Göçmen kuşlar misali gibi göç ediyor Ali Sami Yen ahalisi... Bir zamanlar Mecidiyeköy'e gidilirdi. Şimdi paralel yönde kuzeyi gösteriyor levhalar... Metro istasyonundaki yön de ters istikamette artık. Yeni nokta Sanayi durağı... Zaten çok da aranmıyoruz, sarı- kırmızı bir renk denizinin peşine takılmak yeterli... Normal yolcuların şaşkınlıktan gözleri büyümüş.
Vagon da zıplayıp şarkılar söyleniyor. "Yeni Malatyaspor" ve "Mekan oynatıyor abi" en gözde sloganlar. Sanayi'den sonra aktarma için yürüyüş başlıyor. Yeni treni bekliyoruz ve görünür görünmez kıyamet kopuyor: "Alemin kralı geliyor."
Kısa bir yolculuktan sonra Arena heyecanı başlıyor. Anons ve yönlendirmelerle yürüyoruz. Orhan Veli'nin şiiri gibi: "
Gemlik'e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma!" Ve karşınızda tüm görkemiyle Aslan'ın yeni yuvası.
Yüzlerce turnike var ancak elinizdeki bilet hangi kapıya aitse barkod onu okuduğu için oradan girmek zorundasınız. Elde bilet beş kez bir aşağıya bir yukarıya yollanıyorum yok, nafile.
Biri halime acıyıp bakıyor ve "Buyurun bura
sı" diyor. Giriş; Nasrettin Hoca türbesi gibi. Gibi fazla; aynen öyle: Kapısı var etrafı açık. Sürgülü bir kapıdan içeri girip koca alanda tam köşede üç adet turnikenin önünde duruyorum. Biri bileti alıyor, öbürü turnikeyi boşa çeviriyor, ben yandaki geniş alandan içeri giriyorum.
POPESCU VIP'TE
VIP salonu şık erkekler ve kadınlarla dolu... İşadamı Cem Hakko, coach Oktay Mahmudi, efsane futbolcu Popescu, sanatçılar, gazeteciler, siyasetçiler ilk göze çarpanlar... Tuvaletlerde sıra yok, yemekler gayet temiz ve güzel.
Uyarılara rağmen herkes püfür püfür sigara içiyor.
Işıklar, sesler, ambians nefes kesse de,
Ali Sami Yen'deki alışkanlıklar burada da sürüyor. Başkan, futbolcu herkes yuhalanıyor. Stat muhteşem ama seyirci eski...
Tatsız tuzsuz maç bitmeden yola düşüyoruz. Önce metroyu deniyoruz. Ancak taraftarlar güvenlik endişesiyle gruplar halinde alındığı için kalabalığı yarıp inşaat halindeki yollardan kendimizi
Maslak-
Zincirlikuyu yoluna atıyoruz.
Artık kim kalmış ve izliyorsa stadyumda şenlik sürüyor. Havai fişekler geceyi aydınlatıyor.
Dönüp bakıyorum ve o an aklımdan Ali Sami Bey, Metin Oktay, Baba Gündüz geçiyor. G.Saray tarihinin ve taraflı tarafsız her sporseverin saydığı o güzel insanlar... Biz Ali Sami Yen'den buraya göçerken acaba o insanların karakterini, alçak gönüllüğünü, rakibe saygısını, ahlakını da getirecek miyiz?