YAZARA MAİL GÖNDER “Bu Başkanlığa” muhalefet laf edemez!

YAZARLAR

"AK Parti Seçim Beyannamesi ve Aday Tanıtım Programı" pek çok açıdan ilginç ve üzerinde durmaya değerdi.
Organizasyon: AK Parti kurumsallığını yansıtıyordu. Ancak, "sürpriz etkisi" düşünülerek seçim sloganları ve müziklerinin son ana kadar saklanması eksiklikti. Bu durum salondaki coşkuyu ve tempoyu aşağıya çekti.
Ahde Vefa: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın selamı bile tribünleri hareketlendirmeye yetti. AK Parti'yi kurup bugünlere getiren "Erdemliler Hareketi"nin temsilcisi, üç dönemlik ağabeylere teşekkür edilmesi ve ayakta alkışlanması artı puandı.
Muhalefete Mesaj: Davutoğlu'nun, Cumhuriyetin 100. Yılı ideali ile simgeleştirdiği 100 maddelik "Yeni Türkiye Sözleşmesi" üzerinden muhalefete yaptığı çağrı, siyasi taktik zekâ ürünüydü. Başbakan; CHP, MHP ve HDP'yi, AK Parti'nin minderine çekmeye çalışarak, sıklet farkını göstermeyi hedeflemişti. Öte yandan, henüz beyannamesini açıklamamış, kampanyasına başlamamış diğer partilerin popülist politik temalarına fazlaca değinmesi, rakipleri gözünde büyüttüğü algısına da sebebiyet verdi.

***

Dünkü buluşmanın şekli boyutundan içerik boyutuna geçecek olursak... En fazla merak edilen konu, "Başkanlık sistemi" idi. Ve Davutoğlu o noktada, çarpıcı bir performansa imza attı. Başbakan, bizzat kaleme aldığı Başkanlık sistemini, "Doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın siyasal sistem içindeki yetki ve görev paylaşımı yeni düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır" gerekçesine ve mevcut sistemin "yetki kargaşası ile malul hale gelmesine" bağladı. 2001 krizine yol açan yetki çatışmasına özellikle değindi. Başkanlık sisteminin gerekliliğine dair "inancını" ortaya koyarken, sistem değişimini gerçekleştirme inancını aynı oranda ifade edemedi. Buna rağmen öyle bir Başkanlık sistemi tanımladı ki bundan sonra muhalefetin tek laf etmesine imkân yok!
"Özgürlükçü anayasal çerçevede, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma süreçlerinin hızlandığı, her türlü vesayetin engellendiği bir siyasal model."
***

AK Parti'nin 350 sayfalık seçim beyannamesinin özeti sayılabilecek "Yeni Türkiye Sözleşmesi-2023" metninde; paralel yapıya atıf da vardı; yargıçlar iktidarı benzeri oluşumlara geçit verilmeyeceğine ilişkin kararlılık da...
Peki ya "Çözüm Süreci?" İddia edildiği gibi toplum sözleşmesinde yok muydu? Evet, birebir bu vurgu ile yoktu. Ama... Süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini teyit eden çok önemli değerler söz konusuydu. Daha doğrusu, Çözüm Süreci'nin, HDP-PKK ekseninin getirmek istediği "al ver" çizgisinden uzaklaşarak, "demokratik devlet" çizgisine yaklaştırıldığı görülüyordu. "İnsanlık onuru" temelinde, "eşit vatandaşlık" güvencesinde, "özgürlük- güvenlik" dengesi ışığında, şu vaadi herkesin not etmesini tavsiye ederim:
"İnsan onuru ile taçlandırılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliği taşıyan hiç kimse, hiçbir makam ve güç sahibi tarafından tahkir edilemez; inancı, rengi, cinsiyeti, dili, ırkı, siyasi düşüncesi, felsefi anlayışı ve hayat tarzı sebebiyle ayrımcılığa maruz bırakılamaz, herhangi bir şekilde nefret söylemine muhatap kılınamaz!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.