YAZARA MAİL GÖNDER Amerikan derin devletinin kodları

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

ABD derin devletinin zamanımızdaki kodlarını çözmek için işe Yurtseverlik Yasası'nı anlamakla başlamak şart. Bir istihbarat savaşının içinde olduğumuz şu süreçte Türkiye'nin de bir Yurtseverlik Yasası'na ihtiyacı var mı yok mu, okuyup siz karar verin.

Ulusal güvenlikle ilgili gizli bir çalışma yürüten herhangi bir Amerikan istihbarat kuruluşunun faaliyetinin, Anglosaksonların 'homeland' dediği anavatan şöyle dursun, yurtdışında ifşa edildiğini ve engellenmeye çalışıldığını hayal edin. Kendini devlet gibi gören herhangi bir gizli odak bile bunun muhtemel sonuçlarını kestireceği için milli güvenliğe tehdit içeren böylesi bir eyleme giriş(e)mez. Ama Türkiye, bu tür eylemlerin son dönemlerde sıklıkla yaşandığı bir ülke haline geldi. 1 ve 19 Ocak 2014'te Hatay ve Adana'da Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) bir gizli görev için kiraladığı TIR'ların durdurulması işte böyle eylemlerdi. (TIR'ları kiralayan firmanın sahibi de cemaatin hedefi olmuştur, bu başka bir yazının konusu.)
Geçtiğimiz Perşembe, Cumhuriyet Gazetesi Adana'daki TIR'larda mühimmat bulunduğuna ilişkin bir haber yayınladı. Haberde Can Dündar'ın imzası var. Cumhuriyet, Dündar'ın Genel Yayın Yönetmeliği'ne getirilmesinden sonra iyiden iyiye cemaat etkisine girdi. Bu haberin kaynağı da elbette cemaat. Dündar, bende hep 'kolay kandırılabilecek, saf biri' izlenimi uyandırmıştır. Şu sıralar cemaat servisiyle büyük gazetecilik yaptığını sanıyor olmalı. İstihbarat işlerini merhum babasından öğrenmiş olsaydı (Babası MİT'te çalışırdı, operasyon birimlerinde değildi, idari görevdeydi ama neticede bir istihbaratçıydı) bu habere de, haberi getiren kaynağa da şüpheyle yaklaşırdı. Dündar'ın bu ferasetten yoksun olduğu açık. Türkiye'nin Suriye politikasına muhalefet etmek için ulusal güvenliği tehdit eden bir yayın yapmayı dahi göze alıyor, onu da anladık. Ama haberin muhtemel siyasi sonuçlarını da iyi hesaplayamamış. Çünkü bu haberin seçim öncesi AK Parti'ye yaraması kuvvetle muhtemel. 2014 yerel seçimleri öncesinde Dışişleri'ndeki kozmik görüşmeyi yayınlamanın hangi etkiyi yarattığını anımsayın.

YURTSEVERLİK YASASI
Bu hafta Üç Boyutlu Portre'de TIR baskınlarının ulusal güvenlik kavramı bağlamında ne anlama geldiğini göstermek için gizli servis faaliyetlerinin doğasını -yerimiz elverdiği ölçüde- anlatmaya çalışacağız. Bunu, istihbarat faaliyetlerinin en önemli olduğu ülkelerin başında gelen Amerika Birleşik Devletleri'ndeki derin devlet yapılanmasını baz alarak yapacağız. ABD derin devletinin güncel kodlarını belirleyen yasa, Yurtseverlik Yasası'dır. Mezkur yasa, aslında yanlış bir yorumdan doğan "ABD özgürlükler ülkesidir" klişesini de tamamen geçersizleştirmiş bir yasa. ABD'de The USA Patriot Act olarak anılan yasa, 11 Eylül saldırılarından hemen sonra 26 Ekim 2001'de yürürlüğe konulan ve CIA ile FBI başta olmak üzere tüm Amerikan istihbarat kuruluşlarına ileri derecede gözetleme ve denetleme imkânı veren bir yasa.
Yasa, büyük tartışmalara yol açmadan Kongre'den geçti ve George W. Bush tarafından imzalandı. Barack Obama da 26 Mayıs 2011'de bu yasanın devamı niteliğinde, yine terörle mücadelede istihbarat kuruluşlarına yetkiler veren yeni bir yasayı PATRIOT Sunsets Extension Act of 2011) imzaladı. Cumhuriyetçilerin de Demokratların da destek verdiği bir yasaydı bu. Mesele ulusal güvenlik olunca Amerikalıların siyasi birlik sağlayabildiğinin önemli göstergelerinden biriydi bu. Elbette yasaya karşı çıkanlar da oldu. Bilhassa FBI'a telefon ve e-maillerin, finansal kayıtların izlenmesiyle ilgili geniş yetki verilmesine itiraz edildi. Ama bu itirazlar sonucu değiştirmedi.
Yurtseverlik Yasası, internet şirketleri, servis sağlayıcıları ve telekomünikasyon şirketleriyle elektronik istihbarat konusunda tam işbirliği sağlıyor ve şüphelilerin izlenmesini kolaylaştırıyor. Buna 'olağan', 'makul' şüpheliler de dâhil… Bu yönüyle yasanın, ABD'nin göçmenlerle ilgili politikaları başta olmak üzere 'Homeland Security' sistemini kökten değiştirdiği ve demokrasiyi tahrip ettiği muhakkak. Ama ABD, bu yasaya dayanarak yaptığı istihbarat operasyonlarıyla savaşı, kendi coğrafyasından uzaklaştırmayı bildi. Yasanın doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir tartışmanın konusu ancak ABD'nin güvenlik ve istihbarat sistemindeki yeri ve işlevi konusunda bir tereddüt yok.
Amerikan istihbarat teşkilatları bu yasa ile ülke içinde ve dışında pek çok operasyon yaptı.
Şimdi ABD'nin, içerideki operasyonlara imkân veren istihbarat ve güvenlik yapılanmasına bir bakalım: İçerideki operasyonlar Homeland Security konsepti doğrultusunda yürütülüyor. Homeland Security, ABD'yi yurtiçinde terör ve başka her türlü tehditten arındırmaya yönelik politikaların bütününü anlatan bir şemsiye terim. The United States Department of Homeland Security-DHS (ABD İç Güvenlik Bakanlığı) adlı kuruluş da 11 Eylül saldırılarından sonra kuruldu. Yani ABD derin devletinin güncel kodlarının 11 Eylül'den sonra belirlendiğini söylemek yanlış olmaz.
Homeland Security, 187 kuruluş ve departmanı kapsayan dev bir organizasyon. Bu kuruluşlar arasında United States National Guard, The Federal Emergency Management Agency, The United States Coast Guard, U.S. Customs and Border Protection, U.S. Immigration and Customs Enforcement, United States Citizenship and Immigration Services, The United States Secret Service, The Transportation Security Administration gibi teşkilatlar var. Ancak CIA ve FBI gibi ayrı çalışan kuruluşlar Homeland Security'in bir parçası değil.
ABD'de ayrıca yerel polis teşkilatları var. Bunlardan en büyüğü New York City Police Department (NYPD). 1845'te kurulan ABD'deki en büyük yerel polis teşkilatı NYPD'nin toplamda yaklaşık 50 bin daimi görevlisi ve birkaç bin sivil muhbiri var. Teşkilatın daimi görevlileri arasında 60 civarında Türk kökenli Amerikalı da bulunuyor. Herkesin yetki alanı belli olduğu için Hollywood filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz FBI-yerel polis çekişmesi pek nadir görülüyor.

