- Film bittiğinde, kadınların dünyasına dair kafanızda yeni bir şeyler oluştu mu?
- Memet Ali Alabora: Bunun bir kere ataerkillikle çok alakalı olduğu kesin. Bir kere Yedi Karılı Gürbüz diye bir film olsa kimse böyle sorular sormayacaktı!
- Sarp Apak: Kadınların kız kızayken, düşündüğümden daha çok bize benzediklerini fark ettim ben. Ayrıca, kadınların her numarayı yemediğini, aksine daha o numaranın kurulma aşamasında her şeyi hissettiklerini öğrendim.
- Öner Erkan: Buna seyirci karar verecek, herkes almak istediğini alır.
- Cengiz Küçükayvaz: Uygarlık inşa edilmeden önce, dünyanın ne üzerine kurulduğu üzerine bir eser aslında bu...
- O kadar anlamlı yani!
- Cengiz Küçükayvaz: Evet, dünya kadın-erkek ilişkisi üzerine kurulmuştur ve bu inşanın en büyük temeli kadındır. Yani dünya, kadınlar üzerine kurulmuştur. Her kadının karşısında, erkek, özürlüdür aslında.
- Ezel Akay: Evet doğru! Hürmüz fark ediyor ki, en son âşık olduğu adam da özürlü.
- Nesi özürlü?
- Ezel Akay: Gerçekte Hürmüz'le o kadar ilgilenmiyor, yemekle daha çok ilgileniyor. Üstelik yakışıklı, düzgün, aristokrat bir aileden geliyor fakat devamlı yiyor.
- Erkeklere müstahak bütün bunlar o zaman?
- Ezel Akay: Bu filmdeki erkekler bunu hak ediyor! Bunlar zaten soytarı tipler, kötü tipler, zaten cezalandırılması gereken tipler. Ya aptallar, ya kabadayılar, ya çirkinler, ya bilmem neler, dolayısıyla hak ediyorlar bütün yaşadıklarını. Onun için biz Hürmüz'e ahlaksız demiyoruz.