YAZARA MAİL GÖNDER Boğaz’ın iki yakasında turuncu günler

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Bir dönem ve arasında Hollandalı rekabeti vardı. Yeni sezondaysa Fenerbahçe ve Galatasaray arasında turuncu mücadelesi yaşanacak. Çünkü iki takımın teknik direktörleri Hollandalı

Guus Hiddink, Fenerbahçe ve A Milli Takım'da, Frank de Boer ve Rijkaard, Galatasaray'da hayal kırıklığı yaratmış olabilir ama Pierre Hoijdonk ile başlayan Sneijder ve Kuyt ile devam eden güzel anıları da var Hollandalıların bizim futbolumuzda.
Yabancı futbolcu transferinde eşi ikna etmek ne kadar zorsa, takımdaki vatandaşını devreye sokup oyuncuyu ikna etmek de o kadar kolaydır. Hagi sayesinde Galatasaray'a gelen Rumen, Alex sayesinde Fenerbahçe'ye gelen Brezilyalılar gibi.
Hollandalılar son dönemde Sneijder ve Kuyt'ın açtığı yoldan yeni formalarına kavuştular. Fenerbahçe'de Van Persie, referansı Kuyt'tan aldı, Gregory van der Wiel, Van Persie'li kadroyu seçti. Son olarak Ajax altyapısında beraber oynadığı Jeremain Lens de Kadıköy'ün yolunu tuttu. Galatasaray'da Sneijder'in çocukluk arkadaşı Nigel de Jong'a sarıkırmızılı formayı giymeyi ikna etmesi gibi.
Van Persie ve Sneijder'in forma giydiği takımların başında iki Hollandalı teknik adam, Advocaat ve Riekerink'in olması tesadüf müdür sizce? Hepsi 'gittim, gördüm, güzeldi, sen de gelsene' hikayesi aslında. Bir futbol göçü yaşıyor Hollandalılar, zamanında Van Basten-Rijkaard ve Gullit'in Milan formasıyla Milano'da yaşadıkları gibi.

AVRUPA'NIN FUTBOLCU KAYNAĞI
Mesele futbolcu yetiştirmekse kimse Hollandalıların eline su dökemez. Evet Brezilya da yüzlerce futbolcu ihraç eder, Almanların da sıkı altyapısı vardır, Portekiz kulüpleri de güzel adam parlatır ama nüfusu sadece 16 milyon olan Hollanda, üç bin amatör kulübü ve altyapılardaki 480 bin futbolcusuyla tükenmeyen bir kaynaktır Avrupa futboluna.
Bizde turuncu modası başlamışken yakın geçmişte iki İspanyol devinin nasıl Hollandalılaştığını hatırlamanın vaktidir o zaman...
'da Cruyff ile 1973'te başlayan ertesi sezon Johan Neeskens ile devam eden Hollandalı futbolcu göçü, 90'ların sonunda Hollandalı teknik adam Louis Van Gaal göreve geldiğinde doruğa ulaşmıştı ama arada kalan isimleri de unutmamak lazım.

HOLLANDALI OLAN GELSİN
Ronald Koeman ve Cruyff'un oğlu Jordi, 90'larda Katalan kulübü için ter döktü. Kendi vatandaşıyla çalışmak konusunda Van Gaal doğrusu ipin ucunu kaçırmıştı 17 yıl önce. Barcelona kadrosunda Frank de Boer, Ronald de Boer, Patrick Kluivert, Philip Cocu, Boudewijn Zenden, Ruud Hesp, Michael Reiziger ve Winston Bogarde'ın oluşturduğu sekiz kişilik bir Hollanda kolonisi vardı.
Barcelona'nın bir başka Hollandalı teknik adam Rijkaard gelene kadar yaşadığı duraklama döneminin özneleri oldu bu isimler. Sonra o kapıdan Marc Overmars, Giovanni Van Bronckhorst, Edgar Davids ve Mark van Bommel girdi Frank Rijkaard döneminde.
Barcelona altın çağını onların yanında yetişen La Masia altyapısından çıkmış gençlerle kazandı.
'de Başkan Florentino Perez'in iki Los Galacticos dönemi arası kadrosu 'Hollandalı olan gelsin' yıllarıydı. Seedorf'un vatandaşları, 2006'da Paris'te Barcelona, Şampiyonlar Ligi kupasını alınca, Real Madrid'i kurtarmaya geldi.
Golcü Ruud Van Nistelrooy, Wesley Sneijder, Arjen Robben, Rafael van der Vaart, Drenthe, Klass Jan Huntelaar da kendini Santiago Bernabeu'nun zemininde buldu beş yıllık dilimde.
Real Madrid, altı Hollandalı futbolcu için 132 milyon euro ödedi. Madrid'deki Hollandalı kolonisini, Portekizlilerle değiştirmeye karar veren Başkan Florentino Perez, teknik direktörü Pellegrini'nin tüm itirazlarına rağmen çok şey kazanacak kadroyu, Barcelona karşısında ezildiği için dağıttı.
Arjen Robben ve Wesley Sneijder'in en iyi zamanlarında Real Madrid'den kopmaları bugün bile Perez'in en büyük hatası olarak kabul edilir. İki yıl içinde beş Hollandalı futbolcuyu yollayan Real Madrid, önce Pepe, ardından Cristiano Ronaldo sonra teknik direktör Jose Mourinho derken Portekizleşti, yetmedi üçlünün ardından Ricardo Carvalho ve Fabio Coentrao da soluğu Madrid'de aldılar...
El Clasico'nun iki cephesinden sonra bakalım Boğaz'ın iki yakasındaki Hollandalıların rekabetinden ne kalacak geriye?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.