Bamberg'de Beko Süper Cup'ta aldığımız 3 mağlubiyet herkes için sıkıntı yarattı. Oynayana da, yönetene de, izleyene de, yorumlayana da...Rakipler orta üst düzeydi. Almanya, Litvanya, Hırvatistan...
Basketbolu doğru oynayan, bıkmadan mücadele eden, yıldızlarından yoksun gençleştirilmiş üç kadro. Sahada bizim takımı izlerken rakibin hücum düzenlerine ve tarzına çok ilgi göstermediğimizi, yani detaylar ile uğraşmadığımızı hissediyorsun.
Bizdeki savunma anlayışı bireysel tecrübemize ve o günün adrenalin koşullarına bağlı. Bu karar ve uygulamalar tamamen koçun kendi tercihidir. Tanjevic öyle planladığına göre bizler de bunu böyle kabul edip başarıyı bu şartlarda yakalamalıyız.
Son 3 mağlubiyet ortaya "Biz bu basketbol ile Ankara'dan nasıl çıkarız" sorusunu çıkarsa da Dünya Şampiyonası'nın startına 11 gün, altın değerindeki Rusya ve Yunan maçlarına daha iki hafta var. Biz ilk önce başarmak için nerede olduğumuzu bilip doğruları yakalamalıyız. Kaybettiğimiz dört takımdan üçü Sırbistan, Hırvatistan, Litvanya bugünün çağdaş basketbolunun çok önemli detayı olan pick and roll'ü (toplu oyuncuya yapılan perde ve pota altına devrilme) akademik seviyede başarılı uygulayan takımlar. Ne Porto Riko'nun ne Çin'in böylesine oyun zekası, çabukluk, topun şiddetle dönüşüne dayalı bir oyun tarzları yok.
Fildişi Sahili maçı da kaliteleri ne olursa olsun bize bir resmi galibiyet getireceğinden Dünya Şampiyonası'na üçte üçle başlayacağımız yüzde 99. Ama devamının bireysel zorlamalar düşük tempo ve savaşmadan oynayarak oluşmayacağı kesin.
BAYRAK SEVGİSİ EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ
Hafta sonu Bamberg'teki kupada tüm milli takımların maçlarından önce milli marşları çalındı. Herkes kendi marşına sahip çıkıp katılıyor doğal olarak. Bir de gel bizimkini izle. Yüzlerce bayrak bir o yana bir bu yana, salondaki 400 Türk binlerce insanın sesine bedel.
Bu tüyleri diken diken eden ve ulusumuza öz o bayrak sevgisi bence en büyük gücümüz olacak Dünya Şampiyonası'nda. Bu şampiyona başka bir yerde oynansa oyun kurucuların sakatlıkları, oyunumuzun sertliğinin hala oturmamış olması gibi sıkıntılarla şansımızın büyük olamayacağını söylemek dürüstlüğünü göstermeliyiz. Basketbolu çok iyi bilen Ankara seyircisinin büyük desteği ile oynayacağımız, hatta savaşacağımız Rusya ve Yunanistan maçlarının heyecanına ve oluşabilecek başarılara İstanbulluların da coşkularını ve desteklerini ekleyerek
biz bu işin içinden ancak saha içi ve saha dışı ortak konsorsiyumun performansı ile çıkabiliriz. Yunanlıların, İspanyolların, Sırpların evlerinde yarattıklarının daha da fazlasını üreterek.
Alacağımız her bilet, katılacağımız her maç izlemekten de öte savunma ve direncin tribünde bir parçası olacağımız bir şampiyona yaşayacağız hep beraber.
CEVHER 'SAVAŞMADAN KAZANAMAYIZ' DEDİ
Son Almanya maçında oyunun mücadele ve arzu düzeyine ortak olamadığımız için 20 sayı geride oynarken Cevher'in oyuna girdiği son çeyrek bir anda bize savaşçı bir kimlik kazandırdı. Cevher'in arzusu ve dinamikliği bir anda o ölü toprağını attı üzerimizden. O tek kişilik kıvılcım tabiî ki yetmedi. Ama Cevher en büyük doğrunun altını çizdi bir kez daha, savaşmadan kazanılmaz diyerek. İlk hava atışına kadar mutlaka rayına oturacağız. Ama Ender'in arka adalesinin hala çektiği, Evren'e maalesef tam güven veremediğimiz, Kerem Tunçeri'nin de 12 günün yükünü tek başına kaldıramayacağı bir ortamda en büyük kozumuz şampiyonanın ülkemizde olması. Tribünlerin oyuna katacağı enerji Bamberg'teki havanın tersini yaratır.
"itiraz etme, yap faulü devam et"
Basketbol hayatı savaşmak ve mücadele etmek üzerine kurgulanan Kerem Gönlüm'den başlayarak bitmeyen enerjisi ve baskısıyla Sinan'la devam ederek, Tunçeri'nin olgun hırsı, Ömer Aşık'ın blokları, Ersan'dan Oğuz'a herkesin ortaya koyacağı üst düzey sertlik ve savunma arzusu bizim en önemli silahımız olacak bu saatten sonra.
Maç başına yirmi civarında olan faul yapma sayımızı 2 ile çarpmalıyız. Kim çalacak sana ülkende o kırk faulü. İtiraza bile gerek yok faul yaptın dön savaşmaya devam diğer sertlik anına kadar. Ümitsizliğe yer olmayan gerçekleri düşünüp doğruları yakalamak gereken günlerdeyiz. Finallerde olabilmek için coşkuyu, huzuru ve sertliği arttırmalıyız da arttırmalıyız.