Önce taraftara kendini kabul ettiren Ertuğrul Sağlam, ardından takım içindeki kaynaşmanın temellerini de atmaya başladı. Başarıda en önemli olayın sevgi ve kolej havasını yaratmak olduğunu düşünen Bursaspor'un genç hocası, ligde alınan iyi sonuçlarla keyiflenmeye başladı. Artık tribünler de tamamen doluyor ve şehir takıma büyük destek oluyordu. Sağlam ligde ilk 7 hafta sonrası yardımcılarını odasında topladı ve şunları söyledi:
"Biz bu ekip ruhu ile Avrupa Ligi vizesini kesin alırız. Şampiyonlar Ligi'ni de zorlarız. Ama takım bu düşünceyi daha kaldırmaz. Bunu yavaş yavaş oyuncularımıza empoze edelim." Mesaj alınmıştı. Bu günlerde takımdaki tek sıkıntı ödemelerdeki aksaklıktı. Bu durum Sağlam'ın canını sıkıyordu. Ama yönetime de mesajı vermişti:
"Çocukları mağdur etmeyelim."
LİGDE YARIŞ ALT ÜST OLDU
Medyaya sivri açıklamalar yapmayan Sağlam ve ekibi, yerel basınla da iyi ilişkiler kurdu.
Haftalık düzenli basın toplantılarında her soruya açık ve net cevap verilirken, Bursa şehrinin bu takıma sahip çıkması gerektiği sürekli vurgulandı. Ligde yarış sürerken Galatasaray'ın düşüşü, Beşiktaş'ın toparlanma süreci, Bursaspor'un zirveyi zorlamasına sahne oldu. Şükrü Saracoğlu'ndaki Fenerbahçe- Galatasaray derbisinde sevinen taraf değişmedi. Artık Türkiye'ye geldiği günden beri
'dokunulmaz' görülen Rijkaard sorgulanır, kazansa da bir türlü tribünlerin gönlünü alamayan Daum ise
'alkışlanır' oldu.
HEPSİ BİRER KAHRAMAN
İki ezeli rakibin üst üste puan kayıpları, Beşiktaş ve Bursaspor'a yaradı. Bursa şehrinde
"Şampiyonluk neden olmasın?" sesleri yükselmeye başladı. Devre öncesi Beşiktaş'ı deviren Bursaspor istikrarlı çıkışını devam ettiriyordu. Bu maçtan önceki gece Bursa'nın kamp yaptığı otelde Ertuğrul Sağlam'ı ziyarete gitmiştik. Sağlam, Beşiktaş maçı için umut doluydu ama bir kadar da yorgundu:
"Kazanırız diye düşünüyorum. Çocuklar buraya kadar süper geldi. Onlar benim gözümde birer kahraman. En önemli sıkıntıya rağmen!" O sıkıntı da paraydı. Bursaspor'un vergi borçları ve nakit sıkıntısı büyüktü. Takıma uzun zamandır ödeme yapılamıyordu. Primleri hariç. Çünkü Sağlam sezon başında yöneticilere şunları demişti:
"Ekonomik kriz her takımda var. Ödemelerde sıkıntı olabilir. Fakat maç primlerini, ne yapın ne edin ödeyin" Yeşil-beyazlı yönetim sözünü tutmuştu. Oyuncuların normal ödemeleri yapılamıyordu ama primler ilk yarı boyuncu tıkır tıkır ödendi.
Ligde ilk yarıyı Fenerbahçe lider bitiriyordu. Bursaspor ise Galatasaray'ın ardından üçüncü sıradaydı. Ve Bursa Özlüce Tesisleri'nde çok kritik bir zirve yapıldı...
'HOCAM, NE İSTİYORSUN SÖYLE'
Devre arasında yöneticilerin, "Az da olsa şampiyonluk havası başladı. Takviye yapalım mı?" sorusuna Ertuğrul Sağlam, "Futbolcuların paraları içeride. Bizi buralara bu takım getirdi. Karakterli oyuncularımız var. Buraya kadar nasıl geldiysek, bundan sonra da öyle gideriz. İki yabancı alsak, en az 4 milyon Euro edecek. O parayla futbolcuların alacakları kapatılır. 'İki oyuncu kazanacağız' diye takımı kaybetmeyelim" sözleriyle noktayı koyar. Transfer yapılmaz. Sadece Sağlam'ın isteğiyle bonservisi elinde olan eski öğrencisi Leo İglesias alınır.
YARIN: SAĞLAM, UMUDUNU NASIL KORUDU?