5 günlük hava durumu
23 Ağustos 2010 Pazartesi
NAZLI ILICAK
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: NI yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373

Bu kitap çok tartışılacak

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın "Haliç'te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabının önemli bölümlerini dikkatle okudum. Edindiğim izlenimi sizlerle paylaşmak isterim.
Hanefi Avcı, dürüst bir Emniyet mensubu. Askerin siyasete müdahalesine, 28 Şubat gibi gelişmelere, Susurlukvari yapılanmalara ve halkı yönlendirmeyi amaçlayan psikolojik harekâta karşı. Dindar; hatta bu yüzden zaman zaman "Fethullahçı" dahi sayılmıştı.
Kitabında, Emniyet'teki atamalarda ya da yüksek makamları işgal eden polislere karşı düzenlenen "komplolarda", Fethullah Gülen cemaatinin rolü olduğunu ileri sürüyor. Cemaatin, Emniyet'te kilit noktaları tuttuğunu, TSK mensuplarından siyasetçilere kadar bir dizi önemli kişiyi hedef alacak şekilde bilgi topladığını ve gerektiğinde bu bilgileri sızdırdığını belirtiyor. Ama söz konusu iddiaları ortaya atarken, somut deliller göstermiyor. Meselâ, Deniz Baykal'ı da, Fethullahçı polislerin izleyip, deşifre ettiğini söylüyor. Baykal bir gün başbakan olsaymış, bu video görüntüleri servis edilecek ya da Baykal tehdit edilerek, ona şantaj yapılacakmış. Peki o zaman niçin başbakan olması beklenmedi ve servis edildi? Avcı, Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın da, cemaatin talimatıyla Yaşar Büyükanıt'ın adını iddianameye yazdığını ileri sürüyor. Hatta ona göre, Balyoz darbe planı, yasal olan "savaş oyunları" belgeleriyle kasten karıştırılmış, bir iki düzmece belge de ilave edilerek, cemaat tarafından servise sokulmuş. Avcı, Hrant Dink cinayetinin veya Danıştay saldırısının Ergenekon'la ilgili olmadığını da kesin bir dille ifade ediyor. Hrant Dink'in öldürülmesi milliyetçi dürtülerle hareket eden birkaç çapulcunun işiymiş. Organize bir hareket olsa Ogün Samast'ın cebinde para bulunurmuş, başındaki beyaz bereden de kurtulması kendisine söylenirmiş. (Bütün bunları, hangi kanıtlara dayandırıyor? Yargıya intikal etmiş konularda, böyle rahatça, nasıl ve neden yargısız infaz yapıyor? Doğrusu anlayamadım. Hrant Dink organize bir hareketin kurbanı değilse, İstanbul Valiliği'ndeki uyarıyı, Veli Küçük'ün davayı Kemal Kerinçsiz ve Muzaffer Tekin'le takip etmesini, suikast ihbarına rağmen jandarma ve polisin kulağının üzerine yatmasını nasıl izah edeceğiz?)
Bence, yazdıklarında üzerine gidilmesi gereken bir husus mevcut. Avcı diyor ki, "İstihbari amaçlı önleme dinlemeleri sorunlu. Fethullahçı polisler, farklı isimle, telefon numarası da vermeden, sadece telefonun İMEİ numarası üzerinden mahkeme kararı alabiliyor. İllegal terörist örgütleri kolayca takip edebilmek için yasanın verdiği inisiyatiften faydalanarak, farklı isimlerle çok önemli bürokratları, siyasetçileri dinleyebiliyorlar." Nitekim Avcı, bunu şikâyet etmek için Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e gitmiş. Ergin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) bu iddianın doğru olup olmadığını sormuş. TİB Başkanı Fethi Şimşek, "Adli dinlemelerde isimsiz dinlemenin olmadığını, olanlara da itiraz ettiklerini, ancak istihbari dinlemelerde, çok sayıda isimsiz dinleme yapıldığını" söylemiş. Avcı, TİB Başkanlığı'nda gerçekleşecek bir çalışmayla, isimsiz dinlemelerin ve aslında kimlerin dinlenildiğinin meydana çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu iddiaların araştırılmasında fayda var. Çünkü Avcı'nın iftira mahiyetindeki mesnetsiz savlarının haricinde, eldeki en somut iddia bu. Yasalara uymayan telefon kayıtları TİB arşivlerinde çıkarsa, bu dinleme kararlarını aldırtan polislerin de kimliği deşifre olur.
Avcı'nın bir diğer somut iddiası da şu: Emniyet'teki Fethullahçı örgütlenmenin tepe noktasında "Ömer" kod adlı kişi var. Bu şahsın asıl ismi Osman Hilmi Özdil. Bütün Fethullahçı teşkilât Ömer Bey'e bağlı olarak çalışıyor; ondan talimat alıyor, bilgileri ona ulaştırıyor. Bu da araştırılmalı.

***

Bence, Hanefi Avcı, çok özel işlerinde kullandığı iki telefonun dinlendiğini anlaması üzerine böyle bir kitap yazmaya karar verdi. Bir de, Habip Kanat ile ilişkili görülen, Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Şube Başkanı (KOM) Emin Aslan'ın tutuklanması ve yargılanması, onu çok olumsuz etkiledi. Hem kendisinin, hem Emin Aslan'ın, cemaatin hedefinde olduğu kanaatini taşıyor. Kitabın ardındaki görünür saikler bunlar olabilir.
Emin Aslan yargılanıyor; bu kadar tecrübeli bir Emniyet Müdürü, yargıya böyle açık bir müdahalede bulunur mu? Buna da şaşırdım doğrusu. Telefonunun dinlendiğini anlayınca, infiale kapılması doğal da, sanki bu kitabı biraz kendini korumak için yazmış gibi de geldi bana. Acaba, o dinlemelerde nasıl bulgular ortaya çıktı? Şimdi onu merak ediyorum.

Yazarın tüm yazılarını Facebook ve Google + sayfalarından takip etmek için tıklayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Fırtına çıktığında uyuyabilirim ( 22.08.2010 )
Kürtler neden "evet" der? ( 21.08.2010 )
Heron'da telefon kayıtları ( 20.08.2010 )
Hükûmet-HSYK ihtilâfı ( 19.08.2010 )
Aktütün-Mayın-Gediktepe-Hantepe ( 18.08.2010 )
Neden "evet"ler ilerledi? ( 17.08.2010 )
İslâmiyet, fakir ve zengin ( 16.08.2010 )
"Hayır" ne anlama geliyor? ( 15.08.2010 )
Anayasa değişikliği ve İLO ( 14.08.2010 )
Havuzlu villa tartışması ( 13.08.2010 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol