YAZARA MAİL GÖNDER Savaşın ekonomisi

YAZARLAR

Herkesin "karşı" olduğu, bir o kadar da "kaçınılmaz" olan savaş, ülkeler, bloklar veya grupların silahlı mücadelesini tanımlıyor.
Adı, amacına, yerine, silah türü veya taraflarına göre değişse de aslolan savaşın "en maliyetli" ve bir o kadar da en yaygın sorun çözme aracı olduğudur.
Fakat bir gerçek var ki o da savaşın ekonomik boyutunun, giderek daha fazla tartışılıyor olmasıdır. Tarihi şekillendiren temel adımların, savaş ve ekonomi sayesinde atıldığı bir gerçek.
Savaşı kimse istemez... Bu doğru olmayan bir ezber... Cevap, savaşın neresinde olduğunuza bağlı. Şayet saldırıda iseniz savaşı "kaçınılmaz", savunmada iseniz "gerekli" ve sektöründe iseniz, iş kapısı olarak görürsünüz. Olan bitenin farkında değilseniz "savaşma seviş" sloganıyla kendinizi iyi hisseder, "dünya barışı istiyorum" temennisiyle avunursunuz.
Savaş sektörü, tarihin en eski ekonomik gerçeği... Yönetim arge'lerinin laboratuarı ve sağlıktan iletişime dek pek çok sektörün "inovasyon tarlası" niteliğinde... Yıkarken silah sektörünü doğrudan, kimyadan ilaç sektörüne dek dolaylı yoldan, hatta lojistikten gıdaya dek onlarca sektörü tetikleyen bir etkisi söz konusu.
Geçen yıl bir silah firması "yakında savaş çıkmazsa, 3 bin kişiyi işten çıkarmak zorunda kalacağız" diyebiliyordu. Savaşı izleyen barış süreci ise yıkılanı yeniden inşa imkânı doğuruyor. İmkân diyorum zira savaşın henüz tasarım aşamasında, barışın ekonomisi de planlanır oldu. Bosna Savaşı ardından bölgenin yeninden inşasında hangi ülkelerin yüklenici, hangilerinin taşeron olacağı dahi, Dayton sürecinde tasarlanmıştı.
Kuzey Afrika isyan kuşağı ülkelerde yaşananlar, savaş sektörünün şimdilik "silah" üzerinden yürüdüğünü gösteriyor bize. Savaşı, "karşı kıyıda yanan ateşi seyretmek" şeklinde algılayanların gafleti bir yana, savaşın yarattığı sektörü; tanımlayıp, yönetenlerin inanılmaz para kazandığını görüyoruz.
Savaşın bir gösteri sanatı olarak algılandığı Körfez Harekâtı'nı hatırlıyorum. Sortiler dahi CNN'in prime time'ına göre düzenleniyordu. O dönemde Özal; "1 koyup 3 alacağız" diyerek savaş sektörünün "kazandıran" yönüne işaret etmişti. Gerçi Körfez'de Amerika 300 milyar $, diğerleri de bir o kadar gelir elde ederken biz bırakın 1 koyup 3 almayı, amorti bile kazanamamıştık. Hatta uçup giden sınır ticaretinden 90 milyar $ zarar bir yana, borudaki petrolü dahi çürütmüştük.
Bugün bizim güneyimiz başta olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde, ilan edilmemiş savaşlar ve onlarca çatışma var. Buna, küresel ısınma'nın "politik boyutu" da diyebiliriz. Bu ısıtılan dünyada cephedekilerin açtığı ateş, birilerine inanılmaz para kazandırırken, barışa varıldığında da ekonomilere "yeniden inşa" imkânı açıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.