Türkiye'nin en iyi haber sitesi

1 Kasım seçimleri için yenilenen AK Parti milletvekili aday listeleri açıklandığında gözler, "ekonomiyle ilgili isimlere" de çevrildi. Ali Babacan ve Mehmet Şimşek'in adını gören kimi çevreler, hayli rahatladılar. Bu tepki, başlı başına ele alınmayı gerektirecek kadar dikkate değer. Tabii madalyonun iki yüzü var: "Algı ve gerçekler..."
Dava ve misyon hareketi olarak gelişip büyüyen AK Parti'de bir ismin özellikle ön plana çıkartılması tuhaf aslında. Hele Babacan gibi, daha çok sütre gerisinde kalmayı tercih eden, risk almayı sevmeyen, aşırı ihtiyatlı, az konuşan, az güvenen, az dostu bulunan bir isim için iyice tuhaf. Bunu "piyasaların sihrine" ve "koruyucu zırhına" bağlamak mümkün. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminde görev alacakların Babacan'ın bu yönünü iyi etüt etmesi gerekecek. Öte yandan Babacan algısının, olgunun önüne geçtiği durumlar da söz konusuydu. 2002 şartlarında Babacan piyasalar için "bilinmeyendi, deneyimsizdi, hatta acemiydi!" Şimdi burada telaffuz etmeyeceğim ifadelerle hafife alınıyordu. Zaman içinde ağırlıklı olarak "para piyasaları" ile aynı dili konuşan aktör kimliği ile parlatılıverdi. Ayrıca, 13 yıl önce krizle boğuşan ekonomide Babacan'ın üç önemli avantajı mevcuttu:
1- Tayyip Erdoğan
'ın liderliği ve güçlü siyasi istikrar. 2- Abdullah Gül'ün, Babacan'ı iç ve dış çevrelere akredite etmesi, siyasi sorunlarda dalga kıran rolü üstlenmesi. 3- IMF politikalarını uygulama noktasında fazlaca bir esneklik bulunmaması.

***

Zaten ne olduysa 2013 baharında IMF'ye son taksitin ödenmesinden sonra oldu. IMF devreden çıktı, Sn. Gül'ün "himaye gücü" azaldı. Ve tuzak başladı. Denklemde Erdoğan'ı negatif olarak ayrıştıran, Babacan'ı ise sistemin sigortasına (!) dönüştüren "algı yönetimi" yapıldı. Maalesef Merkez Bankası'nın faiz politikasının yeterince bilinmeyen arka planı, siyasetçiye sunulan senaryonun tutmaması, bunun üzerine dozu artan beyanatlar da meseleyi özünden uzaklaştırıp, kişiselleştirdi. Oysa Babacan, büyük bir takımın vitrindeki oyuncusu, AK Parti'nin bir ferdi, temel politikalarının temsilcisi, tek başına iktidarın fırsatlarını iyi kullanan teknisyen- siyasetçi idi. Yani, "Doğruları Babacan yapıyor, bıraksalar AK Parti yanlış yapacak" tezi, ustaca yerleştirilmiş bir kanaatten ibaretti. Kuşkusuz Babacan'ın hakkını teslim etmemiz gereken yönleri de var... Çalışkandır, dürüsttür, ketumdur, güven ortamı inşa etmeyi bilir ve genelde tutarlıdır. Lakin sanıldığının aksine "her şeye hayır diyen, kriz anlarında meydan okuyabilen, ezber bozabilen" siyasetçi değildir. Ortalık yatıştıktan ve sis bulutu dağıldıktan sonra görünür olur ve hedef olmamayı başarır.
***

Peki, Babacan'ın AK Parti listelerinde olması ne anlam ifade ediyor?
1-
AK Parti'nin ve kurucu liderinin "duygusal" değil "rasyonel hareket ettiğini" gösteriyor.
2-
Piyasalara, "Babacan gerekli ama tek başına yeterli değil" mesajı gönderiyor.
3-
Yeni ekonomi politikasının ipuçlarını veriyor. "Fiyat istikrarının sağlandığı, öngörülebilir ekonomik koşullarda oluşan büyümeden teorik bazda herkesin nasiplendiği" varsayımına dayalı modelin güncelleneceğini, "günlük hayata dokunan, farklı gelir gruplarına da hitap eden, mikro çözümler içeren, yapısal reformları önceleyen" bir model bu. Ekonominin sadece Merkez Bankası faiz politikası üzerinden okunmadığı, kaygılarla frenlenmediği, daha gerçekçi, esnek ve karma bir uygulama bizi bekliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER