YAZARA MAİL GÖNDER Dostluklar, koltuklar için feda edilemez

YAZARLAR

: Görüş ayrılıkları, farklı kanaatler... Sayın Gül ile ilişkimiz "Bunlar için bu dostluklar feda edilmez" diyecek kadar köklüdür. Paralel Yapı seçimler için CHP, MHP ve HDP'de kendine yer arıyor

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU İLE YOL SOHBETİ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Latin Amerika turundan yaklaşık bir ay sonra bu kez Başbakan Davutoğlu'nun Lizbon-New York gezisine katılıp döndüm.
Yaklaşık 19 bin kilometrelik bir yolculuktu. Gidiş: İstanbul-Ankara-Lizbon-New York. Dönüş: New York-Ankara-İstanbul.
Yüzyılın kışını yaşayan New York'taki üç gece dört günlük hayatımız ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor.
O nedenle bugün, dönüş yolunda Davutoğlu ile gündeme ilişkin sohbetimizi aktarmakla yetineceğim.
İşte soru ve yanıtlarıyla yaklaşık 1.5 saatlik sohbetin dökümü...
New York temaslarınız tam da doların çok hareketli olduğu bir zamana denk geldi Hem temaslarınızı, hem bu kur hareketliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hükümeti kurarken çok detaylı bir ekonomik program açıkladık. Bu tür programları yurtdışında anlatmak gerekiyor.
Ocak, şubat ve mart ayları içinde Londra, Davos ve New York' a giderek programımızı yatırımcılara anlatalım istedik.
Goldman Sachs, City Group, Merril Lynch ve 10 kadar Türkiye'de yatırımı olan devasa grupla bir araya geldik. 3M mesela ar-ge konusunda yatırım yapıyor ve çok önemsiyorum.
Bu kuruluşlardan yatırım sözü aldık.
Hem reel sektörün hem de finansal sektörün temsilcileri ile ayrı ayrı toplantılar yaptık. Görüşmelerimizde kimse de dolar-
TL ilişkisi ile ilgili soru sormadı. Dünyada herkes doların tüm küresel piyasalarda değerlendiğini biliyor. Kurdaki değişimi biz de yakından takip ediyoruz. Bu tüm dünya piyasalarını etkileyen bir durum ama bizim ekonomimizin güçlü olduğu da bir gerçek.
Bütçe açığı itibariyle dünyadaki en iyi ülkelerden birisiyiz; şu an açık % 0.7.
Önümüzdeki yıllarda bütçe fazlası da vereceğiz.
Bankacılık sektöründe G20 grubunda en iyi durumdaki ülkelerden biriyiz. Dış ticaret açığı düşme eğiliminde. 64 milyar dolardan 48 milyar dolara indi.

TÜRKİYE KARŞITI KAMPANYA


Türkiye ekonomisinin bütün göstergeleri son derece kuvvetli duruyor. Çok önemli, ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz ile görüştüm. Var olan parametrelere göre Türkiye ekonomisinin bir kriz sürecine girmesi mümkün değil. Kâğıt üzerinde her şey mükemmel. Siyasi parametrelere dikkat çekiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'deki gibi cumhurbaşkanlığı, başbakanlık gibi büyük değişimler bu kadar rahat atlatılmazdı. Ama hem siyasi istikrarı, hem de ekonomideki bu olumlu göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanya da var.
AK Parti'ye aday adaylığı için başvuranların yüzde 50'sinin Paralel Yapı'ya yakın olduğu iddia ediliyor...
Öncelikle böyle bir veri nerden geldi, ona bakmak lazım. Böyle bir şey mümkün değil. Aday adaylığı herkese açık demokratik bir haktır. Ama aday olarak seçilmek partinin karar vereceği bir iştir.
Aday adaylıktan adaylığa geçişte en kurumsal çalışan parti AK Parti'dir. Temayül yoklamaları yapılır. Bahsettiğiniz kişilerin temayüllerden geçmesi mümkün değil. Haydi, geçti diyelim, alt komisyon var, sonrasında üst komisyon var, sonrasında da biz varız. Bu süzgeçlerden sonuç almaları mümkün değil.
İllerde sivil toplum kuruluşları arasında da bir temayül yoklaması yapacağız. Tuzluklar bu süzgeçlere takılırlar. Tuzluklar bu süzgeçlerden geçemeyecek kadar büyük nesnelerdir. Elekten tuzluk geçmez, merak etmeyin. Gerekli tedbirleri aldık. Ben ayrıca Paralel Yapı'nın HDP, CHP ve MHP'de kendine yer aradığını düşünüyorum. Üç partiyle de Paralel Yapı'nın ilişkisi var.
Bu da doğal bir durum. CHP %35 alırsa, HDP % 10 alırsa, % 45 yapıyor. Üzerine de MHP'yi koyun. böyle bir dizayn yapılmış.
Kılıçdaroğlu'na da bunun için %35 hedefi koydular. Ve o da bu tuzağa düştü.
Abdullah Gül'ün adaylığı konusu...
Türkiye Cumhuriyeti konjonktürel bir devlet değildir. AK Parti de konjonktürel bir siyasi hareket değildir. Bir hareketi konjonktürel olmaktan çıkaran şey nedir? Kısa dönemli siyasi hırs üzerine hesaplar yerine uzun dönemli sağlam değerlere dayalı hareket olmasıdır.
Kurallar, normlar, değerler doğru inşa edilirse, kişiler gider ama değerler kalır. Bu değerlerden en önem verdiğim ise vefadır.
Koltuklar için dostluklar feda edilmez.
Sayın Abdullah Gül partimizin kurucusudur.
Herhangi bir kurucu da değildir.
AK Parti'nin ilk başbakanıdır. Yine Cumhurbaskanımız'ın tavsiyesi ve iradesiyle AK Parti içinden çıkan ilk cumhurbaşkanıdır.
Cumhurbaşkanlığından milletvekilliğine geçiş biraz garip olmayacak mı?
Bunun örnekleri Avrupa'da var. Eski başbakanlar, eski cumhurbaşkanları arasından böyle örnekler var. Takdir Sayın Gül'ündür. Bunun doğruluğunu, yanlışlığını tartışmak bizim haddimiz değildir.
Bence davet dışarıdan birine yapılır, burası onun kendi evidir. Bizim Sayın Gül ile hukukumuz 80'li yılların başına gider. Görüş ayrılıkları, farklı kanaatler...
Nihai kertede herkes kendisiyle baş başa kaldığında "Bunlar için bu dostluklar feda edilmez" diyecek kadar köklü ilişkilerimiz var. Abdullah Bey gelirse ben rahatsız olurmuşum, falan...
Bunlar bizim anlayışımızda karşılığı olmayan şeyler. Abdullah Bey ile de olmaz, Tayyip Bey ile de olmaz, bizim içimizde bunlar olmaz.
Gül'ün Meclis Başkanlığı için ne diyorsunuz?
Önce sayın Gül'ün kararını görelim. Her görevi hakkıyla yapar tabii ki.

