YAZARA MAİL GÖNDER Kırmızı-Beyaz unutuldu mu, Demirören?..

YAZARLAR

Diyelim Copa Amerika'yı izlemek için onuncu dakikada falan televizyonunuzu açtınız.
Arjantin- Brezilya oynuyor. Açar açmaz, hangi takımın Arjantin, hangisinin Brezilya olduğunu anlarsınız değil mi?.
Çünkü bu takımlar siz bildiniz bileli, ayni, klasik formaları giyerler. Ben Brezilya'yı ilk 1958'de sinemada seyrettim.
Hala ayni forma..
Diyelim Avrupa Şampiyonası..
Gene onuncu dakika falan.. Hangisinin Almanya, hangisinin Fransa olduğunu anında bilirsiniz değil mi?.
Peki şimdi sorayım bakayım.
- Karadağ maçı için kumandaya dokunduğunuzda, hangisinin Karadağ, hangisinin olduğunu anlayabilir misiniz?.
Ya da - Slovenya maçında, hangisi Türkiye?.
Böyle bir ayıp olur mu Yıldırım Demirören?.
Nedir bu Milli Forma ile oynama rezaleti?..
Türk Milli Takımının klasik forması nedir?. Beyaz tişört üzerine sarılmış Türk Bayrağı.. Sonra bunun bir de tersini yaptık.
Kırmızı tişört üzerine, beyaz band.. İşte bu..
Böyle çıktığımız sürece, dünya, nerde olursak olalım "Türkiye" der..
Ama sayenizde, oyuncak yaptığınız formalar sayesinde, bugün ben diyemiyorum..
Nerden çıktı Turkuaz?. Nerden çıktı kırmızı siyah?.
Sevgili okurlar, Şu son turkuaz ve siyah beyaz formaları sevdiniz mi?. Isındınız mı?. "Bu benim milli formam" dediniz mi?.
Kulüpler formalarını her yıl değiştiriyorlar..
Niye?. Her yıl yeni formalar, yeni tişörtler satıp para kazanmak için.. Milli Takımda böyle bir şey var mı?. Olur mu?.
Herkesin keyfine göre yaptırdığı forma "Milli" olur mu, Demirören?.

***
Fransa yolundaki Milli Takım son hazırlık maçını pazar günü, mahalle takımından az öte Slovenya ile oynadı. Zorlanmadan, sakatlanmaktan kaçınarak oynadık tamam.. Ama futbol diye ne oynadık?.
Hele birinci devre, duran toptan attığımız tek gol dışında, Slovenler nerdeyse tek kale oynadılar. Kendi sahamızdan top çıkaramadık.
Neden?. Orta sahamız yoktu da ondan.. Hakan sadece ilerde, hatta sadece duran toplarda vardı. Oğuzhan yok gibiydi. Selçuk en kötü oyunlarından birini oynuyordu. Ozan zaten daha önceki maçlarda olduğu gibi hiç bir işe yaramıyordu.
Adamlar orta sahayı güle eğlene geçtikleri, hele de hızlı geçtikleri için savunmamız fevkalade zorlu anlar yaşıyordu. Kalecimiz harika, onların son top kullanışları biraz becerikli olsa, fark yiyebilirdik.
"Bu ayni zamanda Fatih Terim'in hazırlık maçı..
Bakalım hastalığı görebilmiş mi" dedim, devre arasında.
İkinci yarı başlarken baktım, görmüş gibi.. Sahada olmayan orta sahadan Oğuzhan ve Hakan'ı almış, kanat adamsız oynadığı ilk yarının tam aksine, sahaya iki kanat adamı sürüp, Arda'yı ortaya, oyun kurucuya çekmişti.
Ama bir şeyi yapmadı.. Israrla ve inatla da yapmıyor.
Sırf Ozan'ı oynatmak için Mehmet Topal'ı stopere çekiyor ki, Ozan'a yer açılsın. Böylece kötü bir stopere sahip oluyor, Avrupa'nın en iyi ön liberolarından birini kaybediyoruz. Niye Fatih Hocam, niye?. Her şeyi denedin hazırlık maçlarında da, niye on dakika olsun, Semih- Hakan tandemi önünde, Mehmet Topal ön liberosunu denemedin?. Gerçek güneş gibi ortaya çıkar, Ozan'ın o takımda yerinin olmadığı anlaşılır diye mi?.
Avrupa'daki 23 rakibimize bakıyorum..
23'ünü de yenebiliriz. Ama 23'üne de yenilebiliriz..
O kadar yakın 24 takım birbirine.. Farkı hocalar yaratacak yani..
Akıllar.. Taktikler.. Doğru seçimler..
Ozan ısrarın, şampiyonluğa kadar gidebilecek bir takımı, üç maçın sonunda geri döndürebilir Hocam..
***
Bir de artık düzeltmemiz gereken bireysel kusurlar var ki, bize pahalıya mal olabilir..
Milli Takımda fevkalade iyi bir kanat adamımız var. Volkan.. Hızlı.. Adam geçiyor. İyi pas veriyor, iyi şut atıyor. Müthiş futbolcu ama, sokak çocuğu..
Takımı her an 10 kişi bırakabilir. İddiasız Sloven maçında, 10 metre koşup rakibe saldıran adam, dikkat edin, daha dün UEFA'dan 6 ay ceza aldı.
Hazırlık maçında sarı ile sıyırdı ama, Fransa'da anında kırmızı görür ve bir daha da oynayamaz.
Volkan'a Fatih Hocam'ın otoritesi yetmiyor belli..
Bir ruh doktoru, mentör gerek.
Burak ikinci sorumlumuz.. Rakiple ve topla değil, hakemle oynuyor. Bir santrfor darbe alsa bile ayakta kalmak ve son hamleyi yapmak için direnir. Burak, biri kuş parmağı ile dokunsa kendini yere bırakıyor, sonra da hakemden faul ve rakibe sarı kart bekliyor.
Yaptığı çirkin ve ayıp. Avrupa Kupasında hakemler sarıyı ona gösterir, ikincide atarlar.
Fatih Terim Sloven maçından önce "En büyük kozumuz duran toplar" demişti. Duran top deyince de Hakan Çalhanoğlu.. Burak'ın golündeki duran top vuruşu enfesti. Ama bir adamı sadece duran toplar için 90 dakika oynatma lüksü dünyanın hiçbir takımında yok. Hakan Çalhanoğlu, koşmayı, oyunun içinde olmayı da düşünmeli..
Kaleciye paslar.. Fatih Terim'in her takımında gördüğümüz bu lanet kaleciye paslar, bize hem gol getirecek bir kontratağa mal oluyor, hem de gelen topa ayakla saçma sapan vuran kalecilerimiz yüzünden, topu yüzde 90 rakibe atıyor, yani kaybediyoruz. Bu anlamsız kaleciye paslar mutlak yasaklanmalı..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.