Türkiye'nin en iyi haber sitesi

New York'taydım. 21. yüzyılın bir kenti nasıl etkilediğini, nasıl yıkıp yeniden kurduğunu hayretler içinde görüyorum, izliyorum, her gidişimde. Artık başka bir 'dünya' değil New York/ Amerika, başka bir planet. Ama bu defa bazı sıkıntılarımla gitmiştim. NY'ta da o sıkıntılarımı içimde taşıdım.
Alelacele sabah 5.30'da İstanbul'a indim. Eve geldim. Ankara'ya geçmem gerekiyor. Üç saatim var. Eve geldim. Hazırlandım. Arabayı bekliyorum. Televizyonun düğmesine basıyorum. Sabah haberleri veriliyor. Kavgalar, cinayetler, incir çekirdeğini doldurmayacak sorunların, habbe-kubbe misali anlatılışı.
Bir kanaldan diğerine geçiyorum. Siyasi haberleri yakalıyorum. Nerede bırakmışsam yaklaşık bir hafta önce oradayım. Aynı şeyler. Bu defa siyasi çatışmalar, zıtlaşmalar, gerginlikler. Seçim öncesinin biraz doğal biraz yapay ortamı.

***

Uçakta okuduğum, kurucusunun 'komik olamıyorsanız ilginç olun' diyerek çıkarttığı New Yorker dergisinin son sayısını düşünüyorum bir yandan da. Mucitlere ayrılmış. Bugünün değil geleceğin dünyası için icat kavramının ne ifade ettiğini sorguluyor. Bilim dünyasından popüler kültür dünyasına, sanayiden sanat dünyasına kadar herkes 'yeni fikir' peşinde.
Bugünün dünyasında sahip olmanız gereken tek bir şey var: iyi bir fikir, uygulanabilir bir hayal! Yemek Sepeti yüz milyonlarca dolara satıldı. Amerika'da taksi çağırmak için kullanılan Uber firmasının borsa değeri galiba 20 milyar dolar civarında. İnsanlar evlerinin bodrumlarında, üniversiteler laboratuvarlarda, sanatçılar atölyelerinde yaratıcılık peşinde koşuyor. Yenilikçilik, yaratıcılık ve girişimcilik artık gelecek dünyanın eşiği.
Sanayi
buradan kökleniyor. Sanayi artık fabrika değil. Sanayi olmayan 'şeyi', soyut bir düşünceyi, bir hayali uygulamaya dönüştürmek. Yeni bir şey yapıp onu dünyaya kabul ettirmek. Ülkeler asıl o zaman para kazanıyorlar, servet biriktiriyorlar. 19. yüzyıl sanayiciliği ile 21. yüzyıl arasındaki fark (özde benzerlikler olsa da) bu. Emek- sermaye- üretim- artı değer kavramlarını alt üst eden bu gelişmedir. Bir dosya kâğıdına yazılan bir programla şimdi tasavvur edilemeyecek servet sahibi olmak mümkün. Sosyalizmin şimdi çözmesi gereken sorun bu.
Buluş
yapmak, yeniliklere açık olmak, girişimcilik bir kültürün neticesi. Herkes yaratıcı olabilir. Deha olmak ayrı bir mesele. Ama dâhiler de kendilerine fırsat verildiğinde ortaya çıkıyor. Zekâyı kullanmayı öğrenmek bir eğitim yöntemi. Türkiye bu anlayıştan uzak. Son yıllarda önemli sıçramalar olduysa da, başka bir gelişme düzeyine geçmek için apayrı bir mantık gerekiyor.
***

Eğitim sistemini daha ilk aşamasından itibaren özgürlükçü, ezberden uzak hale getirirsek o hem yeni bir anlayışa yol açacaktır hem demokrasiyi pekiştirecektir hem de 21. yüzyılla buluşturacaktır toplumu. O vakit siyaset de değişecektir. Ve değişen siyaset toplumlara daima yeni ufuklar açabilir. Her şeyin başı siyasal kültür, çünkü. Eğer siyaset alanında daha yaratıcı, yenilikçi bir anlayış hâkim olursa bunun dalga dalga bir toplumsal kültüre dönüşeceğini düşünmek gerek.
Değil 19. yüzyıl, 20. yüzyıl bitti. 21. yüzyılın da ilk çeyreğinden yiyoruz. Bir anlasak nerede durduğumuzu. Bir anlasak her şeyin insanla ve eğitimle başlayıp bittiğini... 'Yeni dünya' sadece meyve adı değil, bir hayal ve bir gerçek!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER