YAZARA MAİL GÖNDER Üç cinayette FETÖ izleri

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

21. yüzyıl si’nin en karanlık üç suikastının arkasında FETÖ’nün ayak izlerini görmek mümkün

21. yüzyıl si'nde ilk büyük karanlık suikast, yakın tarihin bir diğer önemli cinayeti olan Uğur Mumcu suikastı gibi 24 Ocak'ta gerçekleşti. Sene 2001 idi. Maktul de Fetullahçı Terör Örgütü'nün kadrolarıyla bürokraside derin bir mücadele yürüten Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan…

Nedendir bilinmez, yakın tarihimizin önemli olaylarının hatırı sayılır bir kısmı ocak ayında yaşandı. Gazeteci Uğur Mumcu ve Hrant Dink, tıpkı şefi Okkan gibi ocak ayında öldürüldü. Okkan suikastında tetiği çeken Hizbullah örgütü 17 Ocak 2000'de çökertildi. Özdemir Sabancı 9 Ocak 1996 tarihinde terör örgütü DHKP-C imzalı bir suikastla öldürüldü. Daha geriye gidersek Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990'da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

Derin güçlerin neden ocak ayını sevdiği sorusunun yanıtını 22 Ocak 2012'de bu köşede yayınlanan 'Derin Ocak Sendromu' başlıklı yazıda aramıştık. Bu hafta ise Üç Boyutlu Portre'de sadece 14 aylık bir zaman diliminde işlenmiş üç önemli cinayetteki (Gaffar Okkan, Üzeyir Garih ve Necip Hablemitoğlu cinayetleri) FETÖ izlerini sorgulayacağız.

FETÖ, OKKAN SUİKASTININ NERESİNDE?

Kronolojik sırayla ilerleyelim: Okkan'ın ölümünden evvel, suikastı gerçekleştiren Hizbullah örgütü, merhum polis müdürü ile ilgili suikast öncesi keşif istihbarat faaliyetleri yürütmüştü. Diyarbakır ve Batman'da görev yapan FETÖ'yle irtibatlı polisler de bu faaliyetten haberdar oldu. FETÖ, bu istihbaratı tıpkı Hrant Dink suikastında olduğu gibi F-3 adı verilen haber raporu ile sıralı amirlere iletmesi gerektiği halde imamlar üzerinden Pensilvanya'ya kurulan paralel istihbarat hattı ile Feto'ya (Gülen) iletti. Feto da Gülenci kadroları engellediğini, yine örgüt elemanları vasıtasıyla bildiği Okkan'a suikast düzenlenmesi talimatını verdi.

Bu önemli iddianın sahibi o dönemde bölgede görev yapan ve istihbarat deyimiyle double (çift taraflı) çalışan, yani hem devlete, hem FETÖ'ye çalışan bir istihbarat polisi. Adı Hulusi Cemil Altınlı. Konuyu, bizim sorularımız, onun da cevaplarıyla biraz daha açalım:

- Gaffar Okkan'ı Hizbullah örgütünün öldürdüğünü biliyoruz. FETÖ hangi noktada devreye giriyor?

- Gaffar Okkan'ın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü döneminde ülkücü-FETÖ'cü çatışması yaşanıyordu. Okkan da huzursuzluktan haberdar olunca devlet içinde yapılaşmaya izin vermem diyerek dönemin Diyarbakır İstihbarat Şube Müdürü Ali Doğan Uludağ'a olayı çözmesi için emir verdi. Uludağ, Gaffar Okkan'ın emriyle FETÖ'cü polisleri şubeden uzaklaştırdı. Diyarbakır istihbaratında FETÖ'nün gücü kırılınca FETÖ'cüler Gaffar Okkan'a diş bilediler. Bu sebeple FETÖ'nün emniyet imamı olan Mustafa, polis memurları Hasan Parlak, Bünyamin Polat ve Lokman isminde baş komisere emir vererek Gaffar Okkan'ın yol güzergahı, koruma sayısı vb. bilgileri terör örgütüne sızdırdı. Bilgi talebi Hizbullah içindeki FETÖ mensubu Yardımcı İstihbarat Elemanlarından (YİE) geliyordu. FETÖ üst yönetimi "İstenen bilgileri verin" dedi. FETÖ'cü muhbir Hizbullah'a Gaffar Okkan'ın güzergâh bilgilerini ulaştırdı, daha sonra da suikast gerçekleşti. Gülen Örgütü suikasttan sonra da olayla ilgilendi.

- Nasıl ilgilendi?

