YAZARA MAİL GÖNDER Özgecan Aslan'dan önce ve sonra...

YAZARLAR

Özgecan Aslan konusunda Türk medyası çok iyi bir sınav verdi. Bu kutuplaşma ortamında ilk kez bir ortak zemin yakalandı. Bu konu sürekli gündemde tutulmalı. Ben ısrarla bunu yapacağım. Kadın hakları meselesinde çok radikal ve devrimci önlemlerin alınması gerektiği bir dönemdeyiz. Artık bu işin geçiştirilir tarafı yok. Kadınlara karşı sistemleşmiş şiddete, cinayetlere, cinsel ya da psikolojik tecavüzlere ve tüm diğer mağduriyetlere karşı demir yumrukla davranma zamanı gelmiştir!

***

Peki nasıl bir radikal program uygulanmalı? Öncelikle bu konuda tüm yasalar olabilecek en ağır noktaya getirilmek zorundadır, hâkim ve savcıların bu yasaları tavizsiz uygulaması noktasında Adalet Bakanlığı gerekeni yapmalıdır. İçişleri Bakanlığı "Kadınlara karşı işlemiş suçlar" noktasında uzmanlaşmış ve gerektiğinde "istisnai sertlik" kullanabilen polisler istihdam etmek zorundadır. (Ya da mevcut polislerden böyle özel timler oluşturulmak zorunluluğu vardır.) Eğer adalet sistemi ve polis teşkilatı kadınları bu pervasız şiddete, alçak cinayetlere, haysiyetsiz tecavüzlere karşı koruyamayacaksa, çok açık söylüyorum orada "ihkak-ı hak" doğar.
***

Türkiye'de eşinden, babasından ya da ailesinden şiddet gören, sistematik olarak dayak yiyen, onuru kırılan, haysiyetine saldırılan kadınların sığınacağı liman yok denecek kadar azdır. Çabalarına çok saygı duyduğum kadın dayanışma örgütlerinin de maalesef bir caydırıcı işlevi yok. Sosyal ve ekonomik yaptırım gücü yok. Zulüm görmüş kadınlar bugünün Türkiye'sinde sahipsiz. İşte bu sahipsizliği gören, bilen, hisseden milyonlarca psikopat adam müsveddesi de bu durumdan hareketle her türlü şerefsizliği yapabiliyor.
***

Çünkü yapılan her türlü alçaklık, yapan adamların yanına kâr kalıyor bu ülkede. Türk savcılarının ve hâkimlerinin sicili bu konuda berbat kere berbat.
İster dindar ister laik kadınlar tarafından kurulmuş derneklerin rakamlarına bakın, birbirine zıt görüşten de olsa tüm kadınlar mevcut Türk adlî işleyişinden çok ama çok şikâyetçi. Sadece kadınlar değil tüm erkekler de, insan olan herkes bu durumdan şikâyetçi olmak ve isyan etmek zorunda bence; aksi halde "insanlık" denen bir ortak değerimiz yok demektir. Mesela "Ayşe Paşalı hadisesi" bir anda tüm Türkiye halkını yan yana getirebilmeliydi.
***

Bugünün Türkiyesinde bir Kürt sadece Kürt olduğu için saldırı gördüğünde yahut Kürtlere "sapık halk" dendiğinde hep beraber ayaklanacak vicdan seviyesine geldik. Bir dindar sadece dindar olduğu için saldırı gördüğünde hep birlikte karşı çıkacak erdem düzeyine geldik. Bir spiker Alevilere dil uzattığında topluca karşı duracak ve o kişiye bedel ödetecek noktaya geldik. Eski Türkiye'de bu alçaklıklar, yapanların yanına kâr kalıyordu, şimdi kolay kolay kalmıyor. Eski Türkiye'nin kafaları bu haklı tepkilerden rahatsız da olsa artık o dönem geride kalıyor.
***

Fakat kadınlar konusunda, bir kadına yalnızca kadın olduğu için saldırıldığında, tecavüz edildiğinde ya da namus bahanesiyle öldürüldüğünde erkek/ kadın herkesten aynı anda tepki çıkmıyordu. Özgecan Aslan olayında işte bu kısır döngü kırıldı. Ben Özgecan Aslan olayından sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.