- Modaya ilgi özellikle son yıllarda inanılmaz arttı. Bütün gençler moda tasarımcısı olmak istiyor. Onlara neler tavsiye ediyorsunuz?

Yaratıcılık öğrenilmez. O, Allah vergisidir. Ama okulda hem teknik öğrenilir, ilerde beraber iş yapılacak insanlar tanınır; ilişkiler kurulur. O yüzden dünya çapında namı olan bir okulda okumaları şart. Bize gelen başvurularda da öncelikle okula bakıyoruz.

Tanınmış okullarda okuyunca Dior'da, Alexander McQueen'de staj yapabiliyorsunuz. Bu stajlar da çok önemli.

Yeni neslin aklında hep kendi markalarını kurmak var. Ama bugün herkes markasını satıp kurtulmaya çalışıyor. Sabırlı davranmaları gerekiyor.

Herkes hemen modacı olmak istiyor. Ama iki elbise yapınca tasarımcı olunmuyor. Bizde biraz yanlış gösteriliyor bu. Dünyada işlerin böyle yürümediğini görüyorsunuz.

Merdivenleri tek tek, yavaş yavaş çıkacaklar. Gerektiğinde kahve yapacaklar, istendiğinde sırtlarında kumaş taşıyacaklar. Biz öyle yaptık.

Bol bol gezip, seyahat edip yeni kültürler tanınmalı. Sergiler kaçırılmamalı. Moda bir tek elbisede değildir.

Felsefe de moda, araba da moda, politika da moda. Onlarla iç içe yaşanmalı.

Çalışkan, hatta işkolik olmaları lazım. Cumartesi pazar çalışamam, yılda şu kadar tatil yaparım diyorsanız, hiç bulaşmayın bu işe. Ve bu, ünlenince, para kazanınca da değişmiyor. Hatta daha beter oluyor. Donna Karan'ın doğuma giderken ambulansta asistanına notlar yazdırması şaka değil, bizim sektörün gerçeğidir.

Bir markada, tasarımcının sağ kolu olmak da çok önemlidir. Genelde başa onlar geçirilir.