
Fenerbahçe'nin eksik listesinin muhasebesini yaparsak, maçta çıkanlara bakarsak, direkten dönen topları düşünür, bunun üstüne bir de Avni Aker atmosferini eklersek, alın terinin sahaya atılacak değil, orada akıtılacak kutsallığa sahip olduğunu daha iyi anlarız...
Ömer Üründül: Saygılı mücadele
Fenerbahçe ilk dakikadan ilk devre sonuna kadar çok başarılı bir futbol sergiledi. Gergin ortamda soğukkanlı pas trafiğiyle sahanın bütününü kullanarak kontrolü hep elde tuttular. Bunun yanında da çok tehlikeli hücum girişimleri yapıldı. İki net pozisyon kaçtı. Bir de atılan gol vardı. Buna karşılık rakip ataklarda kenar savunmalara yardım ön planda tutulurken alışılmış alan daraltan savunma kurgusu uygulandı. Bu tip geride iyi yerleşimli savunma kurgusu futbolcularının yapısı itibariyle Trabzonspor'u pozisyon sıkıntısına sokan bir uygulamaydı.
Trabzonspor'un çok kopuk oynadığı ve düşük performans sergilediği bu yarıda iki defa gole yakın pozisyon yakaladı. Biri Fenerbahçe'nin geriden çıkarken kaptırdığı bir topta defansta dengesiz yakalanmasıyla, ikincisi de bir duran topta Giray'ın kafasından geldi.
Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki üstün ve etkili oyununun bir numaralı aktörü mükemmel bir performans sergileyen Caner'di. Ancak gol sonrası gördüğü gereksiz sarı kartla, ikinciyi görme ihtimali güçlü olduğundan devre arasında oyundan çıkarıldı. Tabii böyle çok iyi oynayan bir oyuncunun çıkması, buna karşılık Şenol Güneş'in devre arasındaki çok doğru iki değişikliği, ikinci yarıda görüntüyü değiştirdi. Trabzonspor'un tehlikeli atakları ve baskısı gündeme geldi. Ama Fenerbahçe buna rağmen alan savunmasıyla bu ataklara iyi karşı koyuyordu. Rakibin aldığı risklerden de karşı alanda elverişli bir genişlik vardı.
İşte Aykut Kocaman hatayı burada yaptı. Ayakta duracak hali olmayan, takımı 10 kişi oynatan Sow'da ısrar etti. Bienvenu'yu çok geç oyuna aldı. Fenerbahçe'nin yediği golde bence hatanın büyüğü Bekir'de değil Yobo'daydı. 1-1'den sonra Volkan çok önemli iki kurtarış yaptı. Sonra Fenerbahçe'nin iki çok önemli pozisyonu vardı. Bunlardan birini Tolga ve direk birlikte, ikinciyi de direk önledi. Sonuçta da puanlar paylaşıldı.

FENER'İN GOLÜ OFSAYTTI
Son derece gergin bir tribün atmosferinde oynanan ve istenmeyen sahnelerin yaşandığı maçta ben iki takım futbolcularını da kutlamak istiyorum. Son derece saygılı ve centilmence mücadele ederek bu çok gergin ortamı söndürmeyi başardılar.
Hakem Fırat Aydınus'un çok zor şartlarda genel yönetimi başarılıydı. Ancak Fenerbahçe'nin golü ofsayt tartışmalarını gündeme getirdi. Bana göre ofsayttı.
İskender Günen: Zokora olmayınca...
Enteresan bir maç. Özellikle son 15 dakikalık bölüm nefes kesti. İki kalede de yakalanan gol pozisyonları ve direkten dönen toplar var. Trabzonspor'da Zokora yoktu. Zokora rakip ataklarda duracağı yeri çok iyi bilen ve sezgisi yüksek bir oyuncu. Özellikle büyük maçlarda (örneğin geçen haftaki Galatasaray maçı gibi) takıma önemli katkılar yapan bir isim. Şenol Güneş, onun yokluğunda bu alanda Aykut'a yer verdi. Ama görüldü ki Aykut bu alanda çok yetersiz kaldı ve Fenerbahçe buradan atak girişimlerinde bulunarak gol pozisyonları yakalamaya başladı. Gol gelmeden önce Şenol Güneş, Aykut'u çıkararak Cech'i oyuna alsa, Serkan sağ bekten Aykut'un görev yerine gelse, Celustka sağa Cech de sola geçse Trabzonspor orta alanda Fenerbahçe'ye bu kadar teslim olmazdı. Yenilen gol de bu bölgeden geldi.
Bu sezon Trabzonspor kendi sahasında puan yitirdiği her maçı kapanan takımlara karşı oynadı. Trabzonspor hücumda set oyununu iyi oynayabilen bir takım değil. Pozisyon bulmakta zorluklar çekiyor. Alanzinho ve Colman takımı karşı kaleye taşımaya çalışan iki isim. Olcan sakatlığından dolayı oyunda hiç yok. Burak kalabalık savunma içinde tamamen kayboldu. (Halil daha önce düşünülebilirdi) Volkan Şen'le geliştirilen atak girişimleri de etkili olmaktan çok uzaktı.

AYDINUS SKORA ETKİ ETTİ
İkinci yarıda Şenol Güneş'in yaptığı hamleler doğru. İlk yarıya göre rakip alanda daha fazla görünen ve etkili olan bir Trabzonspor vardı. Fakat final paslarındaki yetersizlik ve Volkan Şen'in çok etkisiz bir gününde olması yüzünden pozisyon üretemediler. Girilen pozisyonlarda da kaleci Volkan başarılıydı. Trabzonspor'un attığı gol, Fenerbahçe'nin savunmadan çıkarken kaptırdığı topta Burak'la geldi. Golden sonra Trabzonspor'un fazla top kaybı yapmasından F.Bahçe'nin direkten dönen iki topu var.
Fırat Aydınus ilk yarıda Caner'e göstermediği ikinci sarı kartın dışında yardımcısının ofsayt dediği golü vererek hata yaptı. Selçuk'un Burak'a ceza alanında yaptığı harekette bana göre penaltıyı vermeyerek maçın skoruna etki etti.
Ahmet Çakar: F.Bahçe'nin golü ofsayt
Ligin kaderi belli oranda bu maçtaydı. Üstelik bu maçın 3 Temmuz sürecinde de çok önemli bir yer tuttuğu tartışılmaz. Ama maça hakem Fırat Aydınus damga vurdu. Elbette hatalarıyla. Avrupa'da benzerlerinden birini yapsa kendisinin uzun süre dinlendirileceği cinsten hatalar... İlk yarıda Selçuk ceza alanı içinde topa vuruyor. Topa vurduktan hemen sonra bileğini döndürüp kasten, bilerek ve isteyerek Burak'ın ayağına basıyor. Karar net bir penaltı ve sarı kart olmalıydı. Aydınus'un ikinci hatası ise Olcan'ın Gökhan Gönül'e yaptığı penaltı. Gökhan, Trabzon ceza alanına giriyor, Olcan kendisini kovalıyor ve topa hamlesini yapıyor. Ama topa dokunamıyor. Müdahalesi Gökhan'ın ayağına oluyor ama Fırat Aydınus burada da 'devam' diyor.
GİRAY'IN KOŞU YOLUNDA...
Ve gelelim maçın en kritik anına. Aslında bu kritik an maçın dönüm noktası. Fenerbahçe'nin attığı golde yardımcı Serkan Ok ofsayt bayrağını kaldırdı. Ama Aydınus buna rağmen golü verdi. Pozisyon gol mü yoksa ofsayt mı? Bir oyuncu sadece ofsayt pozisyonunda diye ofsaytla cezalandırılmaz. Ya topa dokunacak, ya rakibe müdahalesi olacak, ya oyuna müdahalesi olacak ya kendi takımına avantaj sağlayacak. Top Caner tarafından oynandığında Cristian topa doğru koşuyor. Aynı anda Sow da sabit durmayıp ya da aksi yöne koşmayıp topun olduğu yere doğru kısa bir koşu yapıyor. Ve pas olarak atılmış bu top Sow'un ayağının birkaç santim önünden geçerek Cristian tarafından gol yapılıyor. Üstelik Sow bu koşuyu yaparken hemen geri dönen Trabzonsporlu Giray'ın koşu yolunu da belli oranda tıkıyor. Her ne kadar topa dokunmasa da Sow'un yaptığı hareket rakibe ve oyuna bir müdahale olarak algılanmalı. Dolayısıyla bu kadarından dolayı Fırat Aydınus hatalıdır.

HAKEMLER TAM FİYASKO
Gelelim en kötü tabloya. Yardımcı hakem bayrak kaldırmışsa ve olay hiçbir şekilde yoruma açık değilse onu refüze edebilirsiniz. Ama dünkü pozisyon hem bir hakem hatası hem de ciddi bir hakem-yardımcı işbirliği fiyaskosudur.
Olcay Çakır: Direklerarası..
Trabzonspor'un ve Trabzon'un gergin hali, rakibinin de rahat görüntüsü futbollarına da direkt yansıdı.
Hızlı başlaması beklenen Trabzonspor, rakibinin sistemi gereği oyunu hareketlendiremedi.
Rakibinin, karşılaşmanın son bölümlerine kadar tempoyu düşük tutup, kenarda beklettiği hücum oyuncuları ile maçı kazanma isteği ters tepti.
Hesapta olmayan ofsayt gol ve devre sonrasında Trabzonspor'un doğru hamleleri oyunun rengini de değiştirdi.
* * *

Burak Yılmaz'ın Umut Bulut sonrası stoperler arasında bu şekilde ezilmesi ilk değilken ısrarla orada tek olmasını yine anlayamadık.
Halil'in oyuna girişi, Serkan'ın bizce de en baştan olması gereken yere kaydırılması oyuna da denge getirdi.
Yine son 11'i, ilk 11'ine galip geldi Trabzonspor'un...
Güzel bir Burak Yılmaz golü ve sonrasında topun her iki alana da kontrolsüz gidişleri gol ya da goller getirmedi.
Burak'ın attığı golde Yobo'dan sıyrılışı ve köşeye topu göndermesi çok güzeldi. Gol sayısını da 32 yaptı.
* * *
Ortam zaten gerginken!
Aktif alanda hareketli bir oyuncu gören yardımcı hakem bayrağını kaldırıyorken...
Fırat Aydınus ona güvenmiyor ve risk alıyor.
Ofsayt olan pozisyonda golü veriyor!
Türkiye liginin böyle cesur hakemleri varken, bir arpa boyu ilerleyememesi manidar!
Direklerden dönen toplar "direkler arası" adeta ligimizi özetler gibiydi!
Cengiz Tokgöz: Dostluk kazandı
Fenerbahçe maça daha iyi ve sakin hazırlanmıştı. Rakibinin temposunu ilk yarıda düşürdü ve oyunu da istediği gibi yürüttü.
Alex'in sakatlanmasından sonra bordo-mavililer, rakip sahaya kamp kurdu. Demek ki Alex, Fenerbahçe'nin her şeyi.
Alex, Özer ve Bienvenu'nün direkten dönen topları Trabzonspor'un şansı idi.
Burak amacına ulaşarak kral oldu. Maçı iyi yöneten ancak yardımcısının ofsayt bayrağına rağmen Fenerbahçe'nin golünü veren Aydınus, Burak'a ayak basan Cristian Baroni'ye ikinci sarıyı göstermedi.

KALECİLER GEÇİT VERMEDİ
Türkiye'nin en iyi iki kalecisi Tolga ile Volkan, kalelerini kapatarak puanların paylaşılmasında başrolü oynadılar. Bordomavililerin İstanbul'un plakası olan 34. dakikada sahaya beyaz atletlerini atması ilginçti.
Şenol Güneş'in Halil, Cech ve Henrique değişimi takımı öne çıkardı.
İlk yarıda sarı-lacivertlilerin 4 artı 4 defansını geçemeyen bordo-mavililer, ikinci yarıda Alex'siz Fenerbahçe'yi çok zorladı. Ancak beraberliğe ulaştılar, galibiyete uzanamadılar.
İlk yarının en iyi konuk oyuncusu Baroni idi. Ve boş bırakıldığı için de golü rahat attı.
Neticede tansiyonu yüksek karşılaşma dostça bitti ve puanlar paylaşıldı.
Necmi Perekli: Direklere şükür
İki takımın teknik adamı da maçı ciddi olarak kazanmanın planlarını yapmışlardı.
Hücumda tekli santrforlarını iki forvet ile destekleyerek gol ararlarken, savunmalarında dörtlü defansa tek yönlü oyuncularla daha fazla güvenliğe de önem vermişler.
Orta sahayı iyi kontrol edip doldurabilen takım oyuna sahip olacaktı.
Nitekim ilk bölümde bu üstünlük Trabzon'daydı.
Fakat sonradan inisiyatif ve kontrol rakibe geçti.
Bu kontrol Trabzonspor'u oyundan düşürünce rakibi de sık sık gol pozisyonu yakalamaya başladı. Alex'in kaçırdığı, Sow'un atamadığı pozisyonlar akla ziyan pozisyonlardı.

TARAFTARLIK BU MU?
Fakat ilk yarının sonunda rakip yakaladığı pozisyonu gole çeviririken, Trabzonlu oyuncuların olmayan ofsayt için duraklamaları büyük hataydı.
İkinci yarı Fenerbahçe'nin daha da üstün oynaması beklenirken, rakibinin laubali futbolu Trabzon için hiç olmazsa mağlubiyetten kurtuluşun bir fırsatı olacaktı.
Ev sahibi takım bu fırsatı yakalayarak beraberliğe ulaştı.
Bu arada Fener'in direklerden dönen üç topu var ki, şans faktörünün Trabzon tarafında olduğunu unutmamak gerek.
Ey taraftar! Sizin bu yaptığınız bu devirde hangi medeniyete ve spor ahlakına uyar.
Fenerbahçe puandan çok bu kompozisyona daha fazla sevindi bilesiniz.
Hakkı Yalçın: Fırtına efendileri
Bir takımın 3 topu direkten dönüyorsa, bazen kale direklerinin kalecilerden daha değerli olduğu gerçeğine mi bakmalıyız?
Talihsizliğin daniskasına mı?
* * *
Psikolojik bir maçtı.
Fenerbahçe kazanmayı istediği zaman başkaydı, korumayı düşündüğü zaman başka.
Maç boyu savunma göbeğini "çifti kilitli" savunan takım, bir anlık gafletin bedelini beraberlikle ödedi.
* * *

Maçın tümünde iki takım arasında büyük fark var.
Fenerbahçe'de sadakat.
Trabzonspor başıboşluk.
Fenerbahçe taktiksel.
Trabzonspor doğaçlama.
Fenerbahçe "biz."
Trabzonspor "ben."
Fenerbahçe pozisyon yoğuruyor.
Trabzonspor bir pozisyon için dokuz doğuruyor.
Fenerbahçe sıkı dostlar.
Trabzon umarsızlar tayfası.
* * *
İkinci yarıda Fenerbahçe'nin farkı açacağı pozisyonlar da vardı ama o klasik geri çekilme seansları başlayınca, "golün vtr'si" yayına girdi.
Ve beraberlik golü.
* * *
Tribün gerginliğine inat, gecenin en anlamlı görüntüsü sahanın içindeydi.
Böyle bir ortamda kendilerini kaybetmeyen futbolcuları "fırtına efendileri" olarak yorumlayabiliriz.
Dün gece sahanın içi, dışını yenmiştir.
Tribünlere gelince...
Yapılanların cezasının play-off denen sisteme yansımaması, dünkü olayların sebebi ve davetiyesiydi.
Selçuk Yula: Sahada konuşmak
Haftalardır konuşulan maç berabere biterken geride sadece tribünlerde çıkan olaylar hatırlatacak. Sahaya atılan en masum maddeler iç çamaşırlarıydı!
Neyse zaten bunlara alıştık. Biz sahanın içine dönelim; oraya dönerken de tribünlerin provokasyonuna ayak uydurmayan futbolcu kardeşlerimi kutlayalım. Yoksa bu maç bitmezdi.
Güneş'in sahaya sürdüğü kadro daha ofansif görünse de maça iyi başlayan ve pozisyonlar bulan F.Bahçe'ydi.
Emre'nin yokluğunda Cristian hem onun görevini üstlenirken hem de defansif görevini iyi yapmaya çalıştı, ta ki yorulana kadar. F.Bahçe'nin kaleye giden üç topunun direkten dönmesi "Tolga'nın kalesini melekler koruyor" şeklinde yorumlara neden oldu.

