Türkiye'nin en iyi haber sitesi

AYŞE FERHANGİL

Uzmanından saç için tavsiyeler

Koltuk denilince benim aklıma, dişçi, jinekolog ve kuaför geliyor.
Sıralamanın aksine en rahat koltuk, kuaför koltuğu.
Peki ama görünümümüzde ciddi değişikliklere neden olan kuaförler de bizimle aynı rahatlık içinde çalışıyor mu? Kuaför koltuğunda ağlamışlığım olduğundan ve benim gibilerin sayısının pek de az olmadığını bildiğimden, yıllar yılı bir kuaförün iş dışında görmeyi en son isteyeceği kişinin kadınlar olduğunu düşündüm durdum. Bu yüzden dünyanın en büyük saç ürünleri markalarından olan Wella'nın kreatif direktörlüğü görevini de üstlenen, tüm dünyada 'uzun saç ustası' olarak kabul edilen ve aynı zamanda 'ustalaşmak' isteyen kuaförler için Londra'da bir okulu da bulunan Patrick Cameron'a ilk sorum: "Hangi tip kadınla anlaşmayı zor bulursunuz?" oldu. "Morali bozuk olanlarla," cevabı aslında kuaförlerin, salonlarına gelen her kadından neler çektiğini anlamak için yeterliydi ama Cameron devam etti: "Morali bozuk kadın kuaföre gelir ve o ruh haliyle saçını kestirmek ister. Fakat saçlarına veda ettikten sonra sonuçtan memnun olmaz, hatta bunu dile getirir. Ne istediğini bilmeyen kadına danışmanlık yapmak en zor işlerden biridir."
Moral bozukluğu şart değil, Intelligent Life dergisindeki, Rebecca Willis'in makalesine göre genç ve seksi, hatta türünün tek örneği gibi görünmek de kuaförümüzle olan aşk-nefret ilişkimizde belirleyici. Bir kuaförden neler bekliyoruz, bakar mısınız? Ya o koltuktan daha genç görünerek kalkmazsak? 20 yılı aşkın süredir saç tasarımı yapan Cameron'a "Kadınlarla uğraşmak zor mu?" dediğimde, hiç düşünmeden "Elbette ki zor. Ama işimin temelini kadınlar oluşturduğu için, bu kaçınılmaz bir durum," diyor. Belki de Cameron'ın kariyerinin hiçbir döneminde, ünlülerle çalışmak istememesinin sebebi de bu: Normal egolu kadınlar yetiyor, bir de dev egolar eklenmesin. Bu, benim yorumum; kendisi ünlülerle ilgili soruma daha politik bir cevap veriyor: "Pek çok kez ünlülerin saçlarını tasarlamam için teklif geldi. Fakat ben o yola hiç girmedim. Bir okulum var, öğrencilerim bu görevi yürütüyor."

KESTİRMELİ MİYİZ?
Saç kestirmek kolay. Ama bu durumun, pişmanlık seviyemizi zorladığı klinik testlerle ispatlanmış. Saç dediğimiz meretin uzaması, kalitesine göre değişiklik gösteriyor göstermesine ama ne tür olursa olsun saçlarımız ayda 1 cm'den fazla uzamıyor. Kulak hizasında kestirdiğimiz saçların omuzlarımıza gelmesi, yaklaşık bir yıl sürüyor. Tabii bu sürede, yeni bir cinnet sonucu veya pembe hayallerle tekrar kuaförün yolunu tutmazsak.
Kafayı dev saçlara takmış olan Rebecca Willis, saçların da dev gözlükler gibi vücudun geri kalanını olduğundan küçük gösterdiğini söylüor. Bu nedenle etrafta bolca spreyli ve kabarık saçlı kadın dolaşıyor.
Willis, bu da yetmezmiş gibi saç ekletme endüstrisinin, meme büyütme sektörü kadar geliştiğini söylüyor. Uzun lafın kısası kestirip kestirip, ekletiyoruz. Cahil başımızın derdini ayaklarımız değil yine başımız, bir de cüzdanlarımız çekiyor. Dünyaya kıyasla daha ucuz olsa da Türkiye'de bu işi iyi bir yere yaptırıp, kafasına az işlenmiş saç takarak saçını uzatmak isteyenlerin cüzdanından 2000 lira eksiliyor. İşte tam da bu nedenlerden dolayı 2012'nin elimizde olandan maksimum fayda sağlama zamanı olması mantıklı. Kestirmek yerine hafif ton değişiklikleri, hatta boyatmadan sadece bakımla ilerlemek de alternatifler arasında.
Patrick Cameron, kişisel felsefesinin bu yılın belirleyici trendi de olacağının altını çiziyor: "Az daha fazladır."
Wella ailesi, ürünlerine Roxy, Celeste gibi seksi kadın isimlerini verse de ben bu isimlerin alt başlıklarından ilerliyorum. Bu sezon içinde kızıllık da barındıran keskin siyahlar, dokusunda bolca kahve bulunan doğal sarılar ile daha radikal seçimler için patlıcan tonlarını andıran bir renk paleti üzerinden belirlenmiş trendler. Bu noktada açgözlü davranıp saçımızdan çok uzak bir renk seçmemizin hayrımıza olmayacağını belirtmek ve saçları boya nedeniyle koptuğu için aylarca üç numaraya vurulmuş asker kafasıyla gezen Hülya Avşar'ı hatırlatmak isterim.

MASKELER SAÇLARI MUTLU EDİYOR
'Daha fazla'sını isteyenler için Cameron şunları söylüyor: "Rengin bakımı ve boyanın ilk günkü parlaklığının devam ettirilmesi asıl farkı yaratacak etkenler. Kişisel tecrübeme göre 10 dakikalık maskeler saçları çok mutlu ediyor." Cameron bunların haftada bir uygulanmasından yana. Saç renginden vazgeçmek istemeyen ama beyazları belirginleşen kadınlara da Cameron'dan ilaç gibi öneriler geliyor: "Saçınızda beyazlar çıkmaya başladığı zaman geçici, yumuşak, doğal saç rengini ortaya çıkaran boyalar kullanılmalı.
Beyazlarda yüzde 50-60 oranında çoğalma olduğunda boyayı öneriyoruz." Peki beyazlarıyla mutlu olan kadına tavsiye yok mu? Cameron, pigmentleri ölen ama beyaz saçlarıyla barışmayı öğrenmiş kadınlara da bakım yapmalarını tavsiye ediyor.
Ne de olsa beyaz saç telleri eskisi kadar yumuşak ve uysal davranmıyor. Teklif var, zorlama yok.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA