YAZARA MAİL GÖNDER Başkalarının ıstakasındaki yazgılar

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Sekiz yıl öncenin hikayesi eşsizdi, yine öyle olmasını hayal ettik, olmadı. 2016’da grup aşamasında oynanan 36 maçtan damlayanlar. İyi savunmalar, ‘nerede o eski santrforlar’ ve Murathan Mungan ve Bilardo Topları...

Fransa iyi ev sahibi mi?
Lisanslı bir milyon 100 bin tenisçinin, 700 bin at binenin olduğu Fransa'da iki milyon kişi lisanslı olarak oynuyor ama futbol en çok izlenen ve sevilen spor mu işte bu hep tartışma konusuydu. 1984'de Platini'li kadronun kazandığı kupanın ardından 15 yıl suskun kalıp Zidane'ın Paris'te Brezilya'yı yıktığı finalde futbolla barışan Fransızlar, terör saldırılarının yarattığı travmanın etkisiyle evlerindeki turnuvaya sokaklarda hep bir adım uzaktan baktılar. Fransa'da düzenlenen 2016, önüne geleni döven Rus holiganlarla da hatırlanacak. Fransız polisi havaalanında ve stadyum girişlerinde güvenliği sıkı tuttu ama tribünlerde satılan alkollü içecekler bu ne perhiz ne lahana turşusu dedirtti. Grup aşaması bitti, biz elendik diye söylemiyorum ama bu turnuvada adını koyamadığım bir şey eksik ve galiba her futbol turnuvasını Almanlar düzenlesin diyenler haklı.

24 takımlı turnuva iyi fikir mi?
56 yıl önce dört takımla başlayan Avrupa Şampiyonası, 16 takımlı formatını da geride bırakıp ilk kez 24 milli takımla oynandı. En az 7-8 ülkenin futbolu bomba diye karakola götürecek düzeyde olduğunu unutmadan 55 üyesi olan UEFA'nın en büyük organizasyonunda, Dünya Kupası'nı 6 kıta 32 takımla oynarken, 24 takımla oynatmak yayın ve sponsorluk kaygısından öte değildi. Altı gruptan en iyi dört üçüncünün çıktığı bir turnuvada gördük ki bu format teknik adamların da bütün hesaplarını alt üst etti. Herkes ilk iki maçta yenilmemek için elinden geleni yaptı, hücumu düşünene deli diye baktılar.

Sahadan önce kampta takım olabildik mi?
2006 Dünya Kupası'nı finalde kaybeden Fransızlar, 2010'da Güney Afrika'ya yine iyi kadroyla gelmişlerdi. Sahada değil soyunma odasında kaybetmişlerdi. Hocası Domenech'a küfür eden Anelka'nın kamptan kovulması, soyunma odasında yaşanan tüm krizi "Büyük sirk" manşetiyle duyuran L'Equipe harika gazetecilik yapmış, grev yapıp idmana çıkmayan futbolculara ülkeye dönüşte büyük cezalar yağmıştı. Bu kadarını yaşadık mı bilinmez ama az prim çok prim tartışmalarının eşlik ettiği İspanya maçında ikinci yarıda gol yemediysek bunun sebebi yufka yürekli "Yeniköy Kasabı" (!) Vicente del Bosque'dir.

Milli takım teknik direktörlüğü nereye koşuyor?
Grup maçlarında ellerindeki kaliteli kadroları kullanamayan, oyunun hakkını veremeyen birçok teknik adam izledik. Kulüp düzeyinde sezon içinde 50-60 maç yapıp, taktik analizlerini sürekli diri tutan ve harikalar yaratan hocaların yanında milli takım hocaları pas tutmuş bir görüntü sergilediler. Antonio Conte yüksek taktik zekasıyla ilk maçta parladı ama son maçta da İspanya sınavını düşünerek yaptığı derin rotasyonla bizi üzdü. Yakın bir gelecekte kulüp takımlarını çalıştıran teknik direktörleri iki işi birden yaparken göreceğiz, Mourinho, Conte, Pep Guardiola, Allegri, Klopp gibi hocaları kim milli takımlarının başında da görmek istemez ki! Bizde ise milli takım hocalarına futbol eleştirisi yapacaksak dilimizden de gözümüzden de o kulüp renklerinin filtrelerini çıkarmamız gerekiyor.

Nerede o eski santrforlar?
2016'da grup aşamasında 36 maç izledik ve mücadeleye şapka çıkartırken bir taraftan da gole hasret kaldık. 69 gol izledik ki, maç başına 1.92 ortalama, 1.75 ortalama yakalanan Euro 1992'den bu yana en düşük gol ortalaması olarak kayıtlara geçti. Almanya, Fransa ve İngiltere Ligi'nin gol kralları Lewandowski, İbrahimoviç ve Harry Kane 270 dakika boyunca bir tek gol atamadılar. İbrahimovic'in heybetli kariyeri bir kenara Euro 2016 "Nerede o eski santrforlar!" dedirtti. Almanlar, 10 yıl önce Spalletti'nin Roma'da denediği 4-6-0'ı yüzlerine gözlerine bulaştırdılar ve Mario Gomez'e sarıldılar son grup maçında.

İyi ki varsın 8 numara!
Futbol sahasının kralıdır 10 numara, ama bugünün futbolu son beş-altı yılda 8 numaraları önplana çıkardı. 2010 Dünya Kupası, Pirlo, Sneijder, Mesut Özil'in turnuvasıydı ama devir artık 8 numara devri. Hırvatlar oyunu Rakitic-Modric ile tuttular, keşke biz de Selçuk İnan ve Oğuzhan ile bunu başarabilseydik. Fransızlar bunu Pogba ve Matuidi ile yapmaya çalışırken, Payet, 10 numara bayrağını yüksekte tuttu. Geleceğin futbolunun Vidal, Nainggolan, Kante gibi adamların ayaklarında olduğunun satırları bu köşenin yakın tarihli arşivinde. (Büyük demlik her eve lazım /2016-SABAH Pazar ) Murathan Mungan şiirinden (Bilardo Topları) bir bölüm, İtalya, Belçika ve Macaristan'dan son maçta beklediklerimizi anlatır mı acaba? Murathan Mungan şiirinden (Bilardo Topları) bir bölüm, İtalya, Belçika ve Macaristan'dan son maçta beklediklerimizi anlatır mı acaba? "Biliyor musun" dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?" Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç, Hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı. Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla. "Neye?" dedim, yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi, "Neye?" "Bilardo toplarına." "Neden?" dedim. "Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.