- Suikasttan sonra Diyarbakır İstihbarat Müdürü Ali Doğan Uludağ, Batman İstihbarat Şube Müdürlüğü görevine atandı. Uludağ'la aramızın iyi olduğunu bilen Muhsin kod adlı Mustafa hoca, bir gün beni çağırdı. Şube müdürü seni seviyor bunu cemaat lehine kullanalım diyerek Ali Doğan Uludağ'dan Gaffar Okkan suikastı konusunda bildiklerini araştırmamı istedi. Ben de tamam dedim. Ancak bilgi vermedim. Günlerce bilgi akışı isteği sürdü, ancak olumlu yanıt vermedim. Daha sonra cemaat imamı Mustafa Hoca'dan bir de fırça yedim.

Hocanın kendisinden Ali Doğan Uludağ ve Gaffar Okkan ile ilgili neden bilgi talep ettiğini FETÖ'ye mensup polis memuru Osman Karakuzu'ya sorduğumda; Hizbullah'a sızdırılan bilgilerin cemaat tarafından aktarıldığını, aynı zamanda Gaffar Okkan ve Ali Doğan Uludağ müdürün Diyarbakır'da Hizmet mensuplarına eziyet ettiklerini' bu nedenle 'Cemaat imamı' tarafından bu emrin verildiğini aktardı.

GARİH DOSYASINI FETÖ KARARTTI

FETÖ'nün, istihbarat desteğiyle 'katkı sağladığı' Okkan suikastından yedi ay sonra soruşturma ve yargılama süreçlerini karartarak etkide bulunduğu Garih cinayeti 25 Ağustos 2001'de Eyüp Mezarlığı'nda bıçakla işlendi. Maktulün vücudunda 10 bıçak darbesi vardı. Cinayeti, o dönemde Hasdal Kışlası'nda askerlik yapan Yener Yermez adlı uyuşturucu bağımlısı, psikopat bir katilin işlediği söylendi. Yermez yargılama sonucu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm oldu. Soru cevaplarla devam edelim:

- Polis, Yener Yermez ismine nasıl ulaştı?

İfadesinde Garih'i para için öldürdüğünü söylese de maktulün kolundaki 50 bin dolarlık saati ve cebindeki parayı almayan Yener Yermez, her nedense Garih'in cep telefonunu alıp birliğe götürünce teknik takibe takıldı.

- FETÖ hangi aşamada olaya müdahil oldu?

Önce polis incelemesi, sonra yargı aşamasında… Yener Yermez'le ilgili mahkûmiyet kararını veren mahkemenin başında şimdi FETÖ'den tutuklu olan hâkim Nesibe Özer'in imzası vardı. Özer, 2010 referandumu ile FETÖ tarafından âdeta ödüllendirilip HSYK 2. Daire Başkanı yapıldı. Ayrıca olayı soruşturan savcılar da FETÖ üyesiydi. Fikret Seçen, Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, Nihat Taşkın ve Cihan Kansız gibi…

O dönemde cinayet araştırması, İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın görevlendirdiği bir ekipçe yürütülüyordu. Ancak Saçan'ın beyanlarına göre KOM Şube, olay yerindeki bir mezar taşında gizemli bir kadın kanı bulduktan sonra FETÖ'cüler, soruşturmanın KOM Şube'den alınmasını sağladı. Bunu yapan ise o dönemde İstihbaratta Şube Müdür Yardımcısı olan Sami Uslu idi. Şimdi FETÖ'den tutuklu. Ayrıca bu kadın kanını araştıran Kriminal'den Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Samet Doğan şüpheli bir trafik kazasında öldü. Saçan'ın iddiasına göre öldürüldü.

HABLEMİTOĞLU'NU KİMLER ÖLDÜRTTÜ?

Necip Hablemitoğlu bundan 14 yıl önce, 18 Aralık 2002'de Ankara Hoşdere'deki evinin önünde başından tek mermiyle vuruldu. Onu öldüren mermi, 'Amerikan mermi' adı verilen ve iddiaya göre vücut içinde ikinci kez patlayan özel bir mermi idi.

- Gülen Örgütü Hablemitoğlu suikastının neresinde?

Öncesi, cinayet süreci ve sonrasıyla her yerinde… Hablemitoğlu, öldürülmeden önce FETÖ'yü deşifre eden kitaplar yazmış, örgütün ilgili olduğu Bergama altınlarına dair kapsamlı araştırmalar yapmıştı. FETÖ, Hablemitoğlu'nu susturmak için ona, şimdi firari olan para işlerinde sorumlu imamı Mustafa Özcan vasıtasıyla yüklü miktarda para teklif etti. Hablemitoğlu bu parayı almadı. Bu bir süre sonra profesyonel bir tetikçi Hablemitoğlu'nu öldürdü. On dört yıldır katille ilgili en ufak bir ipucuna rastlanamadı. Hablemitoğlu, sadece FETÖ'nün ayak izlerini aradığımız suikastlar arasında değil, 21. yüzyılda Türkiye'de işlenmiş bütün cinayetler arasında en gizemli olanı.

