YAZARA MAİL GÖNDER Hem de gözlerimize baka baka

YAZARLAR

Yine seçim yaklaşıyor yine boncuk gibi dizildiler. Ayrı tonlamalarla, ifadelerle ve yüzlerini farklı yönlere dönerek aynı şeyi söylüyorlar.
Evet, koalisyon koalisyonundan bahsediyorum. Halka, Türkiye'nin 1923-2006 aralığındaki yüzde 5'lik büyüme ortalamasını 1'lere kadar düşüren istikrarsız koalisyon dönemlerini önerebilenlerden. Türkiye'yi ilk kez yüksek enflasyonla ve terörle tanıştıran 1971-80 arası ile 90'lardaki koalisyon dönemlerini "Asrı Saadet"miş gibi pazarlayanlardan.
13 yıllık beklemeye rağmen seçmenine ancak koalisyon vaat edebilen muhalefetin acziyeti üstüne ne söylesek artık fazla. Belli ki bir reklamcıdan "Harbi olursanız belki vatandaşın ciğerini yine yiyebilirsiniz" aklını almışlar. Onlar da "Gerçekçi olup imkânsızı istiyorlar." Açık açık "istikrarsızlaştırmak için" yönetime talip oluyorlar.
Bu ülkede hâlâ koalisyona fit seçmen bulabilen partiye "helal hoş olsun"dan başka ne denebilir ki?

Ecnebiler de öyle diyor

Ama tavırları daha fena sırıtanlar var. Bunlardan ilki, birliklerine aday bir ülkenin ana muhalefet partisi liderine koalisyon telkinini kabul ettiren AB. Bir birlik, ekonomisi ve demokrasisi düzelsin diye oturup programlar hazırladığı üye ülkenin istikrarını koalisyonlarla bozmaya çalışır mı?
Öyle ya, bunlar bizi 1963'ten beri fasıl fasıl izlemiyorlar mı? Bütün ekonomik ve siyasi verilerimiz ellerinde. Yahu madem koalisyon dönemlerinde Türkiye Kopenhag'a Maastricht'e bu denli yaklaşmıştı da, o halde niçin tam üyelik müzakerelerine tutup da 2005'te, tek parti istikrarında başladınız?
Tamam, anladık, kimseden çekinmiyorsunuz ama bari bu işi kameralar karşısında yapmayın canım. Hiç olmazsa koalisyon projenizde kullanacağınız aktörleri yıpratmayın. Mesela, geçenlerde Kemal Bey'le Avrupa büyükelçilerinin yaptığı koalisyon toplantısına basını çağırmasaydınız iyiydi.
Peki ya yıllardır 3. Dünya'yı sömüren küresel bankaların "tavsiye niteliğindeki" koalisyon anketlerini yayınlamalarına ne buyrulur? Paramızı emerken beraberinde aklımızı da mı aldıklarını sanıyorlar. "İstiyoruz ki eski koalisyon dönemlerinde olduğu gibi ülkenizin ekonomisi, demokrasisi bozulsun. Biz de devletinize ve size daha çok para satalım" önerisini bu denli rahat yapabilmelerinin nedeni sadece fütursuzlukları olabilir mi sizce?

Üzgünüm, tarz değilsiniz
Başka? Evet, İstanbul sermayesi. E canım çıkıp da açık açık "devlete para sattığımız, onu da bilançoda faaliyet dışı gelir gösterdiğimiz o bol faizli günleri özledik" diyemezler ya. Daha usturuplu bir dille "koalisyon" diyorlar işte.
Jilet olmaya tersaneye çekilmiş medyanın eski amiral gemisini unuttun dediğinizi duyuyorum. Ben unutmam da, bugünlerde bir halkın hafızasını tümden silebileceğini sanan patronlarına gülmekten elim kaleme gitmiyor. Hele bir Başbakanların, seçilir seçilmez güvenoyu almak için meclisteki partiler yerine soluğu kendisinin yanında aldığının delili o meşhur fotoyu unuttursun. Mesele 90'larda parlamento üzerinde kurduğu medya vesayetinin resmi değil de, sanki rüküşlüğüne eleştiriymiş gibi mağduru oynasın. Tartışmayı "kot pantolon değil o pijama, pijama bikerem" sığlığına çektirdiği yazarları biraz daha terlesin. Kahkahalarımız dinince söyleyeceklerimiz de var elbette.
Beklerken, bir anda şıklığını keşfettikleri parlamenter sistemin nimetlerini anlatarak koalisyon cephesine itidalli katkı sağlayanları da izleyebilirsiniz. Keyfinize bakın, telaşa mahal yok yani. Zira bildiğiniz üzere, Türkiye halkı sandıkta pejmürde modacıların kreasyonlarını değil hep kendisine yakışanı giyer.
Since 1950.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.