#Sayfa#

İNSAN ODAKLI YENİ ANAYASA

ABD'li yatırımcılar Türkiye'deki başkanlık tartışmaları konusunda ne düşünüyor?
Türkiye'de karar alma mekanizması ile ilgili sorular gündeme geldi. Yatırımcılara 12 Eylül Anayasası'nın problemlerini anlattım.
Bu anayasa değişecek. Yeni Anayasa'nın felsefesini iyi kurgulamak lazım...
Mesele sadece parlamenter sistem ya da başkanlık sistemi üzerinden tartışılmamalı.
Türkiye'de hiçbir zaman gerçek bir parlamenter sistem olmadı. 12 Eylül Anayasası, seçilmişlerin elini kolunu bağlamak için yapılmış antidemokratik bir anayasadır.
Cumhurbaşkanı'nın hep merkezi bürokrasiden ya da asker içinden geleceğini öngörerek, ona sorumluluk içermeyen birçok yetki vermiş.
Türkiye'deki sistemde bir sıkıntı var. Bu değiştirilirken yeni anayasanın insan odaklı, özgürlükçü, insan hakları merkezli olması gerekiyor. Böyle bir anayasanın içinde başkanlık sistemi etkin bir denetim ile birlikte yer alır. Ama Türkiye'de birileri sanki hukuki ve siyasi denetimden muaf bir başkanlık sistemi talep ediliyormuşçasına yurtdışında propaganda yapıyor. Türk demokrasisi başkanlık sistemin kötü uygulandığı antidemokratik modelleri zaten kabul edemez. Bilinçli olarak yurtdışına antidemokratik, totaliter bir başkanlık sistemi talebi varmış gibi yansıtılıyor.
Ne Cumhurbaşkanımız böyle bir sistemden bahsediyor, ne de Türkiye'de böyle bir tartışma var. Başkanlık sistemi insan haklarına, evrensel hukuka etkin yönetim biçimi olarak kuvvetler dağılımı prensibine dayalı bir sistem olabilir.

#Sayfa#

'CHP KAPATILACAK' İDDİASI, ALGI OPERASYONU

CHP'ye kapatma davası açılacağı iddiaları için ne söyleyeceksiniz? Türkiye'de hâlâ parti kapatmak gibi bir durum söz konusu mu?
Böyle bir iddianın zemini yok. Tamamen bir algı operasyonu. Türkiye'de otoriterleşme eğilimi artıyor imajı çizmek için CHP ve MHP kapatılacak, HDP de barajı aşamayacak şeklinde insan aklının almayacağı bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bunun psikolojik zemini var mı?
Böyle bir şey mümkün mü? Bu karşılığı olmayan bir şey. Hukuki olarak bunun temeli yok. Böyle bir adım da yok. Böyle bir adım olursa CHP ve MHP'den önce bunu engelleyecek olan biziz.

MUHALEFETE AÇIK ÇAĞRI


Ama CHP'nin şunu kendine sorması lazım:
Madem parti kapatmaya karşısınız, 2010 referandumunda partilerin kapatılmasını tümüyle yasaklayan düzenlemeye neden destek vermediniz?
CHP "Başka partiler kapatılsın biz iktidara gelelim" diyor. Biz de diyoruz ki "Hiçbir parti kapatılmasın, biz nasıl olsa iktidara geleceğiz..."
Parti kapatmak Yeni Türkiye'de mümkün değil. Buradan çağrıda bulunuyorum: Parti kapatmayı tümüyle yasaklayan Anayasa değişikliğini dört parti olarak haftaya Meclis'e sunalım ve bir oturumda bu işi bitirelim, spekülasyonlar da sona ersin. İç güvenlik yasa tasarısı görüşmeleri devam ediyor. Ama bir ara veririz bu iş için.
Talimat vereceğim grup başkanvekillerimize, "Dört parti bir araya gelelim hemen bu hafta bu meseleyi çözelim." Bu açık çağrımdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.