Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen hafta üç güzel konser gecesi yaşadım, Avrupa'yı da geçip, bir Dünya Kültür Başkentine dönüşen İstanbul'da..
Çarşamba Boğaziçi Albert Long Hall'de.. Cuma, Lütfi Kırdar'da.. Cumartesi Sabancı Müzesi The Seed salonunda..
Boğaziçi'nde sahneyi gene gençlere açmıştı, Sevgili Evin!.. Cumhuriyet'in birbiri ardına keşfedip sanat dünyasına armağan ettiği gençleri her yıl bir kaç gece orada görüyor, tanıyor, izliyoruz.
Çarşamba Kemal Cem Yılmaz (Piyano), Selin Gürol (Klarnet), Alican Süner (Keman) vardı.. Kemal Cem artık iyice usta olmuş.. Sahneye bir Bach'la çıktı. Sonra arkadaşlarına eşlik etti, birer birer.. İkinci yarıda da üçlü olarak çaldılar.
Hele Haçaturyan'ın Üçlüsü'nde harikaydılar.
Selin'i ilk kez dinledim. Sahneye de nasıl yakışıyor. Yakında dünya starı olacak, kesin.
Alican Süner'i Mersin'de keşfedip yollayan Lili Çumburidze.. Lili orada bir fabrika kurmuş adeta.. Her yıl yenileri geliyor, Mersin Konservatuvarından..
Alican sahneye gelince bir kısa konuşma yaptı. "Teşekkür" konuşması.. "Bu geceyi ona armağan ediyorum" dedi.
Meğer bu yılın başında kaybettiğimiz Mekteb-i Mülkiye'den sevimli hocam Besim Üstünel'in desteği ile Almanya'da eğitimini sürdürüyormuş.. Besim Hocamla her çarşamba beraberdik Albert Long Hall'de.. Kimlere destek olurmuş, sessiz sedasız.. O kadar yakınız, insan bir ima eder.. Ama iyiliğin en güzeli, en gizli tutulanı değil mi?.
İstanbul Devlet Senfoni 13 Kasım konserini Atatürk'e adamıştı.
Beethoven'in Napolyon'a ithaf ettiği "Eroica/ Kahramanlık" senfonisini onlar da Atatürk için çaldılar. Gecenin konuğu, Ata'nın kızlarından Gülsin Onay'dı.. O da enfes bir Schumann seslendirdi, Ata'sına..
Eroica'nın ikinci bölümü Beethoven'in Cenaze Marşıdır. Napolyon'un savaşlarında hayatlarını kaybeden kahramanları için.. İstanbul Senfoni bunu çalarken, kadere bakar mısınız, Napolyon'un kahramanlıkları için dikilen o dünyaca ünlü anıtın etrafında çevrelenen Paris'te bombalar patlıyor, onlarca insan ölüyor, yüzlercesi yaralanıyordu.
Ertesi akşam, Sabancı Müzesi'nde Laure Favre -Kahn'ın konseri vardı. Fransız piyanist hem de o gece çalabilecek miydi acaba?.
Sahneye geldi.. "Bu geceyi yalnız geçirmektense, burada sizlerle olmanın daha sağlıklı olacağını düşündüm" dedi.. O da çok duygusaldı, seyirci de.. Ama ortaya bu yıl izlediğim en güzel konser çıktı.
Chopinleri adeta bir ağıt gibi yorumladıktan sonra, Mozart'ın Alla Turca'sı, de Falla'nın Ateş Dansı ve Bizet'nin l'Arlesienne'i ile nasıl coşturdu bizi.. Çocukluğuma gittim, Bizet'e.. İlkokul üçte Arlezyen'i söylerdik biz, Türkçe yazılmış sözlerle.. Eğitime bakar mısınız?. Daha ilkokulda kulaklara Verdi, Mozart, Bizet ile kulaklara yerleştirilen çok ses..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER