- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Ufak tefek bir hata olarak 6 şehit
Bir hedefe ulaşmasını engelleyecek faktörleri hesaplayan kişiye '
karamsar' derler. Yanlıştır. Karamsarlık, engelleri gördükten sonra, umutsuzluğa kapılarak, hedefe yürümekten vazgeçene denir.
Kürt Açılımı denen
demokratikleşme sürecinde de, karamsarlığa kapılmadan, engelleri hesaplamak ve temizlemek gerekir.
Mesele sadece
Deniz Baykal ile
Devlet Bahçeli ya da GK Başkanı
Başbuğ'un
kırmızı çizgili konuşmaları değil.
Planlı ya da
tesadüfi olaylar da, süreci sekteye uğratabilir.
***
İşte ilginç bir örnek...
Yıldıray Oğur'un haberinden okuyalım:
Başbakan
Erdoğan, DTP Başkanı
Ahmet Türk'e geçen
29 Mayıs için randevu veriyor.
Ancak
27 Mayıs günü
Hakkâri Çukurca'da patlayan mayın,
6 askerin şehit olmasına yol açıyor.
Ankara'ya gelen bilgiye göre mayın uzaktan kumanda ile patlatılmıştır. Yani bir
saldırı söz konusudur.
Bunun üzerine Başbakan çok bozulur. '
Tam bir adım atmaya karar veriyorsunuz, bombalar patlıyor' diyerek randevuyu iptal eder.
O arada da Hava Kuvvetleri uçakları kalkmış ve
PKK kamplarını vurur. (Taraf, 27 Ağustos)
***
Bu haliyle olay nasıl yorumlanır?
Şöyle bir şey: "PKK yumuşamayı engellemek için saldırdı; cevabını aldı ama diyalogu kesmeyi de başardı."
Görüntü bu, peki ya gerçek?
Galiba gerçek epey farklı!
Bir süre önce internete düşen ses kaydında, bölgede görevli bir
tümgeneral ile bir
tuğgeneral konuşmaktalar.
Tuğgeneral, söz konusu mayınları kastederek, '
Komutanım, uzaktan komutalı değil maalesef' diyor... Diğeri şaşırınca, '
Bizzat kendim yerleştirdim...' diye devam ediyor.
Tuğgeneral mayınları savunma amaçlı yerleştirdiğini ama askerlerin laf dinlemeyip ihmalkârlık yaptığını söylüyor.
Telefonun öbür ucundaki tümgeneral de, '
Önemli değil, mücadelede böyle ufak tefek hatalar olur' diyor.
***
Bu olayda, 6 şehidi "ufak tefek bir hata" görmek başta olmak üzere, çok sayıda
hukuki ve
ahlaki sorun var.
Konumuz açısından en önemlisi şu: Madem gerçek bu, niye
Ankara'ya "PKK mayın patlattı" deniyor?
Niye yalan söyleniyor?
Dün burada değindiğimiz er
İbrahim Öztürk olayını hatırlayın: El bombasıyla ilgili babası
Hacı Öztürk'e,
valiye ve
kamuoyuna yalan söylemişti.
Mayın olayında ise yanıltılan Başbakan!
***
El bombası olayı, nihayetinde genç ve tecrübesiz bir teğmenin suçu...
Bu teğmeni yargılamanın ve cezalandırmanın hiçbir zorlu, meşakkatli, alengirli yanı yok.
Ama asıl yapılması gereken, söz konusu Tuğgeneral ile Tümgenerali
tarafsız ve bağımsız yargının önüne getirmek.
Dikkatinizi çekerim: Bu kişilerin tek sorumluluğu ölen 6 er değil. Gerçeği gizleyerek, yalan söyleyerek siyasi ortamı da etkilediler. (Arada başka kimler vardı?)
Eğer mayınların askeriyeye ait olduğu ve ihmalkarlık sonucu patladığı bilinseydi... Başbakan Erdoğan, Ahmet Türk randevusunu iptal etmezdi.
Özetle: 1) O Tümgeneral ile tuğgeneral yargılanacak mı? Şehit erlerden,
Deniz Demirci'nin suç duyurusunda bulunan ailesi, aradığı
gerçeğe ve
adalete kavuşacak mı?
2) Bu tip çalılar temizlenmeden, "açılım kervanı" yoluna devam edemez. Aksi halde; mayın patladı dur, bomba kondu dur, apoletli konuştu dur...
Bazı haller vardır; durursanız, düşersiniz!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın