Haftanın maçında Fenerbahçe, Trabzonspor'u 2-0 mağlup ederek şampiyonluk için umutlandı. Bununla birlikte Gezer'in tartışılan kararları var. Karşılaşma ile ilgili neler söyleyeceksiniz?
Türkiye futbol medyası, nasıl bir Fenerbahçeli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Başlıklara bakıyorum; "Fenerbahçe harika, muhteşem" diye!.. Neredeyse Fenerbahçe'yi şampiyon ilan ediyorlar!
Şöyle olsaydı; maçtan evvel, Fenerbahçe, Trabzon ile puan puana olsaydı. Karşılaşma, 'Şampiyonluğun düğüm maçı' diye ilan edilirdi. Pazartesi günü de Trabzon kazanıp, farkı 4 puana çıkarsa, 'Trabzon arayı açtı' diye yazarlardı. Şimdi ara 4 puan ve Fenerbahçe 'şampiyon' ilan ediliyor. Mantıklarına bakar mısın!.. Nasıl bir sarı lacivert gözlüktür bu?
Ama ben şunu söylüyorum: Bu senenin şampiyonu Fenerbahçe olacak.
Bu medya Fenerbahçeli; medyanın Fenerbahçeli olduğunu bu ülkenin bütün hakemleri biliyor. Devre arasında Aziz Yıldırım'ın attığı dayağın, hakemleri nasıl etkilediğini ikinci haftada gördük.
Bünyamin Gezer'in maçı nasıl Fenerbahçe gözlüğü ile yönettiğine şahit olduk. 'Efendim, Selçuk'u attı.' Mecburdu! Selçuk'u atar atmaz da bir Trabzonluyu atmanın hazırlıklarına başladı. Glowacki'nin gördüğü iki sarı kartın arasında iki dakika var. Selçuk'un oyundan atılmasından iki dakika sonra bu kartları gördü. Herkes biliyordu, bir Trabzonlunun atılacağını... Doğru, yanlış tartışmıyorum. Ama herkes biliyordu ki 'Trabzon'dan biri gidecek.'
Emre'ye 5 sarı kart çıkması gerektiği konusunda tüm yorumcular ittifak etti. Ama Emre, 90 dakikayı tamamladı. Lugano'ya en az 3 sarı kart gösterilmesi gerekiyor, bir tane gördü, Lugano 90 dakikayı tamamladı!
Devre arasında Aziz Yıldırım'ın, Murat Özaydınlı'nın ve Emre'nin hakeme fırça attığını gazetelerde okuyorum. Hakemden bir tepki yok. Kıyametleri koparmıyor, 'Ne işi var hakemin yolunda, Fenerbahçe yönetiminin' diye... Bu hakemler, Fenerbahçe'den başkasını şampiyon yaparlar mı?
Trabzon tarafına bakalım... Maçı Fenerbahçe kazanmadı, Fenerbahçe futbol adına bir şey de oynamadı. Kimse şişirmesin. Fenerbahçe'nin bir tane özelliği var; duran topu iyi kullanmak. Rakip sahanın neresinden olursa olsun, Fenerbahçe duran top kazanmışsa, Alex oyunda ise gole yakın demektir. Korner, frikik, neyse... İlk golü böyle attı, Fenerbahçe... İkinci golü de hakemin Emre'ye, sarı hattı kırmızı çıkaracağı bir pozisyonu, görmezden gelmesi ile kapılan top ve kontrataktan buldu. Birinci gol duran top, ikinci gol hakem. Nerede Fenerbahçe!.. Kimse palavra atmasın.
Trabzon'u soruyordun, 'Lider, puan farkını açtı' diye... Ben ne cevap veriyordum: "Her takım kötü; her takım kötü olduğu için mi Trabzon lider, yoksa Trabzon iyi olduğu için mi Trabzon lider, buna karar vermek için erken."
Şenol Güneş, Fenerbahçe maçını elleriyle teslim etti. Ben bu kadar korkak bir hoca görmedim. Dünya Kupası yarı final maçında, Brezilya'ya korkaklığından kaybettiğini söylediğim zaman, yer yerinden oynadı. Beni vatan haini ilan etiler. Yıllar içinde Şenol da bir gelişme bekliyordum ama Fenerbahçe-Trabzon maçı gösterdi ki Şenol'da gelişme yok.
Sen 7 puan öndesin. Maçı kazanırsan Fenerbahçe'yi maddi, manevi bitireceksin. En güçlü rakibini... Ve neredeyse şampiyonluğunu ilan edeceksin. Kaybedersen; hala 4 puan öndesin. Yani kaybetme korkun hiç yok, kazanırsan işi bitirebilirsin. Bu durumda bir takım korkak futbol oynar mı? Sahaya savunma takımı çıkarır mı? İyileşip, iyileşmediği belli olmayan Egemen ile başlıyor, korkudan... 19. dakikada ilk değişiklik hakkını boşu boşuna kullanıyor.
Fenerbahçe 2-0 galipken, sonuncu değişiklik hakkında oyuna soktuğu adam Tayfun!.. Bunun mantığı var mı; bunu bana birisi anlatsın. 2-0 mağlup olmakla, 4-0, 7-0 kaybetmenin mantığı var mı?
Trabzon'da dikine oynayan ve Fenerbahçe'nin savunmasının en zayıf yanı, ortadan, yerden oynayanlar adamlar. Havadan oynadığın zaman Yobo, Bilica, Lugano, hangisi oynarsa oynasın, armut piş ağzıma düş, bayılıyorlar. O Fenerbahçe'nin ortadan ve yerden her zaman gedik vermeye, her zaman sarı kart görmeye, mahkum savunmasına karşı oynaması gereken bir adam var elinde, onu 90 dakika kenarda tutuyor. Hiçbir işe yaramadığı açıkça görülen Engin, Burak ve Umut'u 90 dakika oynatıyor.