Dün, Devlet eski Bakanı Salim Ensarioğlu konuğumuzdu. Kürt sorununun çözümünde bölge dinamiklerinin önemini konuştuk. Ensarioğlu, bir süre önce Demokrat Parti'den ayrıldı. Önümüzdeki dönemde Diyarbakır'dan bağımsız aday olacak. Ensarioğlu ailesi bölgede hatırı sayılır ağırlığa sahip. Kendi deyişi ile "Ne devlete ne de örgüte minneti var!" Ama söyledikleri, gelecek adına önemli.
Örneğin, Diyarbakır Cezaevi yılları. İşkenceden geçtiği anların siyaset psikolojisine etkisi gibi... "İşkenceden çıktım ama dağa çıkmadım" mesajı ise anlamlı. Zira Ensarioğlu'na, "Çektiklerinize rağmen devlete kızmadınız mı?" diye sordum. Dedi ki... "O acıyı çektirenlere kızdım, devlete değil! Yoksa dağa çıkmam kaçınılmazdı."
Bölgedeki acı geçmişi özetleyen bundan çarpıcı açıklama ne olabilir ki?
***
Ensarioğlu,
"Devlet-Örgüt" ikilemindeki Kürt açmazında,
"Bağımsız üçüncü ses olma" iddiasında. Güçlü bir aşiret ve tarikat desteğine de sahip... Doğrusu, ders kitaplarında okuduğum, Doğu ve Güneydoğu'ya yaptığım seyahatlerde tanık olduğum
"aşiret yapısı"na ben mesafeliyimdir. Ancak, Ensarioğlu'nu dinledikçe,
"Aşiret bağları neden sivil inisiyatife dönüştürülemesin?" diye sordum. Aşiret gücüyle ya vizyonsuz yerel siyasiler üretildi ya da devlet politikalarının uzantısı korucu aileleri... Kuşkusuz aşiret dönüşümü kolay değil. Bu bağlar, hiyerarşik emir-komuta zincirini çağrıştıran, sorgulamaya imkân tanımayan yapılanması ile serbest karar vermeyi güçleştiriyor. Buna karşın,
"Devlet-Örgüt" kıskacında ikiyüzlülüğe bürünen veya nefret duygularıyla başkaldıran kitlelerin özgürlüğünden ne kadar söz edilebilir ki?
***
Ensarioğlu,
"Devlete hiçbir zaman kapıyı kapatmadım" dediğinde, neyi kastettiğini merak ettim. Ondaki devlet algısı,
"sivildemokratik siyaset" tabanında şekilleniyor. Ensarioğlu'nun terminolojisi ile
"Devlete kapı kapandı mı, JİTEM benzeri yapılanmalar araya giriyor. İş, çetrefilli hal alıyor. Yöntemler değişiyor!"
Söz, Ensarioğlu ailesinden açılmışken... Son dönemin popüler ismi Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Galip Ensarioğlu'nu ihmal etmemek gerek. TBMM yolunda şimdilik engelleri bulunan yeğen Ensarioğlu, yılların siyasetçisi amca Salim Ensarioğlu'nun yerini gençlere bırakmasını düşünüyor olabilir. Ama doğruları ve yanlışları ile Kürt kimliği ve sağ kanat siyaseti ile yıllardır ayakta kalan amcasını dinlemesinde sanki fayda var. Konjonktürel rekabet ayrı, Kürt sorununun çözümünde yakalanan tarihi fırsatın kullanılmasında sergilenecek irade ayrı mesele.