OKKAN SUİKASTİ
Kronolojik sırayla ilerleyelim: Okkan'ın ölümünden evvel, suikastı gerçekleştiren Hizbullah örgütü, merhum polis müdürü ile ilgili suikast öncesi keşif istihbarat faaliyetleri yürütmüştü. Diyarbakır ve Batman'da görev yapan FETÖ'yle irtibatlı polisler de bu faaliyetten haberdar oldu. FETÖ, bu istihbaratı tıpkı Hrant Dink suikastında olduğu gibi F-3 adı verilen haber raporu ile sıralı amirlere iletmesi gerektiği halde imamlar üzerinden Pensilvanya'ya kurulan paralel istihbarat hattı ile Feto'ya iletti. Feto da Gülenci kadroları engellediğini, yine örgüt elemanları vasıtasıyla bildiği Okkan'a suikast düzenlenmesi talimatını verdi. Bu önemli iddianın sahibi o dönemde bölgede görev yapan ve istihbarat deyimiyle double (çift taraflı) çalışan, yani hem devlete, hem FETÖ'ye çalışan bir istihbarat polisi. Adı Hulusi Cemil Altınlı.

GARİH CİNAYETİ

FETÖ'nün, istihbarat desteğiyle 'katkı sağladığı' Okkan suikastından yedi ay sonra soruşturma ve yargılama süreçlerini karartarak etkide bulunduğu Garih cinayeti 25 Ağustos 2001'de Eyüp Mezarlığı'nda bıçakla işlendi. Maktulün vücudunda 10 bıçak darbesi vardı. Cinayeti, o dönemde Hasdal Kışlası'nda askerlik yapan Yener Yermez adlı uyuşturucu bağımlısı, psikopat bir katilin işlediği söylendi. Yermez yargılama sonucu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm oldu. Soru cevaplarla devam edelim:

- Polis, Yener Yermez ismine nasıl ulaştı?

İfadesinde Garih'i para için öldürdüğünü söylese de maktulün kolundaki 50 bin dolarlık saati ve cebindeki parayı almayan Yener Yermez, her nedense Garih'in cep telefonunu alıp birliğe götürünce teknik takibe takıldı.

- FETÖ hangi aşamada olaya müdahil oldu?

Önce polis incelemesi, sonra yargı aşamasında... Yermez'le ilgili mahkûmiyet kararını veren mahkemenin başında şimdi FETÖ'den tutuklu olan hâkim Nesibe Özer'in imzası vardı. Özer, 2010 referandumu ile FETÖ tarafından HSYK 2. Daire Başkanı yapıldı. Ayrıca olayı soruşturan savcılar da FETÖ üyesiydi. Fikret Seçen, Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, Nihat Taşkın ve Cihan Kansız gibi...
O dönemde cinayet araştırması, İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın görevlendirdiği bir ekipçe yürütülüyordu. Ancak Saçan'ın beyanlarına göre KOM Şube, olay yerindeki bir mezar taşında gizemli bir kadın kanı bulduktan sonra FETÖ'cüler, soruşturmanın KOM Şube'den alınmasını sağladı. Bunu yapan ise o dönemde İstihbaratta Şube Müdür Yardımcısı olan Sami Uslu idi. Şimdi FETÖ'den tutuklu. Ayrıca bu kadın kanını araştıran Kriminalden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Samet Doğan şüpheli bir trafik kazasında öldü. Saçan'ın iddiasına göre öldürüldü.

HABLEMİTOĞLU'NU KİMLER ÖLDÜRTTÜ?

Necip Hablemitoğlu bundan 14 yıl önce, 18 Aralık 2002'de Ankara'da başından tek mermiyle vuruldu. Onu öldüren mermi, 'Amerikan mermi' adı verilen ve vücut içinde ikinci kez patlayan özel bir mermiydi.

- FETO Hablemitoğlu suikastının neresinde?

Öncesi, cinayet süreci ve sonrasıyla her yerinde... Hablemitoğlu, öldürülmeden önce FETÖ'yü deşifre eden kitaplar yazmış, örgütün ilgili olduğu Bergama altınlarına dair araştırmalar yapmıştı. FETÖ, Hablemitoğlu'nu susturmak için ona, şimdi firari olan Türkiye imamı Mustafa Özcan vasıtasıyla yüklü miktarda para teklif etti. Hablemitoğlu bu parayı almadı. Bu bir süre sonra profesyonel bir tetikçi Hablemitoğlu'nu öldürdü. 14 yıldır katille ilgili en ufak bir ipucuna rastlanamadı. Hablemitoğlu, sadece FETÖ'nün ayak izlerini aradığımız suikastlar arasında değil, 21. yüzyılda Türkiye'de işlenmiş bütün cinayetler arasında en gizemli olanı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.