'Eskişehir'de dersimi aldım!'... Daha dakika 4'ü gösterirken Keita'nın verdiği asistle Jo'nun Galatasaray adına imzaladığı golün verdiği mesaj bu. Arkasından 5'te Giovani'nin kalecide kalan şutu ve 8'de Jo'nun ceza sahasındaki karambolden sıyırıp ağlara yollamaya çalıştığı vuruş da bu durumu teyit ediyor.
İleride Jo-Keita-Giovani ve Elano'dan oluşan 4'lünün yaptığı tempo rakip takımı bunaltıyor gözükse de acı defans gerçeği oyun ilerledikçe çıkıyor ortaya. Mesela Sarp, '
forma benimdir benim kalacak' dercesine aşırı bir motivasyonla oyunda. Ama 'partneri' Barış' oldukça hovarda. Defanstaki 4'lünün arasındaki kopukluksa Ankaragücü baskısını hissettirmeye başladıkça tekrar çıkıyor su yüzüne... Ankaragücü öyle kolay lokma olmadığını orta sahadaki 'oyun bozanlığı' ile hissettiriyor.
İlerideki Vittek ve Vassell ise net pozisyon yaratmıyorlar ama net olarak defansın kabusu oluyorlar... Özetle Ankara bir yandan, Galatasaray bir yandan zorlayınca sahadaki 'kollektif' olması gereken futbol daha çok orta sahada sıkışan 'tempolu kollektif karambol'e dönüşüyor. Bu 'bir oradayız bir burada' şeklinde devam eden kaleler arası mekik
37'de Keita'nın zekası sayesinde bozuluyor. Orta sahadan çaldığı topu peşine 4 adam takarak, ki bu adamlardan 2'si (Koray ve M.Hanefi) onu faulle durdurmaya çalışmasına rağmen, müstakil olarak ağlara yolluyor. İkinci yarı 63'te Keita'nın pasında Barış'ın dışarı giden sert şutu dışında iki takım adına da pozisyonsuz geçiyor. Hatta oyun orta sahaya öyle sıkışıyor ki kaleciler heyecanlanmıyor bile!
HOŞGELDİN BAROS
Gol yok ama
Galatasaray seyircisini gol kadar sevindiren bir dakika yaşanıyor 75'te: 25 Ekim'den bu yana sahaya çıkmayan Milan Baros oyuna giriyor. Nitekim son sözü de o söylüyor 90+3'te. Bu maçın en çalışkan ismi Keita'nın sağdan ortasını sektirmeden ağlara yolluyor. İlk yarının ilk yenilgisini Ankaragücü tattırmıştı Galatasaray'a. Ev sahibi rövanşı eşit skorla alıp şampiyonluk yarışına tam gaz devam ediyor.