AMERİKAN İSTİHBARAT TOPLULUĞU
Gelelim Amerikan İstihbarat Topluluğu'na… Bu topluluk, 17 ayrı teşkilattan oluşuyor. Ronald Reagan'ın başkanlığı döneminde 1981'de kurulan bu topluluğun başındaki kişi (Director of National Intelligence-DNI), doğrudan ABD Başkanı'na karşı sorumlu.
SIGINT denilen elektronik istihbarat faaliyetlerini yürüten NSA (National Security Agency) istihbarat topluluğunun en önemli parçalarından biri. Çünkü ABD, elde ettiği istihbaratın en az yüzde 70'ini, hatta daha fazlasını bu kuruluş sayesinde sağlıyor. NSA'in, sırf kendisi için kurulmuş bir sanal yaşam adasında sürekli gözetlenen bir adamın öyküsünü konu alan The Truman Show filmine ilham veren ABD eski Başkanı Harry S. Truman zamanında, 1952'te kurulmuş olması anlamlı.
CIA, Amerikan istihbarat topluluğunun bir başka önemli üyesi. Zira Amerikan devletinin bütün yurtdışı istihbarat operasyonlarından sorumlu. CIA, daha çok NSA'in SIGINT'ten sağladığı bilgilerle dünya ölçeğinde insana dayalı istihbarat operasyonları (HUMINT) yürüten bir kuruluş. ABD istihbarat topluluğu içinde en yüksek bütçe CIA'e ait. İngiliz Gizli Servisi'ne yakınlığıyla bilinen casusluk romanları yazarı Frederick Forsyth, 2002'de Londra'da kendisiyle yaptığım röportajda "CIA, çok başarılı bir servis değildir, bütçesi çok yüksek bir kuruluştur. MI6'in o kadar bütçesinin olması imkânsızdır mesela. CIA'in bütçesine sahip herhangi bir servis aynı başarıyı kaydeder" demişti. CIA'in bütçesinin yıllık 15 milyar dolar civarında olduğu biliniyor. İstihbarat topluluğunun toplam bütçesi ise yaklaşık 50 milyar dolar.
FBI iç istihbarattan sorumlu, yani İngiltere'deki MI5 ve Rusya'daki FSB'nin muadili. FBI'ın iç güvenlik konusunda olağanüstü yetkileri var. Bu teşkilatın en tanınmış başkanı, şu anda cemaatin kullandığı yöntemleri kullanan bir röntgenci ve kumpasçı idi. Adı Edgar Hoover'dı. Başkanlar başta olmak üzere yetkililere, yeri geldiğinde şantaj yapıp tam 48 yıl süreyle FBI'yı yönetmeyi başardı. Kongre, tehditle uzun süre görev yapmış olmasından gereken dersi çıkarmış olacak ki onun ölümünden sonra FBI başkanlarının görev süresi 10 yılla sınırlandırıldı.
FBI'ın şimdilerde yakından takip ettiği Türkiye'yi de ilgilendiren en önemli konu, Fethullah Gülen'in ABD'deki sözleşmeli okulları. ABD'de sözleşmeli okullardan şikâyetçi ebeveynler var ve FBI'ın, bu ebeveynlerin Gülen Örgütü ve sözleşmeli okullarla ilgili görüşlerinden yararlanıyor olması kuvvetle muhtemel. Şikâyetçi ebeveynlerin başında Sharon Higgins geliyor. Higgins, yazılarında Gülen'in sözleşmeli okullarının ortalama 45 bin öğrenci kapasitesine ve yıllık yüz milyonlarca dolarlık gelire sahip olduğunu belirtiyor. "Aralarında öğrenci ebeveynlerinin de bulunduğu Amerikalılar neden Gülen okulları fenomeninden bihaber" diye de soruyor. Higgins, Gülen Örgütü'nü, jeopolitik ajandası olan hırslı bir dini grup olarak nitelendiriyor.
FBI'ın Gülen Örgütü'nü sıkı biçimde izlerken CIA'in örgüte destek olması ABD'nin derin devlet kodlarının anavatan ve yurtdışı kriterlerine göre nasıl farklı şekillendiğinin bir göstergesi. ABD, Gülen'i anavatanda olası bir tehdit olarak algılıyor, bu yüzden FBI'ı peşine takmış. Çünkü eğer gücü yetse Gülen Örgütü'nün 'homeland'de ABD'nin başına dert açabileceği ihtimalini hesaba katıyor. Zayıf bir ihtimal ama Gülen Örgütü bu kadar güçlenir de ABD devletine içeride bir tehdit oluşturmaya başlarsa ABD Türkiye'nin aldığı önlemlerin kat be kat fazlasını almakta hiç tereddüt etmeyecektir. Hatta Gülen Örgütü tehdidi için yeni bir Yurtseverlik Yasası bile çıkarabilirler.
Yazının başlığı fazla iddialı oldu, farkındayım. Ancak bu yazı, Amerikan derin devletinin kodlarını çözme iddiasında değil. Zaten böyle bir başlığın altını kapsamlı bir araştırma kitabıyla bile doldurmak güç. Amacımız, gazete okurunun zihninde konuya ilişkin bir taslağın şekillenmesini sağlamak ve bu yöndeki ileri çalışmaları da teşvik etmek. ABD'nin zamanımızdaki güvenlik ve istihbarat politikalarının ruhunu anlamak için de araştırmalara Yurtseverlik Yasası ile başlamak şart. Bir istihbarat savaşının içinde olduğumuz şu süreçte -MİT TIR'ları baskınları ve haberlerini de göz önüne alarak- Türkiye'nin de bir Yurtseverlik Yasası ihtiyacı var mı, yok mu siz karar verin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.