Canı çok oynamak istediği günlerde "Alex'in dediği olur" şeklindeki gecelerden biri olarak başladı mücadele. 2010'da resmi olarak en çok karşılaşan iki ekibin bu sezonki son randevusuna daha baştan damgasını vuran Alex, 5'te önüne alıp nefis vuruşuyla takımını 1-0 öne geçirdi. Alex ilerinin etkili ismi olurken, Bilica da savunmada tuhaf paslarıyla takımını ateşe atıyordu. Hele 7'de Volkan Şen'e yanlış pasını bu futbolcu sürüp vurduğunda önce Volkan Demirel sonra direk F.Bahçe adına engelleyenler oldu. 'Acıların santrforu' Güiza dün gece bir tek 8'de sahne aldı. Yarım saha sürüp 'Artık oldu' denilen pozisyonda Ivankov karşısında garipliklerine bir yenisini ekleyip net fırsatı kaçırınca tribünler de ona sırtını döndü. Sahanın arzulusu Alex'in 11'de dışarı giden vuruşunun ardından 22'de Vederson'un şutunu tamamlayan Santos'la F.Bahçe farkı ikiledi.
FAZLA RAHAT YARAMADI
İki fark rahatlığı fazla sürmedi ev sahibi için. 27'de Batalla soldan gelen ortayı kafayla ağlara gönderip 2-1 yaptı. 35'te Alex'in direkten dışarı giden vuruşunu izledik. Alex'in bu kadar istekli olduğu gecede F.Bahçe iyi bir golcüyle mücadele edebilse belki farkı açıp rahatlardı. Ama bu Güiza'yla olmadı, olamazdı da. Her geçen dakika temkinli Bursa'nın yoklamalarını izledik. F.Bahçe atamayan olunca Bursa'ya gün doğdu. 88 ve 90'da Ozan İpek'in iki golü son haftalarda yitirilen 2 puanlara son verip, F.Bahçe'yi sahasında puansızlığa mahkum etti. 70 dakika Güiza'ya sabreden, rakibini izlerken hiçbir anlayış değişikliğini hayata geçirmeyen Fenerbahçe, karşısında kuvvetli bir rakip bulunca teslim oluverdi. Önünde Lille gibi kritik bir sınavı olan sarı-lacivertliler için artık ciddi ciddi düşünme zamanı geldi. Zaten çoktan da gelmişti de skorlar
'susturucu' gibiydi...