F.BAHÇE HAK ETMİŞTİ
F.Bahçe ilk 45 dakikada tartışmasız 'üstün' olan taraftı. Giray'ın son saniyedeki kafa vuruşundan başka pozisyon bulamayan Trabzon'un aksine F.Bahçe 4 golle içeri girebilirdi.
İkinci yarıda Alex sakatlanıp çıktıktan sonra orta sahada daha üstün olan Trabzon, etkili gelmeye başladı. Ama Bekir'le Yobo'nun Burak'ı sahadan silmesiyle pozisyon bulmakta zorlandılar. Ne gariptir ki gelen gol onların ortak hatası ve Burak'ın vuruşundan oldu.
Güzel derbiydi, futbolcuları kutluyorum ama genelde hak eden F.Bahçe'ydi.
Demek ki önemli olan dışarıda değil sahada konuşmakmış.
Gürkan Kubilay: Fenerbahçe Devler Ligi'ne
1-Emre tercihi tartışıldı Kocaman'ın. Bence yeteneği az olsa da dediğini dinleyen ve mücadele edeni, yeteneği çok ama daha az söz dinleyene tercih etmesi ve "Avrupa'nın dahi ortadan atakla en çok atan takımı olan'' Trabzon'un bu özelliğini Selçuk ve Cristian'la kesme anlamına da geliyordu.
2-Selçuk ve Cristian bunu, hem de inanılmaz koşarak yardıma gelen Caner ve hücum anlamında da en iyi oyununu oynayan Topuz ile yapınca, ortadan gelemeyen Trabzon tuzağa düşüyor, ''kanatlardan orta yapmaya" gidiyordu. Ancak ne Volkan'ın ortaları, ne de "Bu maçta atmalıyım'' psikolojisi ile sürekli vuran Olcan'ın çabası yetmiyordu.
3-Takımların çıkarken çok top kaybı yapması negatif taraftı. Ama F.Bahçe topu gol bölgesinde özellikle de Topuz iyi kullanınca üç mutlak pozisyona giriyor, Bekir ve Yobo'nun uyumu, Colman ve Aykut'tan destek alamayan Burak'a pozisyon verdirmiyordu.
60'a kadar temposuz

4-Cuma TNT'de 90+1 programımda anlattığım, Avrupa'da kafaya oynayan takımlar içinde ''göbek atağı ile en çok gol yiyen takım olan'' Trabzon'un bu özelliğini elbetteki ''iyi analizci Kocaman da'' biliyor, golü de oradan attırıyordu.
5-Koşmasına rağmen kırmızı riski, Caner-Stoch'un etkisiz olması da Olcan-Halil değişikliği yaptırıyor, Trabzon'da 4 oyuncunun yeri değişiyordu.
6-60'a kadar temposuz giden oyun, burdan sonra orta sahalar düşünce kale önlerinde oynanıyor, savunmadan çıkışta yaşadığı sorunlar, savunmanın en temel kuralı olan ''topu ortaya değil, kenara savur" felsefesini unutan Fener'e golü yediriyordu.
7-Son 15 dakika iki takım da kazanabilirdi. Alex'siz Fener ile ''direk şanslı'' Trabzon'un mücadelesinde en azından Şampiyonlar Ligi biletini cebine koyan Sarı Kanarya kazançlı çıkıyordu.