şey söyleyeceğim. Birincisi halkımız mutlu. Ne mutluyum ne mutsuzum diyenler %20 ki, mutsuz değilim demektir o. % 20 mutsuzum diyor. Geriye kalan % 60 mutluyum diyor. Bu toplum sorun var demez.
O kadar ki, mesela, yargı siyasallaştı diyor %60. Yargıyı sorun görenlerin oranı, % 3. Paralel yapı var diyenler % 50, sorundur diyenler % 3.5. Yani toplum bazı olguları kabul ediyor ama sorun olarak görmüyor. Varsa da iktidar onu çözer diyor.
İkincisi, hayat pahalılığını, gelir dağılımı eşitsizliğini sorun edinmeyen toplumda sol, sosyal demokrat ve iktidar dışı bir siyasal pozisyon tanımlamak neredeyse imkânsızdır. Buyurun. Kendinizi siyasal açıdan nasıl tanımlarsınız diyorsunuz, % 37 muhafazakârım, % 16.5 Cumhuriyetçiyim/ Kemalistim, % 20 milliyetçiyim diyor. Sosyal demokratım diyenler % 12.5. sosyalist % 4. Yani sorun varsa o sorun ancak muhafazakâr ideolojinin tabanı tarafından, onun iktidarının bir unsuru olarak tanımlanır bu çerçevede. Sosyal demokratlar vb kendilerine bu açıdan bakmalıdır. Önümüzdeki seçimlerin sonucu bu tespitte yatıyor besbelli. Şunu da belirteyim. Toplumun % 65'i Türkiye değişmektedir diyor, % 56'sı değişim olumludur diyor. Gerçi bu oran 2012'den bu yana (%68) düşmüştür ama vektörleri yerli yerindedir.
İkincisi, siyasal partilerin durumu. Oy oranları beni fazla ilgilendirmiyor. Gene de çok önemli elbette. Ama işin üstünde durulması gereken yanı şu: Hükümetin başarı derecesi % 38, ne başarılı ne başarısız diyenler %21. Başarısız diyenler % 42. Buna mukabil Davutoğlu'nu başarılı bulanlar %34. Kararsız % 24, başarısız % 42. Bunlar kabul edilecek değerler. Şimdi CHP'ye bakalım. Başarılıdır diyen % 15. Başarısız diyen % 68. MHP başarılıdır: % 11, başarısızdır % 66. Kılıçdaroğlu başarılıdır % 13, Bahçeli başarılıdır % 10. Hiçbir siyasal ölçümde, bu cesametteki bir kişinin ölçümünde % 10 ve 13 üstünde konuşulacak, matematik bakımdan (siyasal bakımdan da) anlamlı değerler değildir. CHP gibi bir partinin yıllar yılı başkanlığını yapmış bir kişi % 13 oy alıyorsa ciddi bir çıkmaza saplanmış demektir.
Son bir şey söyleyeyim. Biri iyi biri kötü. Halkın % 13'ü demokrasi yoktur diyor. % 87'si azdır, çoktur, gelişmektedir diyor ama Türkiye'yi demokrasinin içinde görüyor. Bu o kadar güçlü bir algı ki, Erdoğan tabanı /toplumu bir tek konuda ikna edemiyor. Halkın % 80'i parlamenter rejim isterim diyor. Ak Parti'nin yumuşak karnı bana göre şimdilik bu. Oysa 17-25 Aralık girişiminin şöyle veya böyle bir müdahale olduğuna toplumun % 90'ını inandırmış. Bunun % 60'a yakını siyasi mücadele ve darbe girişimidir diyor ki, tabanını haydi haydi ikna ettiği bir yana toplumun bir kesimini de kazanmış.
Üzücü olan ise basınla ilişkiler. Ancak % 25'lik kesim basın özgürdür diyor. % 55 kesinlikle özgür değildir diyor. Ve medya en az güvenilen kurum. % 20 güveniyor. % 55'ten fazlası güvenmiyor medyaya. Özgür olmadığı için mi, bilemem. Çok önemli sonuçlar bunlar. Daha neler var söylenecek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.